
Last Updated on 20 Eylül 2026 by Turizm Günlüğü
Dedeman Hotels & Resorts International Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, İzzet Çapa’nın sorularını yanıtladığı söyleşide Türkiye turizmine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin turist sayısından ziyade turizmden elde ettiği katma değere odaklanması gerektiğini belirten Demiray, “Bizim turizm potansiyelimizin 150 milyar dolarlarda olması gerektiğini düşünüyorum” dedi. ergun-demiray-izzet çapa-fatih altaylı
Dedeman Hotels & Resorts International Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, İzzet Çapa ile Fatih Altaylı’nın YouTube kanalında gerçekleştirdiği söyleşide Bodrum’dan her şey dahil sistemine, Türkiye’nin fiyat rekabetinden gastronomi turizmine, otel yatırımlarından turizmdeki insan kaynağı sorununa kadar sektörün gündemindeki birçok konuyu değerlendirdi.
Türkiye turizminin mevcut modelinin yeniden ele alınması gerektiğini savunan Demiray, sektörün başarısının yalnızca ülkeye gelen turist sayısıyla ölçülmesine karşı çıktı.
“Bodrum’da sezon 45 güne kadar düştü”
Söyleşinin dikkat çeken başlıklarından biri Bodrum turizmi oldu. Bodrum’un Saint-Tropez, Mykonos ve Porto gibi uluslararası destinasyonlarla rekabet edebilecek potansiyele sahip olduğunu ancak mevcut tabloya gerçekçi yaklaşılması gerektiğini belirten Demiray, haziran, temmuz ve ağustos aylarını kapsayan dönemde beklenen dolulukların oluşmadığını söyledi.
Ağustos ayının nispeten iyi geçtiğini ifade eden Demiray, Bodrum’daki turizm sezonunun ciddi biçimde kısaldığına dikkat çekerek: “Sezon çok kısaldı. 45 güne kadar düştü. Ben isterim ki Bodrum nisan, mayıs, eylül ve ekimde de hak ettiği değeri görsün. Bence bunu yapabilecek potansiyeli var.” değerlendirmesinde bulundu. Demiray’a göre Bodrum’un yalnızca deniz, kum ve güneş turizmi üzerinden konumlandırılması sezonun uzatılmasının önündeki önemli sorunlardan biri.
Oteller maliyet artışını fiyatlara yansıtamıyor
Türkiye’de otellerin karşı karşıya olduğu maliyet baskısına da değinen Demiray, artan personel, enerji ve diğer işletme giderlerinin aynı oranda oda fiyatlarına yansıtılamadığını söyledi. Örneğin bir önceki yıl 4 bin TL’ye satılan bir odanın yalnızca enflasyon dikkate alındığında 5 bin 200-5 bin 500 TL bandında satılması gerekebileceğini belirten Demiray, bazı işletmelerin 4 bin 500 TL seviyelerinde dahi yeterli talebi bulmakta zorlandığını ifade etti. Demiray, sektörün çözümü yalnızca fiyat artırmakta aramak yerine verimlilik ve yeni turizm ürünleri geliştirmeye yönelmesi gerektiğini söyledi.
“Her şey dahil sistemi Türkiye turizmine zarar veren hale geldi”
Demiray’ın en dikkat çekici değerlendirmelerinden biri de Türkiye turizminin uzun yıllardır önemli ürünlerinden biri olan her şey dahil sistemine yönelik oldu. Her şey dahil modelinin geçmişte Türkiye’nin tanıtımına önemli katkı sağladığını belirten Demiray, mevcut yapının artık sorgulanması gerektiğini söyledi. “Her şey dahil kötü bir sistem mi? Asla kötü bir sistem değil. Türkiye’nin tanıtımına faydalı olmuş mudur? Tabii ki olmuştur. Ama bugün artık o her şey dahil sistemi Türkiye’nin turizmine zarar veren bir sistem haline geldi.” Demiray’a göre turistin tatili boyunca otelin dışına çıkmaması; destinasyondaki restoranların, esnafın, gastronominin, kültürel değerlerin ve farklı turizm deneyimlerinin ziyaretçiden yeterince pay alamamasına neden oluyor. Türkiye’nin yalnızca otel değil, bir destinasyon deneyimi satması gerektiğini belirten Demiray, turizm ürününün çeşitlendirilmemesi halinde sektörün rekabet gücünün zayıflayabileceği uyarısında bulundu.
“Başarıyı çok turist getirmekte görüyoruz”
Türkiye’nin turizm performansını değerlendirirken ziyaretçi sayısının tek başına başarı kriteri olarak kullanılmasına karşı çıkan Demiray, kişi başına harcamanın artırılması gerektiğini söyledi. Demiray, daha fazla turist yerine ülkeye daha yüksek katma değer bırakan ziyaretçi profilinin hedeflenmesi gerektiğini vurguladı. Turistin ülkede ne kadar süre kaldığının da önemli olduğunu belirten Demiray, Türkiye’nin ziyaretçilerin konaklama süresini uzatacak yeni ürünler oluşturması gerektiğini söyledi. Alışveriş, spor, gastronomi, kültür, doğa ve inanç turizminin bu açıdan daha güçlü şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Türkiye turizminin potansiyeli 150 milyar dolar”
Türkiye’nin sahip olduğu turizm kaynaklarının mevcut gelir seviyesinin çok daha üzerinde bir ekonomik değer yaratabileceğini savunan Demiray: “Bizim turizm potansiyelimizin 150 milyar dolarlarda olması gerektiğini düşünüyorum.” dedi. Demiray’a göre bunun için turist sayısının artırılmasından önce Türkiye’nin turizm hikâyesinin değiştirilmesi gerekiyor.
