Türkiye’de reklam yatırımları ne durumda?

Türkiye Reklam Verenler Derneği’nin açıkladığı rakamlara göre Dünya reklamları içinde Türkiye’nin payı halen binde 4’lük bir konumda. Kıyaslandığımız ülkelerin nüfusları ise bizimkinden çok daha düşük olmasına rağmen, reklama, marka ve itibar yönetimine yaptıkları yatırım bizimkinden çok daha yüksek.

“Bizi bilen bilir, bilen gelir, bilmeyenle de kötü bilenle de pek ilgilenmiyoruz”

Çok iddialı bir açıklama gibi gelmiş olsa da bir çok köklü kuruluş, işletme ve marka aslında böyle düşünüyor. Bir fırsat görüp işlerini kurduktan sonra ağızdan ağıza dediğimiz tanıtıma güvenerek işlerini bir noktaya getiriyor, gün gelip şartlar değiştiğinde ise ne yapacağını şaşırıyor. Yeniden başlayacak pazarlama yatırımını yapmak giderek zorlaşıyor ve günün sonunda ne yazık ki üzücü tablo gerçekleşerek yıllarca süren emeklerini arkalarında bırakmak zorunda kalıyorlar.

Yasu Consulting Company

Hepimizin bildiği bir örnek olan Amerika Birleşik Devletleri, reklam yatırımlarını sahip oldukları tüm alanlarda kullanıyor. Şehir reklamları, ürün ve hizmet markaları en büyük yatırımlarını tanıtım bütçelerine ayırıyor. Film yapım şirketleri, klipler, billboardlar, dijital reklamlar, TV programları, dünyaca ünlü isimlerle anlaşmalar… Amerika yıllardır tanıtımda ilk sıralarda. Sizce Amerika’nın büyük güç olmasının en önemli nedenlerinden biri de bu değil mi? Belki de hala tek nedenin Rockefeller’lar ya da Rothschiltler olduğunu düşünenler olabilir.

Sürekli reklam vermek, işletme bütçesinin karşılayabileceği bir şey olmayabilir. Kuruluş bütçeniz reklam kampanyaları için yetersizse sürdürülebilir bilinirlik ve marka yönetimi ile daha uygun bütçelere daha kalıcı etkiler yaratabilirsiniz. Tabi reklam vermenin gücünü günü geldiğinde kullanabilmek üzere.

Türkiye olarak reklama ve tanıtıma önem vermiyoruz

Yeni bir iş kurarken aslında en öncelikli ayrılması gereken bütçe pazarlama bütçesidir. Bugün işler çok güzel gidebilir ancak yarın değişen koşullar ile rekabet etmeniz gerektiğinde pazarlama sizin en etkili silahınızdır. İşin başında pazarlamaya yatırım yapmazsanız, işiniz devam ederken o yatırımı yapmak giderek zorlaşacaktır. Reklam ve tanıtım ile ilgili verdiğiniz her kuruş gözünüzde büyüyecektir. Artan giderleriniz, ödemeniz gereken vergiler, maaşlar, kiranız ve yenilenmesi gereken hizmetleriniz varken karşınıza çıkacak pazarlama bütçesi Size hiç cazip gelmeyecektir. Bugün görüyoruz ki 10 yılı aşan markalar, bunlar gerek ürün gerekse hizmet satıyor olsun, dijital ortamda hiçbir yatırımda bulunmamışlar.

EN İYİ VİTRİNİ OLAN KAZANIR

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını ile hizmet ve ürün alımlarında sektörlere göre ciddi kayıplar da, artışlar da oldu. Tüketici alışkanlıkları her ne şekilde (olumlu ya da olumsuz) değişirse değişsin, EN İYİ VİTRİNİ OLAN KAZANIR.

Son 5 yıldır sürekli gündemde olan dijitalleşme sürecini reddetmek, gücüne inanmamak ve buna yatırım yapmamak aslında gelecek beş yılı da yok saymak ve kazananları uzaktan seyretmek demektir.

Bugün markanız için bir şeyler yapmanızın tam vakti

  • Dijital vitrininizi yenileme, içinize sinmeyen logo ve tasarımları değiştirme zamanıdır.
  • Sahip olduğunuz yatırımı değerlendirmek sizin elinizde.
  • Ürün ve hizmetinizi satma noktasına getiren ve değerinde sattıran bir çok parametre bulunurken, o yolun en başında marka bilinirliğiniz ve sürdürülebilir marka yönetiminiz yer alır.
  • Pazarlamaya yatırım yaptığınızda markanızı değerinde satmaları için sürekli en iyi satış ekibini kurma yarışı ve mücadelesine son verir, kendi kendini satma sürecini deneyimleyebilirsiniz.