Z jenerasyonu ve seyahat kafası

Sanem Yücesoy’un kaleminden, Z jenerasyonunun gelecek yıllardaki  seyahat planlarını nasıl etkileyeceğini anlatan yazısını sizlere aktarıyoruz. 

1940’lardan 60lara yayılan bebek patlaması kuşağının hiç anlayamayacağı ve biraz da Y Jenerasyonu için minik bir rakip potansiyeli yaratan Z jenerasyonunu belki de bir nebze farklı açıdan görmeliyiz.

Yüksek teknoloji ile doğmuş bu jenerasyon için sürdürülebilir yaşamın hızlı tüketimcileri kafası için en iyi örnek diyebiliriz. Bu durum ise onlarca yıldır seyahatler organize eden köklü acenteleri bir B planı oluşturmaya sevkediyor. Gelecek dönem seyahat beklentilerini anlamak için bence öncelikle bir Z jenerasyonuna göz atmalıyız.

Her şeyden önce ön planda tutmak istediğim iki örnek var;

İlki, Youtube’da bir video altında denk geldiğim yorumlardan birisi: “Yaşlıların bize kafamızı telefonlardan kaldırmamız gerektiğini söylediği ana bayılıyorum. Çünkü bir anda tutucu siyasallarımız, sosyal önyargılar ve düşüşte olan ekonomi hakkında fikrimiz olduğunu fark ediyorlar, hem de yaşımız kaç olursa olsun!”

Bir diğeri ise Coney Seemiller tarafından yeni neslin idealleri paylaşılıyor: “İnsanları kimliklendirmek ya da bazı sorunları önemsemeyi daha da aza indirdiğimizde toplumumuzun karşılaştığı en büyük sorunların üstesinden gelebiliriz; örneğin hangi tuvaletin kullanılacağı değil de, bahsi geçen tuvalette harcanan su oranını nasıl koruyacağımızı düşünmek gibi…”

Bu iki örnek aslında yine aynı 30 saniyelik tiktok videoları çeken, gelecekteki yetişkinlerin önemsediği konular olacak. Biz onları kısaca adalet savunucuları, hashtag aktivistleri, analitik bireyselciler olarak nitelendirebiliriz.

Tek bir kimliğe bağlı kalmak istemeyen, daha az efor sarf edip daha çok kazanç elde etmek isteyen bir nesil. Bugün toplumun yüzde 30’luk kesimini kapsayan geleceğin liderleri

Konu seyahate geldiğinde ise, bahsettiğimiz bu grubun gelecek dönemde 3S – deniz kum güneş – seyahatlerine meraklı olmayacağına inanıyorum. Tabi ki selfieler ve kumsaldaki çıplak ayak fotoğrafları ofiste geçen bir tatilden güzeldir, ama gerçek #gezgin etiketi asla kıyaslanamaz.

Burada, bir şehri gezince tüm ülkeyi anlamaya yetmeyeceğini bilen kesimden söz ediyoruz, ya da aynı gezginler yorumları okuyup, ardından kendi yorumlarını yapmak için seyahat etmeyi tercih ediyor.

Bir kokartlı turist rehberi olarak, yine bir rehber tutacaklarını ya da bir gruba dahil olmayı isteyeceklerini hiç sanmıyorum. Hatta seyahati planlamak tam anlamıyla seyahat başlangıcı onlar için. Onca çaba ardından bireysel kararlar vermek tercih sebepleri olacak… Tam da bireysel yaşadıkları hayat gibi…

Akıllıca valiz hazırlamak sıkıcı valiz demek değildir

2 ya da 8 gün fark etmez, bize her zaman rahat ve hafif valiz hazırlama yöntemleri anlatıldı. Ancak bu artık değişiyor. Sadece Z nesli değil, ilgilisi için de, ulaşılabilir modayı belirleyen kesimin günlük giyime belirlediği spor şık tarz sayesinde, valizlerimiz artık ister istemez hafifliyor. Havalı bir kombin rahat da olabiliyor ama bu nesil için kesinlikle fotoğraflık bir parça olmalı.

