Booking.com düzenlemesi Türkiye turizmine ne getirir? TÜRSAB’ın itirazları ne kadar haklı?

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy

Last Updated on 4 Ekim 2026 by Turizm Günlüğü

Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu Teklifi, seyahat acentaları ile otelcileri karşı karşıya getirdi. TÜRSAB düzenlemenin yabancı platformlara ayrıcalık sağlayacağını ve yerli acentaları zayıflatacağını savunurken, konaklama sektörü küresel rezervasyon platformlarının Türkiye’ye yasal ve denetlenebilir biçimde dönmesinin otellere yeni satış kanalları açacağını düşünüyor. Peki teklif gerçekten “dijital kapitülasyon” mu getiriyor, yoksa Türkiye turizminin uzun süredir çözülemeyen dijital dağıtım sorununa yeni bir model mi öneriyor?

TBMM’ye 10 Ağustos 2026 tarihinde sunulan “Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu Teklifi” turizm sektöründe yeni bir tartışmanın merkezine yerleşti.

Teklif halen TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’nda bulunuyor. Düzenlemenin amacı Booking.com, Airbnb ve benzeri yurt dışı merkezli dijital platformların Türkiye’deki faaliyetlerini yasal zemine oturtmak, bu şirketlere izin, temsilcilik, vergi ve denetim yükümlülükleri getirmek olarak açıklanıyor.

TÜRSAB ise tam tersine düzenlemenin yerli seyahat acentaları ile yabancı platformlar arasında eşitsizlik yaratacağını savunuyor. Birlik, teklifin mevcut haliyle yasalaşması durumunda binlerce seyahat acentasının zarar görebileceğini belirterek düzenlemenin geri çekilmesini istiyor.

Ancak tartışmanın bir de oteller açısından okunması gerekiyor.

Yabancı platformlar gerçekten sadece 5 milyon TL ödeyip faaliyet gösterebilecek mi?

Otelciler TÜRSAB’a Yüklendi: Dijital Dünyada Somut Adım Atın

TÜRSAB cephesindeki en güçlü eleştirilerden biri yabancı platformların yalnızca 5 milyon TL ödeyip Türkiye’de bir adres göstererek faaliyet gösterebileceği yönünde.

Teklif incelendiğinde bu tanımlamanın eksik kaldığı görülüyor.

Platformların Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan iki yıl geçerli izin belgesi alması ve 5 milyon TL belge ücreti ödemesinin yanı sıra Dijital Hizmet Vergisi mükellefi olması, vergi borcunun bulunmaması, Türkiye’de tebligat adresi göstermesi ve Türkiye’de yetkili temsilci bulundurması gerekiyor. Temsilcinin gerçek kişi olması halinde Türk vatandaşı ve Türkiye’de mukim olması şartı da bulunuyor.

Üstelik bu şirketlerden Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’na turizm payı alınması da teklif kapsamında. Oran, Dijital Hizmet Vergisi matrahı üzerinden on binde 7,5 olarak düzenleniyor.

Dolayısıyla yabancı platformların hiçbir vergisel veya hukuki yükümlülük taşımadan Türkiye pazarına gireceğini söylemek teklif metninin tamamını yansıtmıyor.

Bununla birlikte TÜRSAB’ın “aynı işi yapan iki yapı neden farklı mevzuata tabi tutuluyor?” sorusu önemini koruyor.

Türkiye’deki seyahat acentaları 1618 sayılı Kanun çerçevesinde şirketleşme, işletme belgesi, teminat, personel ve diğer yükümlülüklerle faaliyet gösterirken yabancı platformlar için ayrı bir hukuki statü oluşturulması, rekabet eşitliği açısından tartışılabilecek bir konu.

Tüketici gerçekten karşısında muhatap bulamayacak mı?

Eleştirilerden biri de tüketicinin sorun yaşaması halinde Türkiye’de muhatap bulamayacağı yönünde.

