
Last Updated on 2 Mart 2026 by Turizm Günlüğü
Touch DMC Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Şaf, bugün Latin Amerika’dan Afrika’nın güneyine uzanan operasyon ağı, cruise markası ve B2B rezervasyon altyapısıyla çok katmanlı bir büyüme modeli inşa ettiklerini söylüyor. 34 ülkeden tur operatörüne hizmet veren şirket, DMC, cruise ve dijital altyapıyı tek çatı altında buluşturan “All in One” yaklaşımıyla sektörde farklı bir konumlanma hedefliyor.
Pandemi sonrası turizm sektöründe dengeler yeniden kurulurken, bazı markalar yalnızca toparlanmaya odaklandı; bazıları ise krizi küresel bir büyüme fırsatına dönüştürdü. 2021’in sonunda Orta Amerika merkezli bir DMC olarak yola çıkan Touch DMC, kısa sürede operasyon ağını Latin Amerika ve Afrika’ya taşıyarak iddiasını büyüttü.
Küba’dan Meksika’ya, Brezilya’dan Güney Afrika’ya uzanan fiziksel ofis yapısı, Touch Cruise & Travel markası ve Touch&Book B2B rezervasyon platformu ile şirket, destinasyon yönetimi, cruise operasyonu ve dijital altyapıyı entegre eden bir model ortaya koyuyor.
Peki, bu hızlı büyümenin arkasındaki strateji ne? Farklı kıtalarda hizmet standardı nasıl korunuyor? 2026’da Latin Amerika ve Afrika talebi nereye evriliyor? Touch DMC’nin küresel hedeflerini ve sektöre bakışını, Touch DMC Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Şaf ile gerçekleştirdiğimiz röportajda tüm detaylarıyla konuştuk.
Touch DMC ne zaman, hangi vizyon ve sektörel ihtiyaç doğrultusunda kuruldu? Kuruluş sürecindeki temel hedefiniz neydi?

2021 yılının sonunda, pandeminin hemen ardından “Orta Amerika’nın en büyük ve en iyi DMC şirketi” olma vizyonuyla yola çıktık. Buradaki “büyüklük” kavramından kastımız hiçbir zaman yalnızca Türkiye’deki şirketlere hizmet veren en büyük DMC olmak değildi. Hedefimiz her zaman global bir marka yaratmak oldu ve bugün de aynı vizyonla yolumuza devam ediyoruz.
Elbette süreç içinde, DNA’mıza yenik düşerek hedefimizi genişlettik ve bunu “Güney ve Orta Amerika ile Afrika’nın güneyi” olarak yeniden konumlandırdık.
Şu an Küba, Meksika, Kolombiya, Brezilya ve Güney Afrika’da fiziksel ofis ve ekiplerimiz tüm Orta ve Latin Amerika’da B2B olarak kendi operasyon ve ekiplerimiz ile servis veriyoruz.
Bununla birlikte Touch Cruise & Travel ve Touch&Book markalarımız da yeni projeler olarak hayatımıza dahil oldu. Tüm bu adımların temelinde, “All in One” (hepsi bir arada) mantığını müşterilerimize sunma hedefimiz yatıyor.
2025 yılının sonu itibarıyla ulaştığımız verilere göre; Türkiye ile birlikte 34 ülkeden seçkin tur operatörleri, MICE şirketleri ve seyahat acentelerine destinasyonlarımızda leisure ve MICE operasyonlarında hizmet verdiğimizi görüyoruz ve bundan büyük bir gurur duyuyoruz.
Her ne kadar hedeflediğimiz noktaya henüz uzak olsak da global bir marka olma yolunda geldiğimiz aşamadan memnun olduğumuzu söyleyebilirim.
Arjantin, Brezilya, Kolombiya, Küba, Dominik Cumhuriyeti, Meksika, Panama ve Güney Afrika gibi farklı pazarlarda faaliyet gösteriyorsunuz. Bu kadar farklı coğrafyada operasyonel kalite ve hizmet standardını nasıl sürdürülebilir kılıyorsunuz?

