
Last Updated on 6 Nisan 2026 by Turizm Günlüğü
Otel Yönetim ve Yatırım Danışmanı Aykut Bakay, “Türkiye’de otel yatırımları hız kesmeden artarken, plansız büyüme sektörde fiyat baskısını ve sürdürülebilirlik riskini derinleştiriyor” dedi. otel yatırımları.
Otel Yönetim ve Yatırım Danışmanı Aykut Bakay, Türkiye’de turizm yatırımlarının giderek “arsa varsa otel yapalım” yaklaşımıyla ilerlediğine dikkat çekti. Veriye dayalı stratejiler yerine sezgisel kararların öne çıktığını vurgulayan Bakay, 2025–2026 döneminde açılması planlanan 300’den fazla yeni otel ve yaklaşık 70 bin yatak kapasitesinin sektörde ciddi bir arz baskısı yaratabileceğini belirtti. Özellikle İstanbul, Antalya ve Ege’de yoğunlaşan yatırımların doluluk yerine fiyat rekabetini tetiklediğini ifade eden Bakay, “Otel yapmakla otel işletmek hâlâ karıştırılıyor” diyerek sektörün en kritik kırılma noktasına işaret etti.
İşte Bakay’ın o yazısı:
“Türkiye’de turizm “Arsa var, hemen otel yapalım” zihniyetinde tam hızla devam ediyor.
Garip olan şu… Bu karar çoğu zaman veriye bakılarak değil, hisle alınıyor. “Turizm büyüyor, biz de girelim” mantığıyla. İlk bakışta mantıklı geliyor ama işin içine girince öyle olmuyor.
Son birkaç yılda otel yatırımlarında inanılmaz ciddi bir artış var. Resmi verilere bakınca durum daha net: 2025–2026 döneminde Türkiye’de 300’ün üzerinde yeni otel açılması planlanıyor. Bu da yaklaşık 30 binin üzerinde yeni oda, 70 bin civarı yatak demek. Yani aslında mesele “zaten yüzlerce otel yok muydu?” sorusunu sorarken birden karşımıza “fazla değil mi bu kadar otel?” sorusuna dönüyoruz.
Herkes aynı pastaya çatal atıyor
İşin ilginç tarafı, bu yatırımların büyük kısmı aynı bölgelerde yoğunlaşıyor. Ağırlıklı İstanbul, Antalya ve Ege… Sonra ne oluyor? Doluluk artmıyor, fiyatlar düşüyor. Çünkü yeni gelen her otel pazara “ben daha ucuzum” diye giriyor. Ya da ben daha kaliteliyim… Kimse açık açık söylemiyor ama sektörün içinde ciddi bir fiyat baskısı var.
Yeni girenler heyecanlı, çıkanlar keyifsiz!
Son dönemde şunu görmeye başladım. Bir yanda yeni açılan oteller, diğer yanda sessizce satışa çıkanlar. Aynı bölgede, bazen yan yana. Biri heyecanla giriyor, diğeri yorgun şekilde çıkmaya çalışıyor. İnanılmaz bir devir daim var. Herkes kazanıyor gibi görünse de, herkes aynı ölçüde kazanamıyor.
Otel yapmakla otel işletmek hâlâ karıştırılıyor
Beton dökmek kolay, markayı yaşatmak zor. Bugün satışa çıkan birçok otelin hikâyesi benzer. Yatırım yapılmış, açılış güzel, ilk sezon idare eder… sonra işler yavaş yavaş zorlaşmaya başlıyor. Çünkü operasyon başka bir disiplin. İnsan kaynağı, maliyet yönetimi, satış kanalları… Bunlar inşaatla öğrenilmiyor.
Turizm gerçekten büyüyor. Türkiye 2025 yılında yaklaşık 64 milyon turist ağırladı. Rakam güçlü… Turist sayısı artıyor diye otel sayısı aynı hızda artmak zorunda değil. Çünkü önemli olan sadece gelen kişi sayısı değil, o kişinin nerede kaldığı, ne kadar harcadığı ve kaç gece konakladığı.
İnşaat tarafı hâlâ cazip görünüyor, çünkü somut. Elle tutulur bir şey yapıyorsun. Direkt satıyorsun. Ama otelcilik dediğin şey, en çok görünmeyen tarafıyla zor. Ve genelde o kısım en az planlanan kısım oluyor. Otel inşaatını yapmakla her şey bitmiyor.
Bugün turizmde kazananlar en çok otel yapanlar değil. Doğru ürünü, doğru yerde, doğru şekilde işletenler.
Geri kalan hikâyeler ise genelde aynı yerde bitiyor… “Satılık otel” ilanlarında.”
Aykut BAKAY
Otel Yönetim ve Yatırım Danışmanı
Turizm sektöründeki son dakika gelişmeleri, güncel turizm haberleri ve sektörel analizler için Turizm Günlüğü’nü takip etmeye devam edin.























































