Bakanlığın Gece Müzeciliği ile Özel Davet Çelişkisi: Efes’in Kapıları Nasıl Kapandı?

Antik Efes Kenti, ünlü bir cruise gemisiyle gelen yabancı turistlere yönelik hazırlanan özel bir etkinlik için kapatıldı, bireysel ziyaretçilerin girişi engellenerek alana masalar yerleştirildi. Vatandaşlar durumu ıslık, alkış ve yuhalamalarla protesto etti. Bu tepkiler üzerine, özel organizasyon sona erdirildi.

Last Updated on 20 Haziran 2024 by Turizm Günlüğü

İzmir’in gözbebeği Efes Antik Kenti, Türkiye’nin tarih sahnesindeki yıldızlarından biri. Ancak geçtiğimiz günlerde, özel bir yemek organizasyonu nedeniyle, bu tarihi mekanın kapıları yerli ve yabancı turistlere kapatıldı. Celsus Kütüphanesi’nin de içinde bulunduğu bu değerli alan, anlık bir etkinlik için barikatlarla çevrelendi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, Türkiye’nin tarihi hazineleri arasında yer alan Efes, Aspendos, Patara, Side ve Hierapolis gibi önemli arkeolojik sit alanlarını gece geç saatlere kadar ziyarete açacak olan “Gece Müzeciliği” projesi büyük bir sevinçle karşılanmıştı. Ancak 15 Haziran tarihinde henüz başlayan bu uygulamaya 17 Haziran günü Amerikan Wind Star Cruise gemisinin Efes Antik Kenti’nde düzenlediği bir yemek organizasyonu damgasını vurdu.

Okuma Önerisi: Gece Müzeciliği: Yaz Gecelerinde Gezebileceğiniz 5 Antik Kent

Efes Antik Kenti’nde Yapılan Özel Organizasyon; Kamu Erişimini Engelledi, Gece Müzeciliği Projesi İse Gölgede Kaldı

İnstagram videosunu izlemek için TIKLAYIN

Normal günlerde bile yoğun ziyaretçi akınına uğrayan Efes’te “yapılmak istenen ile yapılanın çakıştığı ve çeliştiği” bu olay bir de bayram tatilinde meydana geldi. Bu plansızlık hem eleştirileri hem protestoları hem de soru işaretlerini beraberinde getirdi. Projenin bayram tatili gibi yoğun bir dönemde başlatılma kararı ve bu özel organizasyonun hem bayram tatili hem de gece müzeciliği projesi ile aynı anda gerçekleşmesi sosyal medyada yankı uyandırdı.

Turist Otelden Çıktı Ama Bu Seferde Antik Kent Kapandı…

Bu yılın başında Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gece Müzeciliği projesinin amacını bir nevi “Turizm bölgelerinde yaz döneminde turisti otel dışına çıkarmak ve özellikle nitelikli turisti ülkemize getirmek” sözleriyle açıklamış, dünya miraslarını daha erişilebilir kılma misyonuna ulaştırılacağını müjdelemişti. Ancak otelden çıkan (!), ülkesinden, başka şehirlerden kalkıp İzmir’e gelen hem yabancı hem yerli turist gece görmek istediği Efes Antik Kenti’nin kapısından geri döndü. E, haliyle bir vatandaş aynı zamanda bir turist olarak ben de bu durum; gece gidip gezmek istediğim “Gece Müzeciliği” kapsamındaki antik kentler acaba bugün kapalı mı, girebilecek miyim endişesi yarattı. Öte yandan paranın gücünü hatırlatırken, özel etkinlikler nedeniyle gerçekleşen bu tür kısıtlamalar, bakanlığın önceliklerinin ne kadar kamu yararına olduğunu da sorgulattı.

Tam Bir Akıl Tutulması!

Evet, dünya çapında, tarihi ve kültürel alanlarda büyük etkinliklerin düzenlenmesi yaygın bir uygulama. Her ülkenin ve her miras alanının kendine özgü koşulları ve ihtiyaçları var. Ancak, Türkiye gibi kültürel zenginlikleriyle ön plana çıkan bir ülkede, bayram gibi yoğun ziyaretçi dönemlerinde aynı anda hem özel etkinlikleri hem de genel ziyaretçi kabulünü planlamak, sizce de ciddi bir akıl tutulmasının ürünü değil mi?

Soruyoruz!

Efes’e bin bir zahmetle gelip, belki de tek ziyaret şansı o gece olan turistlerin yaşadığı hayal kırıklığı göz ardı edilebilir mi? Aylar öncesinden planlanan ve büyük bir turist kitlesini etkileyen bu tür bir organizasyonun kamuoyuna duyurulması gerekmez miydi? Özellikle turistik sezonun yoğunluğunu öngörerek, tarihi alanda gerekli önlemlerin alınması ve ziyaretçi akışının yönetilmesi çok mu zordu? Bu organizasyon sırasında yaşanan aksaklıklar ve olumsuz deneyimler, Türk turizmine olan güveni nasıl etkileyecek?

İş Bilmezlik ve Plansızlık Üzerine Bir Eleştiri

Yaşanan bu durum bizlere; bakanlık ve ilgili organizasyon yetkilileri için, kamu yararını ve kültürel mirasın korunmasını önceliklendiren bir yaklaşımla hareket etmeleri, bu alanlarda düzenlenen etkinliklerin de daha dikkatlice planlanması gerektiğini gösteriyor. Çünkü yaşanacak bu tür durumlar, ülkemizin turizm sektörüne zarar verebilir ve uzun vadede negatif bir imaj oluşturabilir. Öte yandan kültürel değerlerimizin korunması ve tanıtılması adına bu, sadece bir zorunluluk değil, aynı zamanda bir sorumluluktur. Tarihi miraslarımızın hem korunması hem de dünya sahnesinde layıkıyla temsil edilmesi için dengeli bir yaklaşım şart. Büyük organizasyonların, event’lerin uygun koşullar altında gerçekleştirilerek yapılması elbette ki kültürel değerlerimizin tanıtılması adına kritik bir öneme sahip.