İşleyiş ve yönetim açısından baktığımızda cevap çok net: Sistem ve kurallar.
Şirketimize her yeni destinasyon dahil olduğunda, o destinasyonla birlikte yönetici ortaklardan sahadaki rehbere kadar birçok ekip arkadaşımız markamızı temsilen aramıza katılıyor. Bu noktada her pozisyon için ayrı ayrı hazırladığımız prosedürlerimiz var. Bu prosedürler, kişinin daha önce hiç yapmamış gibi işi adım adım nasıl yapacağını anlatan detaylı bir rehber niteliğinde.
Bu dokümanlarda görevlerin nasıl, nerede ve hangi saatlerde yapılacağına kadar her detay açık şekilde yazılı. Kimsenin bu kuralların dışına çıkmasını ve esneklik göstermesini kabul etmiyoruz.
Çünkü bir partnerimizin rehberi ya da misafiri Havana’ya geldiğinde aldığı hizmet ile Cape Town’a geldiğinde aldığı servis aynı olmalı. Ancak bu şekilde markamızla çalışmanın gerçek bir anlamı olur.
Bunu Starbucks gibi düşünebilirsiniz: Hangi ülkeye giderseniz gidin, sipariş verdiğiniz ürünün adını da standardını da bilirsiniz.
Kalite açısından bakıldığında ise benim için bunun cevabı biraz daha farklı:
Biz antrenmanı Türk operatörlerle yapıp maça yurt dışında çıkıyoruz!
Yani Türk misafirlerimizi memnun edebildiğimiz her destinasyonda, diğer ülkelerdeki misafirlerimiz için sunduğumuz hizmet kalitesi zaten tartışmasız şekilde çok daha güçlü bir seviyede oluyor.
2026 itibarıyla Latin Amerika ve Afrika destinasyonlarına yönelik talepte nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz? Türk tur operatörleri için bu bölgelerde hangi fırsat alanları öne çıkıyor?

Bugün 34 farklı pazara hizmet verdiğimiz için her ülkenin dinamikleri ve talep trendleri farklılık gösterebiliyor.
Soruyu Türk pazarı özelinde daraltırsak; 2026 yılında ofislerimizin bulunduğu destinasyonlarda hem halka açık hem de incentive gruplarında Brezilya, Arjantin ve Güney Afrika’nın 2025’e kıyasla çok daha fazla talep gördüğünü söyleyebilirim.
Küba ise her zaman en çok misafir ağırladığımız destinasyonumuz oldu. Dışarıdan bakıldığında global ölçekte bir kriz varmış gibi görünse de, operasyonlarımızda herhangi bir aksama yaşamadan, geçen seneden hiçbir fark olmadan hizmet vermeye devam ediyoruz. Küba’daki turizm profesyonelleri olarak algıyı doğru yönetebilirsek bu destinasyonun her zaman büyüyerek devam edeceğine inanıyorum.
Kolombiya’ya ayrıca bir parantez açmak isterim. Dünyadaki tüm pazarlar için yeni bir turizm destinasyonu ve her anlamda mükemmel bir ülke. Bugün Avrupa ve Türk pazarında yeterince ilgi görmese de önümüzdeki 5 yıl içinde en hızlı büyüyen ofisimizin Kolombiya olacağını öngörüyoruz.
“Her detayda özel bir dokunuş” anlayışınız markanızın temel felsefesini oluşturuyor. Kişiselleştirilmiş seyahat tasarımında sizi global rakiplerinizden ayıran uygulamalar nelerdir?

Markamızın adı olan “Touch”, tam olarak felsefemizi yansıtıyor: müşterimize dokunmak. Logomuzdaki parmak izi ise yaptığımız işte bırakmak istediğimiz imzayı temsil ediyor.
Bizim en büyük farkımız; partner operatörümüzü çok iyi tanımamız ve onun müşterisinin beklentisini doğru analiz ederek içeriği buna göre şekillendirmemiz.
Bize gelen taleplere asla kalıp cevaplar vermeyiz. Doğru soruları sorarak ya hedef bütçe içerisinde en iyi programı oluştururuz ya da bütçe kısıtlaması yoksa, mükemmel dokunuşlarla müşterimizi son kullanıcı karşısında öne çıkarırız.
Elbette bu yaklaşım pazardan pazara değişir. Bu nedenle sadece müşterinizi değil, hizmet verdiğiniz pazarı da iyi tanımanız gerekir.
Örneğin İsveçli bir tur operatörüne sunduğumuz ürün ile Tayvanlı bir tur operatörüne sunduğumuz ürün aynı olamaz. Bunun için hem müşterinizi hem de o pazarın dinamiklerini iyi analiz etmeniz gerekir.
MICE, kongre ve etkinlik yönetimi tarafında son yıllarda ciddi bir hareketlilik var. 2026’da kurumsal seyahat ve etkinlik segmentinde nasıl bir büyüme öngörüyorsunuz?
Açıkçası 2026 yılında tüm destinasyonlarımızda incentive ve etkinlik gruplarında ciddi bir artış gözlemliyoruz.
Özellikle büyük grup olarak tanımladığımız 100 pax ve üzeri organizasyonlarda ciddi artış var. Aynı şekilde heyet ziyaretleri ve workshop taleplerinde de önemli bir yükseliş söz konusu.
Bu bize tüm sektörlerde oyuncuların bu tür etkinlik ve pazarlama faaliyetleriyle rakiplerinden ayrılmak istemesini yada workshoplarla global alanda yeni pazarlara ulaşma isteğini gösteriyor. Bu sektörümüz için çok olumlu bir şey. Artarak devam etmesi de bunun artık bir ihtiyaç olduğunu ve karşılığı olduğunu gösteriyor.
Bunun dışında bu yıl Meksika ofisimiz Dünya Kupası nedeniyle o döneme yönelik yoğun talep alıyor. Ayrıca Rio Karnavalı döneminde birçok incentive grubunu ağırlamaya devam ediyoruz.
Görünen o ki yılın geri kalanında da bu segmentte talep artarak devam edecek.
Bu bizim çok sevdiğimiz bir alan. Çünkü bize hem iş tatmini sağlıyor hem de “bunu da başardık” diyebileceğimiz projeler ortaya çıkarıyor.
Touch&Book B2B rezervasyon platformunuz dijitalleşme yatırımlarınızın önemli bir ayağını oluşturuyor. 2026’da turizm profesyonelleri için dijital altyapının önemi sizce hangi noktaya geldi?

