Samothraki adasında yapacağınız 10 keyifli aktivite

Chora (Kora) veya Semadirek Köyü olarak anılan ve limana 6 km uzaklıkta olan bu köy taraça şeklinde yapılanmasından dolayı Şirince’nin bozulmamış hali olarak anılıyor.

Gezgin ruhuyla keşif yolculukları yapmak isteyenlere alternatif rotalar sunan dunyadegismeden.com ile 27-30 Temmuz tarihlerinde Yunanistan’ın Samothraki/ Semadirek Adası’na keyifli bir hafta sonu kaçamağı yaptık. Ada’da geçirdiğimiz 3 gün boyunca deneyimlediğimiz 10 keyifli aktiviteyi ise sizler için derledik.

Kremalı böreğin olmazsa olmazı tarçın ve pudra şekeri

Dünya değişmeden keşfetmelisiniz

Cenk Bulut rehberliğinde 27 Temmuz gecesi saat 00.00’da Kadıköy’den, 00.45’te ise Taksimden hareket eden Mercedes marka uzun yol otobüsümüzle sınıra doğru yola çıktık. Otobüsün büyük ve konforlu oluşu rahat bir gece yolculuğu geçirmemizi sağladı. Sabah 07.00 civarında Alexandropoli/Dedeağaç merkeze vardığımızda ise ilk durağımız mis gibi kremalı börek ile kahve eşliğinde kahvaltı etmek oldu. (1 porsiyon börek ve kahve 3.5 euro). Kahvaltı sonrası ufak tefek ihtiyaçlarımız için Lidl Market’e uğrayıp kısa bir alıveriş molası verdik.

Biber, limon ve portakallı aromatik zeytinyağlarını deneyin.

Ödüllü zeytinyağı

Alışveriş sonrası merkeze 20 dakika uzaklıkta olan ve defalarca dünyanın en iyi zeytinyağı seçilmiş olan bol ödüllü ve madalyalı Ekstra Virgin Olive Oil zeytinyağı fabrikasını ziyaret ettik. Küçük fabrikada zeytinyağının yanı sıra zeytin, bal ve sabun satışları da yapılıyor. Türklerin uğrak yeri olduğundan dolayı çat-pat Türkçe bilen bir kadın ve Türkçe broşürler var. Fabrika sonrası 10 dakika uzaklıkta olan Amu Amu Beach’in berrak sularına kendimizi atıp birkaç saat dinlenip sahillerin olmazsa olmazı frappelerimizi içtikten sonra yapılacaklar listemizde ilk sırayı alan feribot yolculuğu için yola çıkıyoruz.

Gezgin ruhları keşfe çağıran adaya yolculuk başlıyor.

1. Feribot Yolculuğu

Dedeağaç merkezden Semadirek’e yaz tarifesine göre 08.00 ve 13.00 saatlerinde olan feribot kişi başı fiyat 16 euro. Yolculuk süresinin 2 buçuk saat kadar sürdüğü söylense de biz 13.00’da bindiğimiz feribotla saat 16.10’da Kamariotissa limanına vardık. Yani yolculuk uzun, neyse ki alan büyük istediğiniz gibi içeride veya dışarıda gezinebilirsiniz. İhtiyacınız olursa feribotun tost, kahve, bira vb. ürünler satan küçük bir büfesi var. Yolculuğun en güzel kısmı güvertede kitap okurken güneşin keyfini çıkarmak. Gecemiz yolda geçtiğinden dolayı ben püfür püfür esen güvertede güneş almayan bir köşeye havlumu serip uyumayı tercih ettim.
2. Chora Köyü’ne gidin

