Bir Küçük Ankara Hikayesi: Hound Coffee&Eatery

Yaklaşık 20 günlük kapanmanın ardından, hala sevdiğimiz kafede hayal ettiklerimizle bir arada olup birer kahve içemiyor olsak da, en azından bugün itibariyle sevdiğimiz mekanların o özlediğimiz lezzetlerine gel-al ya da online sipariş yöntemi ile kavuşuyoruz…

20 Günün Ardından Kapılarını Tekrar Açıyor

Süreç çok uzun gibi olmasa da, 1.5 yıldır bir ileri iki geri seyreden covid-19 nedeniyle hepimiz çok bunaldık ve havaların ısınması ile artık daha fazla evlerimizde kapalı kalmak istemiyor, bir an önce kendimizi o çok sevdiğimiz parklara, kafelere, restoranlara atmanın hayalini kuruyoruz. Bu süreçte her birimiz birer hayale tutunup günü umutla bitirmeyi başardıysak ne mutlu bize! Benim hayallerimi süsleyen şeylerden biri; oğlumu da alıp geniş bahçesinde kahvemi yudumlarken, onun özgürce istediği tatlıyı seçerkenki mutlu vücut dilini izlemek ve bir yandan mesafeli bir şekilde Hound’un sahibi Anıl ile hoş bir sohbet edebilmekti. Görünen o ki; bugün itibariyle yeniden gel-al ve paket servis için kapılarını açan Hound’da hayal ettiğim sohbet bizi biraz daha bekleyecek… Ancak bu süreçte hem küçük işletmelere destek olmak, hem de bilmeyenlerin Hound’a özel lezzetlerden daha fazla mahrum kalmaması adına sevgili Anıl ile online gerçekleştirdiğimiz sohbeti sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum… İyi okumalar!

Merhaba sevgili Anıl. Sohbetimize öncelikle seni tanıyarak başlamak isterim. Bu uzun pandemi döneminde tüm gitgellere rağmen istikrarını korumaya çalışan küçük ama Ankara’da epey bilinen bir işletme sahibi olarak, kendinden biraz bahseder misin?

 

Merhaba, ben Anıl Hakki Tabak, 32 yaşındayım. Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TOBB ETU Bilgisayar Mühendisliği mezunu, kendi küçük işletmesinin başında mutlu bir girişimciyim. Küçüklüğümden beri parçası olduğum ve pek çok Ankaralı’ya tanıdık gelecek bir işletmemiz var: Çiçek Lokantası… Bu aile yadigarına ek olarak kendi hayalimi de gerçek kıldığım küçük bir kahvecim var: Hound Cafe… Her iki işletme ile de ben ilgilenmekteyim.

Restorancılığın devam eden bir aile geleneği olduğu bir aileden geldiğini biliyorum. Çiçek Lokantası’nı bir kenara koyup, konfor alanının dışına çıkarak yeni bir denize yelken açmak büyük bir karar bana göre. Nasıl gelişti ‘Hound Cafe’ fikri?

Aslında en başlarda kahveye olan ilgimdi beni tetikleyen sanırım. Konsept olarak da restorandan farklı bir şey yapma arayışım vardı diyebiliriz. Sonrasında Hound çocuğumuz gibi oldu ve ortaya hayal ettiğimizden daha büyük ölçekli ama bize her daim tebessüm ettiren bir yer çıktı…

Bir İç Mimar olarak mekanın işleyişine, tarzına ve tasarımına da değinmek isterim. Mekanınızı kurgularken tasarım desteği aldınız mı?

Evet, az önce de söylediğim gibi hayallerimin biraz ötesinde bir yer oldu Hound Cafe. Bunda tasarım ve uygulama işlerini teslim ettiğimiz Ruler Mimarlık’ın etkisi de yadsınamaz.

Bildiğim kadarıyla yeni bir işletme sayılır Hound Cafe. Bu kadar kısa zamanda, özellikle pandemiye rağmen, nasıl bilinir hale geldiniz? Sence, Ankaralılar’ın sizi tercih etmesindeki en büyük faktör nedir?

Aslında AVM veya çok bilindik caddelerde olmaktansa daha çok bir mahalle kahvecisi olmayı hayal etmiştim en başından beri. Yer seçiminde, hep bunu göz önünde bulundurarak hareket ettim ve şimdiki mahallemiz (Yıldızevler) aslında da tam da hayal etttiğim gibi oldu. Biz müşterilerimize iyi kahve ve iyi tatlının yanı sıra her zaman iyi bir hizmet vermek için uğraşıyoruz. Bunun bilinir olmamızdaki katkısı bana göre oldukça büyük.

 

Geçirdiğimiz bu ikinci kapanma sürecinden sonra sence sizi ve sizin gibi küçük ama ayakta kalmaya niyetli işletmeleri ne gibi zorluklar bekliyor?

Bizleri bekleyen en büyük zorluk, kesinlikle, hemen hemen her gün kullandığımız hammaddelere gelen zamlar. Aldığımız bir ürünü bir sonraki sefere ayni fiyattan almak neredeyse imkansız hale geldi. Bu durum ‘pandemi’ adı altında çığ gibi büyüyerek yoluna devam ediyor. Sanıyorum ilerleyen süreçlerde de pandemi hafiflese bile, bizleri en çok zorlayacak şey bu orantısız zamlar olacaktır.

Sizi bilmeyenler ve ilk defa burada tanıyacak olanlar için soruyorum. Tüm bu kapanma sağlıkla bittiğinde (umarım) size öncelikli olarak ne için gelsinler? Değişik yörelerden gelen kahveleri tatmak için mi, görselleri ile cezbeden tatlılardan denemek için mi, sohbet ve sosyalleşmek için mi, azıcık huzur bulup sonra çalışmaya dönmek için mi? Bu kadar fazla seçenek arasında neden ‘ben bugün Hound’a gidiyorum’ demeliyim sence?

Öncelikle her ne kadar şu an keyfini sürmek pek mümkün olmasa da, bize kendilerini rahat hissedebilecekleri bir ortam için gelmeliler. Sonrasında ise geldiklerinde sohbet ederken onlara iyi bir kahve, lezzetli bir tatlı, güzel bir müzik ve kaliteli bir servis eşlik edecektir. Güne Hound’da bir mola verebilirler veya yoğun geçen bir günü Hound lezzetleri ile bitirebilirler misafirlerimiz… Tüm bunların ötesinde, rutinlerinin bir parçası olabilir, hayatlarına bir şekilde dahil olup küçük bir tebessüm nedeni olabilirsek ne mutlu bize!

Tadı kilometreleri aşan 19 yöresel lezzet