Bireysel de değil grupla da değil

Bir kere hayal etmeyegörsünler! O mekanı en sevdikleri müzik grubunun klibinde gördükleri anda, mekanı hafızaya kaydeder ve hedefi belirlerler. Farkı ise, sadece hayal etmezler, planlarlar! Hayal muhtemelen ikinci bir fotoğrafı ya da videoyu görene kadar sürer ama bir kere olsun hayran oldular mı ya da istediler mi hemen araştırmalara başlarlar. Hesaplar ve planlarının gerçekleşme ihtimal yüzdesini kabul ederler. Bu sebeple onca emekten sonra bir gruba ya da görevlere bağlanmalarını beklemeyin. Ya da oldu da rehber tuttular diyelim, rehberin, hızlı, enerjik, ilgi çekici ve sürpriz dolu olmasını umacaklardır.

Nadir, özel ve deneyim dolu bir seyahat

Seyahat bir partner ya da arkadaşlarla ise onlarla, ya da yalnız seyahat edenler için yolda tanışılan insanlar, seyahatin öne çıkan anısı olacaktır, destinasyon değil. Eğer otelin bar bölümünde bir nitelik varsa ya da şehirde önemli bir özellik varsa seyahat sebebi olabilir, ve daha da fazla seyahat etme sebebi…

Atıklar çoksa o otele gidilmez

Evet, sürdürülebilir hayatı destekliyoruz ama bunu daha yeni desteklemeye başladık sanki! Halbuki 13-14 yaşlarında, sürüdürülemez oluşumların yarattığı zararın bilincinde olmak inanılmaz değil mi!? Eğer otel çok fazla yemek atıyorsa, eğer seyahat acentesi anti-lgbt ise, eğer rehber hayvanlardan nefret ediyorsa baştan kaybediyorlar. Z jenerasyonu için hangi herhangi bir din karşıtı olmak ırkçı olmakla eşdeğer.

Nasıl mı biliyorlar? Nasıl bilmezler ki? Onlara bu yorumları bırakmaları için platformları ve altyapılarını biz hazırladık. Medya ortada. Eğer otelin restoranının dünkü yoğurdu bugün başka bir formda sunduklarını görürlerse bunu paylaşmaktan çekinmiyorlar. Ah, “bu ziyan olmasındansa geri dönüşüm için daha mantıklı” mı dediniz? Ama onlar için, ihtiyaçtan fazlasını hali hazırda üretmemelilerdi zaten!

Nakit taşımak mı?

Bize daha iyi pazarlık için nakit bulundurmamız söylendi hep ancak Z’ler nakit para taşımanın çantadaki maksimilize olmaya ilk adım olduğuna inanıyor. Belki küçük harcamalar için tamam ama eğer bir dükkan sahibiyseniz bankalarla ve pos cihazlarıyla daha iyi arkadaş olmaya hazırlanın.

Niş Pazar – Seyahatin öbür yüzü

Gezmek ve şehirlerin ön plandaki yerlerini ziyaret etmek ilk gün yapılacaklar listesinde olabilir ama seyahatin yüzde 90’ı artık seyahat edeni tatmin edecek ölçüde olmalı. Tatmin boyutları ve nitelikleri kişiden kişiye göre değişir ancak niş Pazar da bunun için var, ihtiyaçları karşılamak… Yemek turları, sokak sanatı turları, her türlü atölye ve workshoplar, modern sanat turları, outdoor sporları, bisiklet turları ve benzer her türlü ilgi çekici aktivite seyahat acenteleri ve conciergeların listesine kesinlikle eklenmeli.

Belki biz Y jenerasyonunu kıskandırabilir ancak gelecek dönem tipi seyahat için gerçekten hazır olduğumuzdan emin olalım.