Kanun teklifinde ise bunun tersine önemli hükümler bulunuyor.

Yabancı platformların Türkiye’de temsilci bulundurması zorunlu tutulurken, izin kapsamındaki faaliyetlerden doğacak uyuşmazlıklarda Türk hukukunun uygulanması ve Türk mahkemelerinin yetkili olması öngörülüyor.

Müşteriye taahhüt edilen hizmetin eksik verilmesi veya hiç verilmemesi halinde ise sözleşme başına 50 bin TL ile 100 bin TL arasında idari para cezası uygulanabilecek. Mahkeme kararlarının veya idari yaptırımların yerine getirilmemesi durumunda platformun izin belgesi iptal edilebilecek.

Dolayısıyla “tüketici tamamen muhatapsız kalacak” değerlendirmesi teklifin bu hükümleri dikkate alındığında güçlü görünmüyor.

Asıl tartışılması gereken konu, bu yaptırımların uygulamada ne kadar hızlı ve etkili işletileceği.

Platformlar uçak bileti ve paket tur satabilecek mi?

TÜRSAB açısından teklifin en kritik bölümlerinden biri faaliyet alanı.

Tasarıya göre yabancı platformlar, Bakanlık belgeli otellerin ve turizm amaçlı kiralanan konutların satışının yanı sıra elektronik uçak bileti satışını doğrudan gerçekleştirebilecek.

Ancak diğer taraftan seyahat acentalarına münhasır hizmetlerin yalnızca 1618 sayılı Kanun kapsamında işletme belgesine sahip seyahat acentaları aracılığıyla satılması öngörülüyor. Araç kiralama hizmetlerinde de yetkili işletme kullanılması gerekiyor.

Buradaki asıl tartışmalı bölüm başka.

Teklif, platformların ulaşım ve konaklama gibi en az iki hizmeti birlikte sattığı bazı işlemlerin paket tur olarak değerlendirilmeyeceğini belirtiyor.

Bu hüküm, TÜRSAB’ın eleştirilerinin en güçlü olduğu noktalardan biri olarak değerlendirilebilir. Çünkü klasik seyahat acentasının paket tur olarak sunduğu bir kombinasyonun dijital platform üzerinden farklı hukuki statüde değerlendirilmesi rekabet ve tüketici koruması açısından yeni tartışmalar yaratabilir.

Oteller neden düzenlemeyi destekliyor?

Seyahat acentaları açısından risk olarak görülen konu, oteller açısından ise yeni bir satış kanalı anlamına geliyor.

TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı, yabancı dijital platformların yasaklanmasına karşı olduklarını ve lisans, yerel temsilcilik, vergi ve denetim yükümlülükleriyle Türkiye pazarında faaliyet göstermelerini desteklediklerini açıkladı.

TÜROFED Başkan Yardımcısı ve ETİK Başkanı Mehmet İşler de düzenlemenin bazı maddelerinin geliştirilmesi şartıyla konaklama sektörü açısından gerekli olduğunu savunuyor. İşler’e göre Booking.com ve benzeri platformlar artık yalnızca rezervasyon kanalı değil, destinasyonların uluslararası görünürlüğünün de bir parçası.

Otelcilerin yaklaşımının arkasında önemli bir ticari gerçek var:

Bir otel için en büyük risklerden biri yalnızca yüksek komisyon değil, yeterli sayıda satış kanalına ulaşamamak.

Booking.com, Expedia, Trip.com ve benzeri küresel platformlar milyonlarca tüketicinin otel aradığı uluslararası dağıtım kanalları. Bu platformlardan Türkiye’deki tesislerin daha etkin yararlanabilmesi özellikle bağımsız ve küçük oteller için yeni pazarlara ulaşmayı kolaylaştırabilir.

Otellere yüzde 17 komisyon tavanı

Teklifin oteller açısından en önemli maddelerinden biri de komisyon sınırı.