Touch&Book bizim geleceğimiz olarak gördüğümüz ve halen yatırım sürecinde olduğumuz önemli bir proje.
Başlangıçtaki amacımız, destinasyonlarımızdaki güçlü kontratlarımızı tur operatörü müşterilerimize kendi sistemimiz üzerinden sunabilmekti. Çünkü global ölçekte satış ziyaretleri yada uluslararası fuarlarda toplantı yaptığınızda en sık sorulan sorulardan biri “Sisteminiz var mı?” oluyor. Bu soruya net bir yanıt veremiyorduk ve bu eksikliğimizi kapatmamız gerektiğini düşündük.
Bu doğrultuda satın aldığımız altyapı sayesinde, dünyanın en iyi dinamik paketleme sistemlerinden birine sahip olduk ve bunu müşterilerimizle buluşturma şansı yakaladık.
Touch&Book stratejimiz daha çok Türkiye pazarına odaklı ilerleyecek. Türkiye’deki en “operasyoncu dostu” sistemlerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü sadece otel ve uçak gibi klasik ürünlerle sınırlı kalmıyoruz; Tren biletinden cruise kabinine, maç biletinden araç kiralamaya kadar birçok ürünü sistemimizden paket olarak alabiliyorsunuz. Bunu da çok basit ve kullanıcı dostu bir alt yapıyla size sağlıyoruz.
Elbette bu projede master planımız daha farklı. Ancak henüz o aşamaya gelmiş değiliz. Türkiye’de online B2B alanında çok başarılı markalar var ve onlar konsantre olduğu ürünler özelinde çok başarılı. Biz ise işi “onlinecı” değil, “turizmci” bakış açısıyla yapmaya çalışıyoruz.
Umarım bunu başarır ve Türkiye pazarına yeni bir model kazandırabiliriz.
Touch Cruises tarafında 17 cruise firmasıyla iş birliği yürütüyor ve 286 aktif acente ile çalışıyorsunuz. Cruise turizminde 2026 sezonu için beklentileriniz nedir? Yeni destinasyon ya da yeni gemi iş birlikleri gündemde mi?
Touch Cruise & Travel markamızı, 2022 yılında kurduk. Global hedeflerle yola çıktık ve ciddi bir yol kat ettik.
Cruise operasyonlarımızın %50’sinden fazlası şu anda Türk pazarı dışındaki pazarlardan geliyor. Türk pazarındaki oyun kurucu pozisyonumuzu korurken, aynı zamanda diğer pazarlarda büyümeyi hedefliyoruz.
Bu nedenle dünyanın her cruise limanında satılabilecek ürünleri sürekli geliştiriyoruz. Yunan Adaları, Akdeniz ve Norveç fiyortları gibi klasik ürünlerin yanı sıra, doğru fiyat ve doğru tarihle long haul ürünler de oldukça iyi satıyor.
Selectum Blu ile stratejik bir iş birliğimiz bulunuyor. Türkiye çıkışlı Yunan Adaları turlarında kolay vizeye sahip tek gemi olması nedeniyle bu ürüne ilk günden itibaren inandık ve birlikte büyüdük. Pazara hem MICE hem de halka açık ürünler sunuyoruz.
Cruise turizmi özel bir ürün ve her zaman belirli bir müşteri kitlesi var. Türkiye’de daha da büyümesi gereken bir alan olduğunu düşünüyorum. Ancak gemi firmalarının iptal politikaları ile Paket Tur Yönetmeliği’nin çelişmesi, biz ve bizim gibi cruise operatörlerini ürün geliştirme konusunda zaman zaman çekingen hale getiriyor.
Cruise firmaları konfirmasyon sonrası iptallerde doğrudan no-show uygularken, yönetmelik 30 günden az süre kaldığında iade zorunluluğu getiriyor. Bu konu çözülmeden cruise alanındaki büyümenin sınırlı kalacağını düşünüyorum.
Hem DMC hem cruise hem de B2B rezervasyon altyapısını aynı çatı altında sunmak sektöre nasıl bir stratejik avantaj sağlıyor?

