Ortadoğu pazarı Taksim’i bitirdi!

Sea Travel Genel Müdürü Azade Dochi

Son Güncelleme Tarihi

Düşen fiyatların turizmin ve turistin kalitesi de düşürdüğünü belirten Sea Travel Genel Müdürü Azade Dochi, “Türkiye turizmi içinde bulunduğu Ortadoğu sarmalından kurtulamadığı taktirde fiyatların ve kalitenin yükseleceğini sanmıyorum. Turizm pazarımızı çeşitlendirmeliyiz doğru ama daha da önemlisi kaliteli bir turist kitlesini hedeflemeliyiz” dedi.

2009 yılında Azade Dochi tarafından kurulan Sea Travel, ağırlıklı olarak İran pazarı üzerine çalışıyor. İstanbul merkezli olmasına rağmen Tahran ve Kuşadası’nda da ofisleri bulunan Sea Travel, İran’da 800 acente ile çalışıyor. Sea Travel Genel Müdürü Azade Dochi, İran ve Türkiye pazarı hakkında Turizm Günlüğü’ne şunları söyledi:

Sea Travel Genel Müdürü Azade Dochi

“Taban Air’e yüzde 25 ortağız”

“İran’ın yerel bir havayolu firması Taban Air’e Sea Travel olarak yüzde 25 ortağız. Bu sayede İran operasyonlarımızda kendi uçaklarımızla ana volümümüzü oluşturuyoruz. Yaz ve kış aylarında haftada her gün iki sefer olmak üzere 14 sefer; Tahran- İstanbul arası uçuyoruz. Kuşadası’nda da ciddi operasyon yapıyoruz. Bu sene Kuşadası’na haftada 1.200 pax yolcumuz var.

“Türkiye’deki bazı şirketler ambargo nedeni ile İran ile direk çalışamıyor”

İran’da yaklaşık 800 acente ile çalışıyoruz. Ama bu acentelerin 10 tanesini büyük diğerleri küçük ve ortak ölçekli acenteler. Kendi havayolu şirketimiz var ama bunun dışında başka havayolları ile de Türkiye’ye turist getiriyoruz. Destination Wedding yapıyoruz. Bazı büyük firmaların yemek, davet, event ve banquet organizasyonlarını yapıyoruz. Türkiye’den İran’a fuar grubu gönderiyoruz. İran’da ki fuar organizasyonlarında konaklamalarını sağlıyoruz. Türkiye’de ki bazı şirketler ambargo nedeni ile İran ile direk çalışamıyorlar. O şirketlerin de İran’da konaklama ve transfer hizmetlerini sağlıyoruz. Aslında hem incoming, hem outcoming hizmeti veriyoruz. Tabii ki ana pazarımızı % 80 oranında incoming oluşturuyor.

Birkaç gün önce öğleden sonra Taksim Meydanı…

“İstanbul’a haftada 2-3 bin turist getiriyoruz”

2016’da krizden bizde çok etkilendik. Zaten darbeden sonra İran Hükümeti Türkiye’ye 1.5 ay uçuşları yasakladı. Hükümet 1.5 ay boyunca sadece vize ve doktor randevusu gibi zorunlu olan hizmetleri verdi. Turistik hizmet vermedi. Biz de bu süre boyunca hiç iş yapamadık. Darbe girişimden 17 Nisan referandumuna kadar işler kötüydü aslında. Referandumdan sonra ise işlerimiz düzeldi. Sanırım diğer tüm ülkeler gibi İran pazarı da referandum sonuçları bekledi. Çünkü işlerimiz referandumdan sonra bir tık arttı.

“Başka pazarlar olmayınca otel fiyatları çok düştü”

Şu an İstanbul’u ayakta tutan pazarlar Ortadoğu ve İran’dır. İstanbul’da çok fazla otel olması ve sadece belirli bölgeden turist geliyor olması otellerin rekabet etme şansını ortadan kaldırdı. Herkes kendi oteli ayakta tutmaya çalışıyor o yüzden fiyatlarda çok uygun. Bizim iş hacmimiz biraz da olsa arttı ama dediğim gibi şimdi haftada 2-3 bin turist getirirken bundan 5 yıl önce bu sayı haftada 5 bin kişiyi buluyordu.

“Otelciler acentecileri suçluyor”

Otelciler düşen fiyatlardan acenteleri suçluyor olabilir. Ama biz o tür acentelerden değiliz. İran pazarında rekabet çok fazla. Çalıştığımız 800 acentenin içinde 10 büyük acente var ama ilk 10’un içinde aslında iki veya üç tane büyük acente var. Onun dışındakiler merdiven altı dediğimiz belgesi olmayan küçük acenteler. Biz pazarımızda gecelik 1 dolar kar payı ile çalışıyoruz. Açıkçası benim için fark etmiyor. Otelci odasını 70’e satıyorsa bende 72’ye satıyorum. Kim kaça satıyor bilmiyorum ama bizde otelden kar etme diye bir şey söz konusu değil. Aksine bende fiyatların çok düşmesini ya da çok uçmasını istemiyorum.

Çünkü otelcilikte şöyle bir şey var; 2 hafta iyi oluyor, 50 Euro’luk fiyatını birden iki katına çıkarıyorlar. İki katı olunca müşteri direk bıçak gibi kesiliyor. Bizim önerimiz ne odasını 50’ye satsın, ne de 100’e…

Bizim getirdiğimiz turistlerden tek gelirimiz müşterilere sattığımız opsiyonlu turlardır.
Ama gelen turistin kalitesi düştükçe bizim de gelirlerimiz düşmeye devam etmektedir. Kimse 200 dolarlık turla geldiği ülkede 50 dolar verip bir tura katılmaz. Pazarda fiyatlar düştükçe gelen turisttin kalitesi de düşmekte. Bu nedenle ben fiyatların düşmesini istemiyorum ama birden bire de üç katıda çıkmasını da istemiyorum. O zaman da turist çok pahalı diye gelmiyor. Aslında doğru fiyat strateji uygulanırsa hepimiz kazanırız.

Öğleden sonra Taksim Cumhuriyet Anıtı çevresi. Sakinlik ya da yalnızlık artık Taksim’e hakim olmaya başlamış…

“Türkiye turizminin içinde bulunduğu durumun düzeleceğini sanmıyorum”

Türkiye turizminin içinde bulunduğu durumun düzeleceğini sanmıyorum. Çünkü Türkiye’nin durumu gerçekten çok kötü. Ben iki akşam önce Taksim’e gittim ve eskiden İstiklal’de yürüdüğünüz de Amerikalı, Avrupalı, Türk görürdünüz ve birkaç İranlı ile Arap da görürdünüz. Ama şimdi durum öyle değil, sadece Arap var. Taksim Cumhuriyet Anıtı etrafında turistler akşamları yatıyor, yemek yiyor. Ben bu manzaradan rahatsız oldum.
Şu an gelen turist, gerçek turist değil, çok kalitesiz ve çok az İranlı var. Eskiden de Araplar gelirlerdi ama çeşit olduğu için bizi ve müşteriyi rahatsız etmiyorlardı. Şimdi sadece Ortadoğulu var piyasada.”