Yabancı platformların konaklama tesislerinden hangi isim altında olursa olsun alacağı toplam bedelin KDV hariç satış tutarının yüzde 17’sini geçememesi öngörülüyor.

Üstelik yüzde 17 sınırının aşılması halinde fazladan alınan tutarın 10 katı kadar idari para cezası uygulanabilecek; tekrarında izin belgesinin iptali mümkün olabilecek.

Bu nedenle “yüzde 17 komisyon sınırının reklam veya farklı hizmet isimleri kullanılarak otomatik olarak yüzde 40-50’ye çıkarılacağı” iddiasını bugünden kesin bir sonuç olarak ortaya koymak mümkün değil.

Ancak TÜRSAB’ın işaret ettiği risk tamamen yok da sayılamaz.

Platform içi reklam, sponsorlu sıralama veya görünürlük satın alma gibi uygulamaların yüzde 17 sınırının içinde mi dışında mı değerlendirileceğinin uygulamada çok net tanımlanması gerekiyor.

Oteller istedikleri fiyatı kendi sitelerinde verebilecek

Teklifte oteller açısından dikkat çeken bir başka koruma daha bulunuyor.

Platformların otellerin başka kanallardan farklı fiyatlarla satış yapmasını engellemesi yasaklanıyor.

Bir başka ifadeyle otel, kendi internet sitesinde Booking.com’dan daha düşük fiyat sunabilecek ve platform bu nedenle oteli algoritmada geriye atamayacak. Ayrıca otellerin kampanyalara zorlanması ve nesnel kriter olmaksızın sıralamada aşağıya çekilmesi de yasaklanıyor.

Bu yaklaşım Avrupa Birliği’nde uygulanmaya başlayan yeni düzenlemelerle de benzerlik taşıyor.

Avrupa Komisyonu, Booking.com’un Dijital Piyasalar Yasası kapsamına alınmasının ardından otellerin kendi satış kanallarında fiyatlarını ve koşullarını serbestçe belirleyebilmesini zorunlu hale getirdi.

Dolayısıyla teklif yalnızca yabancı platformların Türkiye’ye girişini kolaylaştırmıyor; aynı zamanda platformların oteller üzerindeki bazı ticari uygulamalarını da sınırlıyor.

TÜRSAB’ın tekelleşme endişesi ise göz ardı edilemez

Buna karşılık TÜRSAB’ın küresel platformların pazardaki gücüne ilişkin uyarısı güçlü verilerle destekleniyor.

Avrupa Komisyonu, Booking.com’un Avrupa Ekonomik Alanı’ndaki otel OTA pazarında yüzde 60’ın üzerinde paya sahip olduğunu ve pazarda hakim durumda bulunduğunu tespit etmişti. Komisyon ayrıca Booking.com’un ağ etkileri ve yüksek reklam harcamaları nedeniyle rakiplerinin pazara girmesinin veya büyümesinin zorlaştığına dikkat çekiyor.

HOTREC’in 2026 Avrupa Otel Dağıtım Araştırması da benzer bir tablo ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre Avrupa’daki otel rezervasyonlarının yüzde 29,9’u OTA’lardan gelirken OTA rezervasyonlarının yüzde 68,8’i Booking Holdings üzerinden gerçekleşiyor. Booking Holdings ve Expedia Group birlikte Avrupa OTA pazarının yüzde 85,4’ünü oluşturuyor.

Bu veriler TÜRSAB’ın “dağıtımın birkaç küresel şirketin elinde yoğunlaşması” yönündeki endişesinin teorik olmadığını gösteriyor.

Türkiye turizmi ne kazanabilir?

Düzenlemenin doğru uygulanması halinde Türkiye turizmi açısından birkaç önemli fayda ortaya çıkabilir.

