Avrupalı Turistler Yapay Zekâya Güvenmiyor: Araştırmadan Dikkat Çeken Sonuçlar

Avrupalı turistler pasaport bilgilerini paylaşıyor ama arama geçmişini istemiyor

Son güncelleme: 30 Ekim 2026 | Yazar: Turizm Günlüğü

Phocuswright araştırmasına göre Avrupalı turistler, hızlı check-in için pasaport ve kimlik bilgilerinin saklanmasına, arama ve gezinme geçmişlerinin kişiselleştirilmiş teklifler için kullanılmasından daha sıcak bakıyor. İngiltere, Fransa ve Almanya’da seyahat planlamasında yapay zekâya duyulan güven ise oldukça düşük.

Avrupalı turistlerin seyahat şirketleriyle kişisel veri paylaşımına yönelik tutumu, turizm sektöründe dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamalarının geleceği açısından önemli mesajlar veriyor. Phocuswright tarafından yayımlanan yeni araştırma, tüketicilerin kişisel bilgilerini paylaşmaya tamamen karşı olmadığını ancak bunun karşılığında somut bir fayda görmek istediğini ortaya koydu.

İngiltere, Fransa ve Almanya’da tatil amaçlı seyahat eden 1.554 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre, turistler hızlı check-in ve check-out gibi doğrudan fayda sağlayan uygulamalar için kişisel verilerini paylaşmaya daha istekli. Buna karşılık arama, gezinme ve satın alma geçmişinin kişiselleştirilmiş teklifler hazırlamak amacıyla kullanılmasına daha temkinli yaklaşıyor.

İngiliz turistler kişisel veri paylaşımına daha açık

Araştırmada İngiltere, Fransa ve Almanya’daki tüketicilerin veri paylaşımına yönelik tutumları arasında belirgin farklılıklar görüldü.

İngiltere’deki katılımcıların yüzde 45’i, check-in işlemlerini hızlandırmak amacıyla seyahat şirketlerinin kimlik ve seyahat belgelerini saklamasını kabul edilebilir buluyor. Profil ve iletişim bilgilerinin daha hızlı check-out için saklanmasına olumlu yaklaşanların oranı ise yüzde 47’ye ulaşıyor.

Ancak kişisel verilerin daha kapsamlı kişiselleştirme faaliyetlerinde kullanılmasına yönelik destek azalıyor.

Arama, gezinme ve satın alma geçmişinin kişiselleştirilmiş seyahat deneyimleri sunmak amacıyla kullanılmasını İngilizlerin yüzde 37’si kabul edilebilir buluyor. Bu oran Fransa’da yüzde 31’e, Almanya’da ise yüzde 28’e geriliyor.

Veriler, tüketicilerin işlemleri kolaylaştıran veri kullanımına, kendileri için görünür bir fayda sunmayan kişiselleştirme uygulamalarından daha olumlu yaklaştığını gösteriyor.

Avrupalı turistler yapay zekâ sonuçlarına güvenmiyor

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de seyahat planlamasında yapay zekâya duyulan güvenin düşük olması.

İngiltere, Fransa ve Almanya’daki katılımcıların hiçbirinde yapay zekâ tarafından oluşturulan seyahat sonuçlarına tamamen veya büyük ölçüde güvenenlerin oranı yüzde 25’e ulaşmıyor.

Araştırmaya göre tüketiciler, yapay zekânın seyahat seçeneklerini düzenlemesini, alternatifleri karşılaştırmasını ve farklı seçeneklerin avantajları ile dezavantajlarını açıklamasını istiyor. Ancak nihai karar aşamasında bilgileri yeniden kontrol etme, alternatifleri değerlendirme ve yapay zekânın önerilerini değiştirme hakkını da korumak istiyor.

Bu tablo, seyahat sektöründe yapay zekâ kullanımının yaygınlaşmasının tek başına tüketici güvenini sağlamaya yetmeyeceğini ortaya koyuyor.

Fransız turistlerin çevrimiçi yorumlara güveni daha düşük

Üç ülke arasındaki farklılıklar yalnızca kişisel veri paylaşımıyla sınırlı değil. Seyahat planlamasında kullanılan bilgi kaynaklarına duyulan güven de pazarlara göre değişiyor.

İngiliz turistler şirketlerin kişisel bilgileri saklamasına daha açık yaklaşırken, Alman turistler veri paylaşımı konusunda daha temkinli davranıyor.

Fransız turistler ise arkadaş ve aile tavsiyeleri, seyahat acenteleri, yolcu yorumları ve YouTube videoları dahil araştırmada incelenen dört temel seyahat planlama kaynağına en düşük güveni gösteren grup olarak öne çıkıyor.

Özellikle çevrimiçi seyahat yorumlarına güven konusunda dikkat çekici bir fark bulunuyor. Bu yorumlara güvendiğini belirtenlerin oranı İngiltere’de yüzde 35 iken Fransa’da yüzde 25 seviyesinde kalıyor.

Bu sonuçlar, seyahat platformlarının ve turizm markalarının farklı pazarlardaki tüketici davranışlarını dikkate alan iletişim ve güven stratejileri geliştirmesi gerektiğine işaret ediyor.

Yapay zekâ çağında rezervasyonu güven kazanan markalar alacak

Phocuswright Genel Müdürü Pete Comeau, araştırmanın sonuçlarını değerlendirirken seyahat şirketlerinin tüketicilerden yalnızca ihtiyaç duydukları verileri talep etmesi ve karşılığında sağlayacakları faydayı açıkça göstermesi gerektiğini vurguladı.

Comeau’ya göre yapay zekâ destekli sistemler seyahat arama ve rezervasyon süreçlerinde daha fazla rol üstlendikçe, kişisel verilerini emanet edebilecekleri şirketlere güvenen tüketiciler rezervasyon tercihlerinde de bu markalara yönelecek.

Bu nedenle seyahat şirketlerinin yalnızca teknolojik yeniliklere yatırım yapması yeterli olmayacak. Veri güvenliği, şeffaflık ve tüketici kontrolü de rekabetin temel unsurları arasında yer alacak.

Phocuswright Conference 2026’da turizmin geleceği tartışılacak

Araştırmanın sonuçları, 17-19 Kasım 2026 tarihlerinde ABD’nin Fort Lauderdale kentinde düzenlenecek Phocuswright Conference 2026 öncesinde yayımlandı.

“Pressures. Power. Pivots.” temasıyla gerçekleştirilecek konferansta yapay zekâ ajanları, dijital platformların gücü ve seyahat edenlerin kimlik bilgilerinin kontrolü gibi konular ele alınacak.

Etkinliğin açıklanan konuşmacıları arasında Agoda Üst Yöneticisi Omri Morgenshtern, Priceline Üst Yöneticisi Brigit Zimmerman, Skyscanner Üst Yöneticisi Bryan Batista, Travelport Üst Yöneticisi John Mangelaars ve Virtuoso Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi Matthew Upchurch bulunuyor. Expedia Group, Hilton, American Express Global Business Travel, Google, TikTok ve United Airlines temsilcilerinin de programa katılması bekleniyor.

Phocuswright araştırması, turizm sektöründe dijital dönüşümün yeni aşamasında teknolojik kapasite kadar tüketici güveninin de belirleyici olacağını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde seyahat şirketleri için rekabet avantajı, yalnızca daha fazla kişisel veriye ulaşmak değil, bu verileri neden kullandığını tüketiciye açıkça anlatabilmek olacak.