
Last Updated on 18 Ağustos 2026 by Turizm Günlüğü
Gökçeada’nın çevresindeki Kuzey Ege suları için tarihi bir koruma dönemi başladı. 15 Ağustos 2026 tarihli ve 11627 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile sınırları belirlenen Kuzey Ege Denizi Milli Parkı, Gökçeada çevresindeki geniş deniz alanlarını koruma statüsüne taşıdı. Karar Gökçeada’nın kara alanını milli park ilan etmiyor. Bu ayrım, adadaki turizm yatırımları ve yapılaşma açısından önem taşırken; denizlerin korunması Gökçeada’nın sürdürülebilir turizm, dalış ve doğa turizmi açısından değerini artırabilecek yeni bir dönemin kapısını açıyor.
Türkiye’nin en büyük adası Gökçeada’nın çevresindeki denizlerde yeni dönem başladı.
15 Ağustos 2026 tarihli ve 11627 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 16 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Kararla Kuzey Ege Denizi Milli Parkı için yeni sınırlar belirlendi.
Resmî Gazete’de yayımlanan kararın ekinde milli parkın sınırlarını gösteren ayrıntılı harita ile GCS WGS 84 sisteminde 599 ayrı koordinat noktası bulunuyor. Böylece koruma alanının denizdeki sınırları hukuki olarak tanımlanmış oldu.
Gökçeada Milli Park İlan Edilmedi
Kararla ilgili en önemli ayrıntı, düzenlemenin neyi kapsadığı kadar neyi kapsamadığı.
Gökçeada’nın kara alanı bu kararla milli park ilan edilmedi.
Resmî Gazete ekindeki harita ve koordinatlar Kuzey Ege Denizi Milli Parkı’nın sınırlarını belirliyor. Dolayısıyla Gökçeada’daki köylerin, tarım arazilerinin, konutların ve adanın diğer kara alanlarının tamamının milli park kapsamına girdiği şeklinde bir yorum doğru değil.
Buna karşılık Gökçeada’yı çevreleyen geniş deniz alanlarının yeni koruma statüsü içerisinde yer alması, adanın geleceği açısından oldukça önemli.
Gökçeada’nın Denizleri İçin Yeni Koruma Kalkanı
Gökçeada, Kuzey Ege’nin en önemli doğal yaşam alanlarından biri.
Adanın turizm değerinin önemli bölümünü de denizi, koyları, su altı yaşamı ve korunmuş doğal çevresi oluşturuyor.
Yeni milli park statüsü, bu nedenle yalnızca çevresel bir karar olarak değerlendirilmiyor. Gökçeada’nın gelecekte nasıl bir turizm destinasyonu olacağı açısından da önemli bir dönüm noktası oluşturabilir.
Deniz ekosistemlerinin korunması; Gökçeada’nın dalış turizmi, doğa turizmi, ekoturizm, gastronomi ve sürdürülebilir ada turizmi gibi alanlarda konumunu güçlendirebilir.
Özellikle kitlesel turizm yerine doğayı ve yerel yaşamı merkeze alan bir turizm modelinin geliştirilmesi açısından yeni koruma statüsü Gökçeada için önemli bir fırsat sunuyor.
Karar Gökçeada’da Neyi Değiştiriyor?

Yeni kararın Gökçeada açısından yarattığı en temel değişiklik, adanın çevresindeki denizin artık çok daha güçlü bir koruma çerçevesinde değerlendirilmesi.
Milli park statüsüyle birlikte deniz alanlarının kullanımı, doğal habitatların korunması ve insan faaliyetlerinin ekosistem üzerindeki etkileri yeni koruma rejimi çerçevesinde ele alınacak.
Ancak kararın yayımlanması, Gökçeada’daki bütün faaliyetlerin yasaklandığı anlamına gelmiyor.
Milli park sınırları içinde hangi faaliyetlerin hangi koşullarda sürdürülebileceğinin uygulamadaki ayrıntıları, ilgili mevzuat ve alanın yönetimine ilişkin düzenlemeler çerçevesinde şekillenecek.
Gökçeada’da Turizm Devam Edecek mi?
Evet. Karar Gökçeada’daki turizmi yasaklayan bir karar değil.
Gökçeada’nın kara alanının tamamı milli park kapsamına alınmadığı için otellerin, pansiyonların, restoranların, köylerin ve diğer turizm işletmelerinin faaliyetlerinin otomatik olarak sona ermesi söz konusu değil.
Benzer şekilde adaya seyahat edilmesini veya plajların kullanılmasını tamamen yasaklayan bir hüküm de yayımlanan kararın kendisinde yer almıyor.
Ancak deniz alanındaki faaliyetlerde koruma önceliğinin daha belirleyici hale gelmesi bekleniyor.
Bu durum uzun vadede Gökçeada turizmi açısından dezavantajdan çok önemli bir marka değerine dönüşebilir.
Dalış ve Doğa Turizmi İçin Büyük Fırsat

Gökçeada zaten Türkiye’nin su altı yaşamıyla öne çıkan destinasyonlarından biri.
Yeni milli park statüsü, doğru yönetilmesi halinde adanın uluslararası pazarda **korunan bir Ege adası** kimliğiyle tanıtılmasına katkı sağlayabilir.
Dünyada koruma statüsüne sahip deniz alanları yalnızca çevresel değerleriyle değil, dalış ve doğa turizmi açısından da ilgi görüyor.
Gökçeada’nın doğal dokusunun korunması, adanın yüksek yoğunluklu yapılaşmaya dayalı turizm destinasyonlarından farklılaşmasını sağlayabilir.
Bu da Gökçeada’nın gelecekte daha az ziyaretçiyle daha yüksek turizm geliri yaratabilecek, doğa odaklı ve sürdürülebilir bir destinasyon modeline yönelmesi açısından fırsat yaratabilir.
Peki Karar Neyi Kapsamıyor?
Yeni düzenlemenin sınırlarını doğru okumak özellikle önemli.
Karar:
– Gökçeada’nın kara alanının tamamını milli park ilan etmiyor.
– Adadaki bütün turizm faaliyetlerini yasaklamıyor.
– Gökçeada’daki mevcut konaklama tesislerini otomatik olarak kapatmıyor.
– Adanın bütün imar ve yapılaşma kararlarını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor.
– Gökçeada’ya turist girişini veya ada yaşamını yasaklayan bir düzenleme getirmiyor.
Buna karşılık Kuzey Ege’de kararın ekindeki harita ve koordinatlarla tanımlanan deniz alanını milli park koruma rejimine alıyor.
Gökçeada İçin Yeni Bir Turizm Dönemi Başlayabilir
Kuzey Ege Denizi Milli Parkı’nın oluşturulması, Gökçeada’nın önüne önemli bir tercih koyuyor.
Ada, kontrolsüz yapılaşma ve yüksek ziyaretçi yoğunluğuna dayalı klasik turizm modeline mi yönelecek, yoksa korunmuş denizi ve doğal yaşamını ekonomik değere dönüştüren sürdürülebilir bir ada destinasyonu mu olacak?
Yeni koruma statüsü ikinci model için önemli bir fırsat yaratıyor.
Gökçeada’nın denizi artık yalnızca turistik bir değer değil, milli park statüsüyle korunması gereken doğal bir miras.
Bu mirasın nasıl korunacağı ve turizmle nasıl dengeleneceği ise Gökçeada’nın önümüzdeki yıllardaki en önemli gündemlerinden biri olacak.