Öncelikle Türk otellerinin küresel online satış kanallarına erişimi artabilir. Türkiye içinden Türkiye’deki otellere Booking.com üzerinden rezervasyon yapılmasının önündeki mevcut durum değişebilir ve oteller yeni bir iç pazar satış kanalına kavuşabilir.

İkinci olarak bağımsız otellerin yurt dışı görünürlüğü artabilir. Uluslararası reklam bütçesi bulunmayan küçük işletmeler küresel platformların kullanıcı trafiğinden yararlanabilir.

Üçüncü olarak yüzde 17 komisyon tavanı ve fiyat paritesi yasağı uygulanabilirse otellerin OTA maliyetlerini kontrol altında tutmasına yardımcı olabilir.

Dördüncü olarak yabancı platformların izin, temsilcilik, vergi, turizm payı ve Bakanlık denetimi altına alınması bugünkü belirsiz yapıya göre daha denetlenebilir bir pazar oluşturabilir.

Peki riskler neler?

Düzenlemenin zarar yaratabilecek tarafları da bulunuyor.

En önemli risk, Türkiye’deki otellerin satışlarının giderek birkaç küresel platforma bağımlı hale gelmesi.

OTA’ların pazar payı büyüdükçe oteller doğrudan rezervasyon kanallarını kaybedebilir ve müşteri ilişkisi platformların kontrolüne geçebilir.

İkinci risk komisyon gelirlerinin önemli bölümünün yurt dışındaki şirketlere aktarılması. Türkiye’ye turist getiren veya Türkiye içinde gerçekleşen rezervasyondan elde edilen aracılık gelirinin yurt dışına çıkması ekonomik açıdan göz ardı edilemez.

Üçüncü risk yerli seyahat acentaları açısından ortaya çıkıyor. Otel ve uçak satışının küresel platformlarda doğrudan yapılabilmesi özellikle sadece bilet ve konaklama satan küçük acentaların iş modelini ciddi biçimde zorlayabilir.

Dördüncü risk ise veriye sahip olma avantajı. Milyonlarca rezervasyonu yöneten platformların fiyat, talep, destinasyon ve müşteri davranışı verisini ellerinde toplaması uzun vadede oteller karşısındaki pazarlık güçlerini artırabilir.

Mesele Booking.com gelsin mi gelmesin mi değil

Tartışmayı yalnızca “yabancı platformlar mı, yerli acentalar mı?” şeklinde okumak Türkiye turizminin asıl sorununu gözden kaçırabilir.

Türkiye’nin hem güçlü yerli seyahat acentalarına hem doğrudan rezervasyon yapabilen otellere hem de küresel dağıtım kanallarına ihtiyacı var.

Avrupa’nın tecrübesi de iki ayrı gerçeği aynı anda gösteriyor:

Küresel OTA’lar oteller için son derece güçlü satış ve pazarlama kanalları.

Ancak yeterince düzenlenmedikleri ve pazar birkaç oyuncunun elinde yoğunlaştığı zaman aynı platformlar oteller üzerinde çok güçlü bir ekonomik aktöre dönüşebiliyor.

Bu nedenle TÜRSAB’ın tekelleşme ve yerli acentaların rekabet gücü konusundaki uyarıları hafife alınmamalı.

Ancak çözümün küresel platformları Türkiye pazarının dışında tutmak olduğu görüşü de konaklama sektörünün dijital dağıtım ihtiyacını karşılamıyor.

Asıl soru şu olmalı:

Booking.com, Expedia, Airbnb ve diğer küresel platformlar Türkiye’de hangi şartlarla faaliyet göstermeli ki hem oteller daha fazla turist ve rezervasyona ulaşsın hem seyahat acentaları haksız rekabete uğramasın hem de Türkiye bu ekonomik faaliyetten vergi ve turizm payını alabilsin?

TBMM’de yapılacak düzenlemenin başarısını da muhtemelen bu dengenin kurulup kurulamayacağı belirleyecek.