Tarihin doğaya şarkı söylediği Bayburt’ta görmeniz gereken 10 yer

Tarihin doğaya şarkı söylediği, verimli topraklarını Çoruh’un kucakladığı 5 bin yıllık Türk yurdudur Bayburt. Her rengi, her motifi ayrı manalar yüklü ehramdır, kilimdir… Akkoyunlu’nun, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın diyarı, Korkut Ata Dede Korkut’un vatanıdır.

Doğu Anadolu’nun girişinde Karadeniz’in son durağı, yayla kenti… Dede Korkut diyarı Bayburt. Birçok uygarlığı konuk etmiş tarih ve kültür kenti Bayburt. Bu şirin Anadolu kentinde renklerin sokaklarında yürürken uzandığınızda dokunacak gibi gökyüzü ve altında uzanan yaylalar. Bırakırsanız kendinizi dağların güneşli düzlüklerinin çağrısına, kır çiçeklerinden buketler verirler size esirgemeden… İnsanlara bahşedilen güzellikleri paylaşır sizinle. Sadece dağların üstünde değil Bayburt’un güzellikleri… Tarihin doğaya şarkı söylediği bu güzel kentin ortasında Çoruh Nehri akar… Süzüle süzüle kent merkezine giren Çoruh, belki de bu şarkıların bestecisi olduğunu bilmeden yeşili bıraka bıraka ayrılır gider Bayburt’tan Karadeniz’e doğru…

Bir yanı gümüş diyarı, bir yanı yayla
Atlaslarda açan yeni bir çiçek
Gören gözler Bayburt diyecek

5 BİN YILLIK TÜRK YURDU

Ermeni ve Bizans kaynaklarında; Payper, Baberd, Bairburt, papirt şekillerinde geçmektedir. Papirt kelimesinin yüksek kale anlamına geldiği bilinse de bay kelimesine anlam verilememiştir. Evliya Çelebi kaynaklarına göre ‘BAY’ kelimesi zengin, ‘YURT’ kelimesi belde anlamına gelmektedir. Bayburt olarak değil de bayyurt olarak da kaynaklarda geçebildiği görülmüştür. Son yapılan kazırlarla birlikte tarihçesi M.Ö. 3000’li yıllara kadar uzandığı düşünülen Bayburt, 5 bin yıllık Türk şehridir. Türklerin Anadolu’daki ilk yerleşim alanlarından olan bu kentte Saltuklar ve Danişmendler yaşamıştır. Malazgirt Savaşı’ndan sonra kesin Türk hakimiyetine girmiştir. Osmanlı zamanında doğu ve Karadeniz sınırlarında kale şehir olarak stratejik önem kazanmıştır. 1878 ve 1916 yıllarında Ruslar tarafından işgal edilip tahrip edilmiştir. Önce Erzurum’a, daha sonra Gümüşhane’ye bağlı kaldıktan sonra 1989 yılında il statüsüne kavuşmuştur. Bayburt’un merkez ilçe dışında Aydıntepe ve Demirözü diye iki ilçesi vardır.

DEDE KORKUT DİYARI

Dedem Korkut boy boylamış, soy soylamış… Parasarın Bayburt hisarı demiş, adını kutsamış. Oğuzlar’ın destan niteliğindeki hikayelerinin ilk anlatıcılarından efsanevi Oğuz ozanı Dede Korkut, Bayburt’ta bir türbede yatıyor, hikayelerinin kahramanı Bamsı Beyrek (Bey Böyrek) ile birlikte. “Bayburt dünyanın en güzel uğrak yerlerinden biridir” diyen ünlü gezgin Marco Polo, belki de bu destanı ve hikayeleri dinledi bu güzel diyarda. Bayburt’ta yerel mimarinin en önemli bölümünü taş ve ahşap yapı tarzı oluşturur. Yörede çıkarılan ve işlemeye uygun olan taş adeta Bayburtlu’yla özdeşleşmiş gibidir. Ustaların göz nuru taşa dökülüp motif olur, evlerin yüzünü süsler.

TARİHİ EHRAM DOKUMASI

Bayburt’ta halk için el sanatları çok önemlidir. Bakır işlemeciliği, taş işlemeciliği, ehram ve kilim dokumacılığı oldukça yaygındır. Hediyelik eşya olarak bu el sanatı ürünlerinden alabilirsiniz. Özellikle tamamiyle koyun yününden yapılan ehram bu yöreye özgü, kadınların giydiği bir giysidir. Bayburtlu kadınların bu geleneksel giysisi, ehram tezgahlarında tamamen yünden dokunur. Maharetli ellerde birer sanat eseri halinde gelen ehramın tarihi eskilere dayanır. Bu yerel giysi son zamanlarda kullanılmadığı için modernize edilmiştir. Artık ehramdan kravatlar, yelekler, çantalar, elbiseler, ceketler yapılıyor.

TARIM VE HAYVANCILIK

Bayburt’ta ekonomi, tarihi gelişimi içinde temel özelliğini değiştirmemiş, tarım ve hayvancılık başlangıçtan beri ekonomiyi sürükleyen bir rol oynamıştır. Tarım ürünü olarak hububat çeşitleri, yem bitkileri, şeker pancarı ve az da olsa meyve sebze üretimi yapılır. Bulunduğu bölgenin büyük bir kısmı kıraç olup Çoruh Vadisi’nde, Aydıntepe ve Sünür Ovalarında sulu tarım yapılmaktadır. Gelecekte de şehrin kalkınma senaryolarının temel eksenini, tarım ve hayvancılık ve buna bağlı sanayi oluşturacaktır. Tarihin ve güncelin buluştuğu, Cumhuriyet’in en genç illerinden Bayburt, her geçen gün biraz daha büyüyor, biraz daha gençleşiyor. Rafting yapabileceğiniz Çoruh Nehri de Bayburt sınırları içindedir.

