Yeni dijital turizm yasasına sert uyarı: “Turizm gelirleri yurt dışına gidebilir”

TÜRSAB Hukuk Başdanışmanı Av. İlker Ünsever
TÜRSAB Hukuk Başdanışmanı Av. İlker Ünsever

Last Updated on 12 Ekim 2026 by Turizm Günlüğü

Yabancı dijital konaklama platformlarına yönelik kanun teklifi turizm sektöründe tartışma yarattı. Turizm hukuku uzmanı İlker Ünsever, düzenlemenin mevcut haliyle yasalaşması durumunda Türkiye’deki seyahat acentalarının rekabet gücünün zayıflayabileceğini, tüketici haklarının olumsuz etkilenebileceğini ve turizm gelirlerinden yabancı platformlara aktarılan payın artabileceğini söyledi.

Türkiye’de Booking.com, Expedia ve Airbnb gibi uluslararası dijital konaklama platformlarının faaliyetlerini yeniden düzenlemeyi amaçlayan kanun teklifi, turizm sektöründe yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda 6 Ekim 2026’da kabul edilen Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu Teklifi, yabancı rezervasyon platformlarına izin belgesi, Türkiye’de temsilci bulundurma, vergi ve turizm payı yükümlülükleri getiriyor.

Ancak düzenlemenin seyahat acentaları, tüketiciler ve Türkiye’nin turizm ekonomisi üzerindeki olası etkileri konusunda farklı görüşler ortaya çıkıyor.

Turizm Gazetesi’nin Turizm Sohbetleri programında düzenlemeyi değerlendiren turizm hukuku uzmanı İlker Ünsever, teklifin mevcut haliyle yasalaşmasının Türkiye turizmi açısından önemli riskler taşıyabileceğini savundu.

“Turizm gelirlerinin önemli bir bölümü yurt dışına aktarılabilir”

Ünsever’in en dikkat çekici uyarısı, yabancı dijital platformların Türkiye’deki rezervasyon işlemlerinden elde edeceği komisyon gelirleriyle ilgili oldu.

Kanun teklifinde, yabancı dijital konaklama platformlarının yurt içinden yurt içine gerçekleştirilen satışlarda alabileceği tutara yüzde 17 üst sınır getiriliyor.

Ünsever, bu düzenlemenin Türkiye’de gerçekleştirilen turizm harcamalarından önemli miktarda komisyon gelirinin yurt dışındaki şirketlere aktarılmasına yol açabileceğini savundu.

Türkiye’nin turizm gelirlerini artırmayı hedeflediği bir dönemde, rezervasyon ve satış komisyonlarının ülke ekonomisi dışına çıkmasının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Bununla birlikte, teklif kapsamında öngörülen yüzde 17’lik oran bir komisyon üst sınırını ifade ediyor. Söz konusu oran, Türkiye’nin toplam turizm gelirlerinin yüzde 17’sinin doğrudan yurt dışına çıkacağı anlamına gelmiyor.

Yerli seyahat acentaları için haksız rekabet uyarısı

Ünsever’in eleştirilerinin merkezinde, Türkiye’de faaliyet gösteren seyahat acentaları ile uluslararası dijital rezervasyon platformlarının tabi olacağı kurallar arasındaki olası farklılıklar bulunuyor.

Türkiye’deki seyahat acentaları, 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu kapsamında faaliyet gösterirken yeni düzenleme yabancı dijital platformlara ayrı bir izin sistemi getiriyor.

Ünsever, yabancı platformların bu sistem üzerinden daha geniş bir faaliyet alanına kavuşmasının yerli acentalar açısından rekabet eşitsizliği yaratabileceği görüşünde.

Özellikle küçük ve orta ölçekli seyahat acentalarının uluslararası teknoloji şirketlerinin finansal gücü ve dijital pazarlama kapasitesi karşısında zorlanabileceğine dikkat çekiyor.

Paket tur ve tüketici haklarında yeni tartışma

Kanun teklifine yönelik eleştirilerin bir diğer önemli başlığını tüketici hakları oluşturuyor.

Ünsever, birden fazla seyahat hizmetinin aynı işlem kapsamında satılmasının paket tur olarak değerlendirilmemesine ilişkin düzenlemenin tüketicilerin mevcut koruma mekanizmalarından yararlanmasını zorlaştırabileceğini savundu.

