
Last Updated on 25 Ocak 2026 by Turizm Günlüğü
İlber Ortaylı, gençlikte yapılan seyahatin bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak; konfor odaklı tatil anlayışının dünyayı tanımaya yetmeyeceğini söyledi. Ortaylı’ya göre gerçek gezi, otel lobilerinde değil; sokakta, müzede ve hayatın içinde öğreniliyor.
İşte İlber Ortaylı’nın yazısından dikkat çeken satırlar… Ünlü tarihçi, gençlerin “yorgunuz, paramız yok” gerekçeleriyle seyahati ertelemesini sert sözlerle eleştirirken, dünyayı tanımanın ancak genç yaşta, konfor alanının dışına çıkılarak mümkün olabileceğini ifade ediyor. Beş yıldızlı otellerin ve havuz başı tatillerin “gezmek” olmadığını vurgulayan Ortaylı, gerçek seyahatin; yürüyerek, gerekirse yoksunluğa katlanarak ve kültürle doğrudan temas kurarak yapılacağını dile getiriyor.
İlber Ortaylı: OTEL LOBİSİNDE HAYAT ÖĞRENİLMEZ!
Bana “Hocam çok çalışıyoruz, yorgunuz, paramız yok” diye gelmeyin. Azizim, bunlar hep bahane. Modern dünyanın size öğrettiği, tembelliği meşrulaştıran zırvalar.
Bakınız, açık söylüyorum; gençlikte yapılan gezi, ihtiyarlıkta yapılamaz.
Gençken sefalete tahammülünüz vardır. Uykusuz kalırsınız, kilometrelerce yürürsünüz, tırmanırsınız, gerekirse parkta yatarsınız ama o şehri, o medeniyeti damarlarınızda hissedersiniz. Dünyayı anlamak için biraz sürünmek gerekir.
Şimdi görüyorum; gençler daha işin başında “konfor” arıyor. Beş yıldızlı otel, havuz kenarı, açık büfe… Bu gezmek değildir, bu vakit öldürmektir.
Eğer “Emekli olunca gezerim” diye bir hayaliniz varsa, onu hemen unutun. O yaşta gittiğiniz Venedik’te, Paris’te yapabileceğiniz tek şey; otelin lobisinde oturup, şehir meydanında bir kahve içip dönmekten ibarettir. Bacaklarınız tutmaz, gözünüz seçmez, hafızanız almaz.
Münevver olmak istiyorsanız, dünyayı tanımak zorundasınız. Okuyacaksınız evet, ama sadece okumakla da olmaz. Gezeceksiniz.
Binaenaleyh, size tavsiyem şudur:
– Eşyaya, mobilyaya, kıyafete para harcamayın. O parayı biriktirin ve dünyayı görün.
– Konfor aramayın. Gerekirse su için, simit yiyin ama o müzeye girin.
– Pasaportunuz cebinizde, haritanız elinizde olsun.
Dünya, plaza camından bakarak veya Instagram’da başkalarının hayatını izleyerek öğrenilmez.
Şimdi soruyorum: En son ne zaman konfor alanınızdan çıkıp, bilmediğiniz bir sokağın, tanımadığınız bir kültürün tozunu yuttunuz?