Gastronomi turizmi için “hikâyeyi değiştirmeliyiz” çağrısı
Türkiye’nin gastronomi potansiyelini yeterince değerlendiremediğini belirten Demiray, sektörün uzun yıllardır deniz-kum-güneş ekseninde hareket ettiğini söyledi. “Neden bir gastronomi turizmi yok Türkiye’de? Hikâyemizi yenilememiz lazım. Hikâyeyi değiştirmemiz lazım.” diyen Demiray, gastronominin Türkiye’nin toplam turizm gelirindeki payının daha fazla tartışılması ve ölçülmesi gerektiğini savundu. Türkiye’nin çok güçlü bir mutfak kültürüne sahip olmasına rağmen bunu uluslararası markalara dönüştürmekte zorlandığını ifade eden Demiray, başarılı restoran ve gastronomi markalarının dünya pazarlarına açılması gerektiğine dikkat çekti.
“Türkiye pahalı bir ülke oldu”
İzzet Çapa’nın “Türkiye artık yabancılar için de pahalı bir ülke mi oldu?” sorusuna Demiray, “Pahalı bir ülke” yanıtını verdi. Demiray, sorunun yalnızca restoran ve otel fiyatlarından kaynaklanmadığını, ulaşım maliyetlerinin de Türkiye’nin rakip destinasyonlarla rekabetini etkilediğini belirtti. Özellikle Bodrum gibi destinasyonlarda uçak bileti maliyetlerinin alternatif tatil bölgelerine kıyasla yüksek kalabilmesinin yabancı turistin tercihlerini etkileyebileceğini söyledi.
“Türk turistini yedek lastik gibi gördük”
Demiray, Türkiye’deki turizm sektörünün geçmişte iç pazara yaklaşımını da eleştirdi. “Biz Türk insanını hep yedek lastik gibi gördük. Türk turisti yedek lastik gördük.” ifadelerini kullanan Demiray, pandemi sonrasında yerli turistin sektör açısından öneminin daha fazla anlaşılmaya başladığını belirtti.
Turizmin önündeki yeni tehlike: İnsan kaynağı
Demiray’a göre Türkiye turizminin önümüzdeki dönemde karşılaşacağı en önemli problemlerden biri turist sayısından ziyade nitelikli çalışan bulmak olacak. Gençlerin turizm sektörüne eskisi kadar yönelmediğini söyleyen Demiray, kariyer imkanlarının yeniden cazip hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Kendisinin sektöre vestiyer görevlisi olarak başladığını ve yıllar içerisinde Dedeman’ın Yönetim Kurulu Başkanlığına kadar yükseldiğini hatırlatan Demiray, turizm sektöründe kariyer imkanının hâlâ bulunduğunu ancak gençlerin eğitilmesi ve sektörde tutulması gerektiğini söyledi.
Dedeman Akademi geliyor
Bu kapsamda Dedeman Akademi üzerinde çalıştıklarını açıklayan Demiray, gençlerin lise döneminden itibaren sektöre kazandırılmasını hedeflediklerini anlattı. Model kapsamında öğrencilerin erken yaşta turizm eğitimi alması, çalışması ve gelir elde etmesi öngörülüyor. Demiray, turizm okullarındaki eğitim programlarının da yeniden ele alınması gerektiğini savunarak sektörün yalnızca yeni otellere değil, bu tesislerde kaliteli hizmet verecek insan kaynağına ihtiyacı olduğunu vurguladı.
Dedeman’ın otel sayısı 100’ü aşacak
Söyleşide Dedeman Hotels & Resorts International’ın büyüme planlarına ilişkin de bilgi veren Ergün Demiray, grubun halen 53 açık oteli bulunduğunu, imzalanmış projelerle birlikte portföyün 100’ün üzerine çıkacağını söyledi. Dedeman’ın yalnızca büyük şehirlerde ve yüksek oda kapasiteli tesislerde değil, Anadolu’daki daha küçük ve özgün konaklama tesislerinde de markalaşmayı hedeflediğini belirten Demiray, otel seçiminde oda sayısından çok kalite ve deneyime önem verdiklerini ifade etti. Şirketin uzun vadeli büyüme hedefinin ise 150 tesise ulaşmak olduğunu söyledi.
“Türkiye’nin turizm stratejisini insandan başlatırım”
İzzet Çapa’nın “Türkiye’nin turizm stratejisini yeniden yazsanız ilk değiştireceğiniz üç şey ne olurdu?” sorusuna Demiray, ilk sıraya insan kaynağını koydu. Turizm sektöründe görev yapanların mesleki yeterliliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Demiray, turizmde bir meslek yasasına ihtiyaç olduğunu savundu. İkinci olarak sektöre girişte belirli standartların oluşturulması gerektiğini ifade eden Demiray, üçüncü başlığın ise destinasyonların taşıma kapasitesine göre yatırım sınırlarının belirlenmesi olduğunu söyledi. Bazı şehirlerde otel dolulukları düşük olmasına rağmen yeni tesis ruhsatlarının verilmeye devam ettiğini belirten Demiray, Türkiye’nin yeni otel inşa etmekten çok mevcut tesislerin doğru işletilmesine ve markalaştırılmasına odaklanması gerektiğini ifade etti. Demiray’ın mesajının merkezinde ise Türkiye turizminin yeni bir hikâyeye ihtiyaç duyduğu görüşü yer aldı: Daha fazla turist yerine daha fazla katma değer, yalnızca konaklama yerine deneyim, deniz-kum-güneş yerine gastronomiden spora ve kültüre uzanan daha çeşitli bir turizm modeli.