Özellikle seyahat iptalleri, ücret iadeleri, sözleşmeden doğan sorumluluklar ve paket tur güvenceleri konusunda yerli acentalar ile yabancı platformlar arasında farklı uygulamalar oluşabileceğini belirtti.

Bu tartışma, yalnızca seyahat sektöründeki işletmeleri değil, internet üzerinden otel rezervasyonu ve tatil satın alan tüketicileri de yakından ilgilendiriyor.

Yeni kanun gerçekten gerekli mi?

Ünsever, yabancı dijital platformların faaliyetlerini düzenlemek için Türkiye’de hukuki bir boşluk bulunduğu görüşüne de karşı çıkıyor.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile 1618 sayılı Seyahat Acentaları Kanunu’nun mevcut hukuki çerçevede dikkate alınması gerektiğini belirten Ünsever, yeni düzenlemenin mevcut mevzuatla ilişkisini sorguluyor.

Teklifin yalnızca konaklama rezervasyonlarını değil, farklı seyahat ürünlerinin satışını da kapsayabilecek şekilde genişletilmesinin sektördeki mevcut faaliyet alanlarını değiştirebileceği görüşünü dile getiriyor.

Ünsever’e göre özellikle uçak bileti satışlarının kapsamdan çıkarılması ve Kültür ve Turizm Bakanlığına verilecek yetkilerin açık biçimde sınırlandırılması gerekiyor.

Yeni düzenleme yabancı platformlara hangi yükümlülükleri getiriyor?

Kanun teklifinin savunulan yönleri de bulunuyor.

Düzenleme ile yabancı dijital konaklama platformlarının Türkiye’deki faaliyetlerinin kayıt altına alınması, denetlenmesi ve kamu yükümlülüklerinin belirlenmesi hedefleniyor.

Teklife göre yabancı platformların faaliyet gösterebilmek için Kültür ve Turizm Bakanlığından izin belgesi alması gerekecek. İzin belgesi ücreti 5 milyon TL olarak öngörülüyor.

Platformların Türkiye’de temsilci ve tebligat adresi bulundurması, vergi yükümlülüklerini yerine getirmesi ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansına turizm payı ödemesi de düzenlemenin önemli unsurları arasında yer alıyor.

Ayrıca uyuşmazlıklarda Türk hukukunun uygulanması ve Türk mahkemelerinin yetkili olması öngörülüyor.

Bu hükümler, yabancı platformların Türkiye’deki faaliyetlerinin daha etkin denetlenmesini ve tüketicilerin hukuki başvuru imkânlarının güçlendirilmesini sağlayabilecek adımlar olarak değerlendiriliyor.

Oteller için fırsat mı, acentalar için tehdit mi?

Düzenlemenin turizm sektöründeki etkileri yalnızca seyahat acentalarıyla sınırlı olmayacak.

Uluslararası rezervasyon platformları, özellikle bağımsız otellerin ve küçük konaklama işletmelerinin dünyanın farklı ülkelerindeki tüketicilere ulaşmasında önemli satış kanalları arasında yer alıyor.

Bu platformların Türkiye’de daha açık kurallarla faaliyet göstermesi oteller açısından uluslararası pazarlara erişim fırsatlarını destekleyebilir.

Buna karşılık, dijital platformlara ödenen komisyonlar, işletmelerin kârlılığı ve satış kanallarına bağımlılığı açısından tartışılmaya devam ediyor.

Dolayısıyla yeni düzenlemenin başarısı, yabancı platformların faaliyetlerini kolaylaştırırken yerli seyahat acentalarının rekabet gücünü ve tüketicilerin haklarını ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Gözler TBMM Genel Kurulunda

TBMM komisyonunda kabul edilen Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu Teklifi’nin yasalaşma süreci devam ediyor.

Düzenlemenin mevcut haliyle kabul edilmesi durumunda yeni hükümlerin 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

İlker Ünsever ise Genel Kurul aşamasından önce teklifin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Türkiye turizmi açısından temel soru şu: Yeni düzenleme yabancı dijital platformları daha etkin biçimde denetleyen ve rekabeti güçlendiren bir sistem mi oluşturacak, yoksa yerli seyahat acentaları ile uluslararası rezervasyon şirketleri arasındaki rekabet koşullarını daha da tartışmalı hale mi getirecek?