
Last Updated on 6 Haziran 2026 by Turizm Günlüğü
Ünlü işletmeci İzzet Çapa, ekonomik krizin etkilerinin restoranlardaki boş masalarda değil, küçülen siparişlerde görüldüğünü söyledi. Çapa’ya göre tüketici hâlâ dışarı çıkıyor ancak daha az sipariş veriyor, daha uzun düşünüyor ve harcamalarını kısıyor.
Türkiye’de artan yaşam maliyetleri ve düşen alım gücü, yeme-içme sektöründe yeni bir tüketim davranışı oluşturdu. İşletmeci İzzet Çapa, sosyal medya hesabından yaptığı dikkat çekici paylaşımda ekonomik krizin artık restoranların doluluk oranlarından değil, masalara gelen tabak sayısından okunması gerektiğini söyledi.
Bebek’te sektörün önemli isimlerinden biriyle yaptığı sohbeti aktaran Çapa, ilk bakışta restoran ve kafelerde yoğunluk olduğunu ancak masadaki tüketim alışkanlıklarının ciddi şekilde değiştiğini anlattı.
“İnsanlar sanıyor ki kriz varsa restoranlar boşalır. Oysa bugün restoranlar boş değil” diyen Çapa, asıl değişimin siparişlerde yaşandığını vurguladı.
“Masalar doluyor ama siparişler küçülüyor”
Çapa’nın verdiği örneğe göre, geçmişte dört kişilik bir masada birkaç meze, ara sıcaklar ve iki şişe şarap sipariş edilirken, bugün aynı masalarda daha sınırlı tüketim yapılıyor.
“Bugün aynı masa doluyor ama ortaya gelen tabakların sayısı azalıyor. Ara sıcak sipariş edilmiyor. İkinci şişe açılmıyor. Bazen yalnızca içecek satılıyor” ifadelerini kullanan Çapa, ekonomik baskının davranış değişiklikleri üzerinden okunması gerektiğini savundu.
“Refah, hesap yapmadan sipariş verebilmektir”
Ekonomik sıkıntıların önce tüketici davranışlarında ortaya çıktığını belirten Çapa, insanların menülere daha uzun baktığını ve ekstra siparişlerden kaçındığını söyledi.
Çapa paylaşımında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Refah yalnızca para kazanmak değildir. Refah, hesap yapmadan sipariş verebilmektir. Canının çektiğini gönül rahatlığıyla isteyebilmektir.”
“Sorun sadece sektör değil, toplumsal”
Yeme-içme sektöründeki bu değişimin yalnızca işletmeleri değil toplumun genel ekonomik ruh halini de yansıttığını savunan Çapa, tüketicinin aynı parayla daha az ürün alabildiğini, işletmelerin ise artan maliyetler nedeniyle kârlılık baskısı yaşadığını belirtti.
“Toplumların ekonomik sağlığı bazen borsa ekranlarında değil, restoran masalarında okunur. Bugün masalar hâlâ dolu olabilir ama tabaklar boşalıyorsa, orada yalnızca bir sektörün değil, bir toplumun hikâyesi vardır” ifadelerini kullandı.
















