Bu yapı hem bizim açımızdan hem de müşterimiz olan tur operatörleri açısından büyük bir avantaj sağlıyor.
Markalar ve içerikleri farklı olsa da kalite standartlarımız ve iş disiplinimiz aynı. Bu sayede markalar birbirini besleyerek büyüyor.
Örneğin Touch Cruise, Touch DMC’nin MICE müşterilerine yeni bir ürün kazandırdı ve cruise da mice her geçen gün büyüyor. Hatta geçtiğimiz yıl bir kez Selectum Blu’da Incentive operasyonları için charter operasyonu düzenledik. Bu sene de şimdiden bir tarih charter seferimiz var. Aynı şekilde Touch DMC, cruise paketi satan ve daha önce ulaşmakta zorlandığımız yeni müşteri gruplarına ulaşma fırsatı sağladı.
Bu hem bizim hem de partnerlerimiz için ciddi bir avantaj.
Touch&Book ise tüm bu yapının ve daha fazlasının tek bir çatı altında toplanacağı daha büyük bir modelin temelini oluşturuyor. Bunun için çalışmaya devam ediyoruz.
Küresel ölçekte yaşanan ekonomik dalgalanmalar, vize süreçleri ve operasyonel maliyet artışları sektörünüzü nasıl etkiliyor? Bu zorluklara karşı nasıl bir strateji izliyorsunuz?

Açıkçası burada size bilgece ve her badireyi başarıyla atlatmış biri gibi cevap vermek isterdim, ama öyle biri değilim.
Bence bizler sektör temsilcileri olarak, devletlerin makro ölçekte aldığı kararlar karşısında mikro yapılar olarak uyum sağlamaya çalışıyor ve şirketlerimizi ayakta tutmaya uğraşıyoruz.
Turizm gelirleri ve turizm yatırımları, 10-15 yıl öncesine kıyasla artık devletlerin birbirlerine karşı daha fazla koz olarak kullandığı bir alan haline geldi. Bugün turizm gelirleriyle ayakta kalmak zorunda olan veya cari açığını turizmle dengeleyen ülke sayısı oldukça fazla. Dolayısıyla devlet stratejilerine bağlı olarak her an değişebilecek süreçleri yakından takip etmek zorundayız. Bu değişimler bazen lehimize, bazen aleyhimize olabiliyor.
Hatta benim lehime olan bir gelişme, sektörden bir dostumun aleyhine de sonuçlanabiliyor.
Elbette şirketimize ve ekibimize karşı sorumluluğumuz gereği, bu değişken koşullara karşı elimizden geldiğince hazırlıklı olmaya çalışıyoruz.
Bunu nasıl yapıyoruz?: Destinasyonlarımızda yaşanabilecek politik ve ekonomik riskleri azaltmak için destinasyon sayımızı; Müşterilerimizin bulunduğu pazarlarda yaşanabilecek riskleri azaltmak için ise hizmet verdiğimiz market sayısını arttırıyoruz.
Elbette bunun bedeli sürekli yatırım ve büyüme gerektiriyor. Bu yüzden kurulduğumuz günden beri tüm enerjimizi ve yatırımlarımızı bu strateji doğrultusunda yapıyoruz.
Umarım yakın gelecekte daha stabil bir dünya ortamında işimizi yapma şansımız olur.
Önümüzdeki üç yıllık dönemde Touch DMC ve Touch Cruises için büyüme planınız nedir? Yeni ülke ofisleri, yeni kıta açılımları veya Türkiye pazarına özel projeler var mı?
Ana hedefimiz, B2B alanda tüm marketlerde, tüm sektör temsilcileri tarafından tanınan, bilinen ve saygı duyulmaya devam edilen, etiklerini kaybetmeyen global bir marka olmak.
- 2025 yılında Brezilya ofisimizi açtık ve buradan Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay operasyonlarımızı yönetiyoruz.
- 2026 sonu veya 2027 başı itibarıyla Peru ofisimizi açmak üzere hazırlık yapıyoruz. Bu, büyük Latin Amerika planımızın tamamlayıcı adımı olacak.
- Cruise markamız ürünlerini ve hizmet verdiği pazarları artırmaya devam ederken, aynı zamanda bazı markaların Türkiye temsilcilikleriyle ilgili yeni adımlarımız da olacak.
- Touch&Book tarafında ise önümüzdeki 3 yıl içinde “All in One” mantığıyla Türkiye pazarının en sevilen ve en yüksek kullanıcı alışkanlığına sahip B2B platformunu yaratmayı hedefliyoruz.
Tabi her zaman yoldayız ve yolun başka neler getireceğini bilemeyiz. Touch DMC











