HUZUR ŞEHRİ BAYBURT

Bayburt el değmemiş doğasıyla adeta huzur şehridir. Ulu dağların, kar suyunun biriktirdiği dağ göllerinin, yüce çam ormanlarının yanında kamp ve piknik yapmak daha önce edinmediğiniz bir tecrübe olabilir. Bayburt’ta bu saklı cennetleri doya doya keşfetmek için birkaç haftaya ihtiyacınız olabilir. Yakupabdal Göleti ve Doğa Parkı, Aslandağı Vilayet Ormanı, Kavakyanı Şelaleleri, Kaçkar Dağları Balıklı Göl ve Aygır Gölü Bayburt’taki bakir doğal alanlardır.

KORGAN KÖPRÜSÜ

Bayburt tarihi İpek Yolu’nun geçtiği kentlerden biri olması sebebiyle tarihsel ve kültürel açıdan oldukça zengindir. İpek Yolu kervanlarının geçtiği bir köprü olan Korgan Köprüsü hem güzelliği hem de tarihsel önemi açısından gezilmesi gereken yerlerden biridir. Bunun dışında Türk tarihinin eski hikayelerin anlatıcısı Dede Korkut’un türbesi ve heykelinin kentte önemli bir yeri vardır. Şehrin kültürel tarihi için eski Kavallar Konağı’nda bulunan Bayburt Müzesi’ni de mutlaka gezmenizi öneririz. Bayburt’un diğer önemli yerleri arasında; Ferahşad Bey Camii ve Külliyesi, Kop Savunması Anıtı ve Şehitliği, Vali Konağı, Şehit Osman Türbesi ve Şehitliği bulunur.

GİZEMLİ YERALTI ŞEHRİ

Bayburt’ta, hiçbir yapı malzemesi kullanılmadan yer altındaki kayaların oyulmasıyla inşa edilen yeraltı şehri, kentin ön plana çıkan turizm merkezleri arasında yer alıyor. Aydıntepe ilçesinde 1998 yılında yapılan inşaat kazısı sırasında tesadüfen gün ışığına çıkarılan Aydıntepe Yeraltı Şehri, yüzeyden 2 ile 5 metre derinde, hiç bir yapı malzemesi kullanılmadan, ana kayaya oyulmuş galeriler, odalar ve bu odaların açıldığı daha geniş mekanlardan oluşuyor.

BAKSI MÜZESİ

Bayburt’un son yıllardaki cazibe merkezi kuşkusuz Baksı Müzesi’dir. Müze, Bayburt’un dışında bulunan Bayraktar Köyü’nde Bayburtlu bir ressam Prof. Dr. Hüsamettin Koçan tarafından kurulmuş olup 2014 Avrupa Müze Ödülü’nü almıştır. Baksı’yi ziyarete gittiğinizde Baksı Müzesi’nin her biri özenle dekore edilmiş odaları bulunan konukevinde konaklayabilirsiniz.

BAYBURT SAAT KULESİ

Bayburt Kalesi’nin hemen önünde yükselen Saat Kulesi, heybetli mimarisiyle şehir merkezinin hemen hemen her noktasından görülmekte. Bayburt Saat Kulesi’nin yapımı 1923’e dayanmakta.

ÇIMAĞIL MAĞARASI

Bayburt’un gizli kalmış yeraltı dünyasına keşif yapma imkanı sunan Çımağıl Mağarası, il merkezine 35 kilometrelik bir mesafede yer alan Aşağı Çımağıl Köyü’nde bulunmakta.

HELVAKÖYÜ BUZ MAĞARASI

Bayburt’un en güzel mağara oluşumlarından biri olan Buz Mağarası, il merkezine yaklaşık 33 kilometre uzaklıkta bulunan Helva Köyü’nde yer alıyor.

BAYBURT KALESİ

Zigana ve Kop dağlarından aşılarak ulaşılan Bayburt Kalesi aynı zamanda Karadeniz’i Basra körfezine bağlayan ticaret yolu üzerinde bulunmakta. Bu yolu izleyen her seyyahın uğradığı kalenin adı, önemi, ihtişamı ve günlük yaşamıyla ilgili pek çok bilgi mevcut. Şehrin kuzeyinde yalçın kayalar üzerinde inşa edilmiş olan kalenin kimler tarafından yapıldığı bilinmemekte.

DEDE KORKUT KÜMBETİ

Bayburt il merkezine yaklaşık 39 kilometrelik uzaklıkta bulunan Masat Köyü’ndeki Dede Korkut Kümbeti, şehrin en gezilesi noktalarının başında geliyor. Halk arasında Ali Baba Kümbeti olarak adlandırılan türbenin Dede Korkut’a ait olduğu düşünülmekte. Kümbet, şehrin turizmi hareketlendiren yapılar arasında.

SIRAKAYALAR ŞELALESİ

Bayburt’un en popüler mesire yerlerinden biri. Bayburt il merkezine bağlı olan Sırakayalar Köyü’ndeki şelaleler, yeşilin her tonunu görebileceğiniz büyüleyici bir doğanın içerisinde bulunmakta.