Chora (Kora) veya Semadirek Köyü olarak anılan ve limana 6 km uzaklıkta olan bu köy taraça şeklinde yapılanmasından dolayı Şirince’nin bozulmamış hali olarak anılıyor. Köyün girişinde solda dümdüz kayalıklara Cenevizliler tarafından inşa edilse de gelen her uygarlığın izlerini taşıyan bir kale ve ada da dört tane olan sembolik Nike heykellerinden birisi sizi karşılıyor. Taşlı dar yolları, küçük kilisesi, saat kulesi, balkonlarında rengarenk çiçeklerin dizildiği şirin köy sokaklarını gezerken sokak müzisyenlerine rastlarsanız hem dinleyip keyif alın hem de maddi destek olarak gezmelerine katkı sağlayın lütfen. Köyün içinde keyifle yemek yiyebileceğiniz lokantalar, güzel cafeler, tatlıcılar, birkaç tane sanat galerisi ve hediyelik eşyalar satan çeşitli dükkanlar bulunuyor. Bu dükkanlardan en ilgi çekeni Samothraki dağlarında özgürce dolaşan keçilerden esinlenerek keçi figürlerinden aklınıza gelebilecek onlarca çeşit ürün satan Gota Shop’a mutlaka uğrayın.

Rehberimiz Cenk Bulut tapınak hakkında bilgi verirken

3. Büyük Tanrılar Tapınağı’na gidin

Adanın kuzeyinde ki Paleopoli kasabasında (6.5 km) bulunan tapınağı ziyarete başlamadan önce yanınızda bulunan şişelere aşağıdaki çeşmeden su doldurun ve sonra 500 metre kadar sürecek tırmanışa başlayın. Yol sizi ana girişe götürecek, tapınağa giriş 3 euro öğrenci ise ücretsiz. Arkeolojik sit alanı olan tapınak hakkında bilmeniz gerekenler ise şöyle;

Kazı çalışmaları devam eden tapınak

Oturum yeri olarak değil tapınmak için tasarlanan ve adanın spiritüel bir enerjisi olduğuna inanıldığı için yapılan bu tapınak, ‘antik dönem tanrılarının mabedi’ olarak anılmasından dolayı ‘büyük tanrılar manastırı’ ismiyle de biliniyor. Alanın girişinde bulunan yivli taşlardan dolayı buranın tapınak olduğunun anlaşıldığını ve zamanında burayı kutsal bir yol olarak gören insanların buraya hac gibi ziyarete geldiklerini rehberimiz Cenk Bulut’tan öğreniyoruz. Tapınak Antik Çağ’da özellikle denizciler için önemli bir ibadet merkezi ve Helen dini törenlerinin ve gizli ayinlerin yapıldığı gizemli bir mabetmiş. Bir de Homeros’a göre tanrı Posedion’ın Troya savaşını buradan izlediği söylense de şu an bu tarz hikayeleri destekleyen arkeolojik veri yok.

Stoacıların buluştukları alan

Stoacıların ilk buluştukları yer olarak bilindiği için felsefi bir akım olan Stoacılık bu tapınakta ortaya çıkmış. Helenistik döneme ait bu kalıntılar ilk olarak 1946 yılında New York Üniversitesi tarafından resmi olarak kazılmaya başlanmış. Şimdiyse Atlanta’dan gelen bir ekip tarafından devam eden arkeolojik kazı çalışmaları stoacılık ile ilgili daha fazla bilgiyi mutlaka gün yüzüne çıkaracaktır.

Helenistik dönemden kalan en önemli yapıtlardan biri
Kanatlı zafer heykeli Nike

Kanatlı zafer heykeli Nike hakkında;

Yunan tanrıçası Nike’ı temsil eden Kanatlı zafer heykeli 1863 yılında Semadirek Osmanlı hakimiyetinde iken bulunuyor. Edirne’de ki Fransız elçiliğinde görevli bir konsolos yardımcısının girişimleriyle birinci kısmı olan heykel ve parçaları 1 yıl, ikinci kısmı olan gemi ve anıt tabanı ise 3 aylık bir deniz yolculuğu ile Fransa’ya götürülüyor (bulunan elçiliklerden dolayı Semadirek ve Edirne’nin stratejik konumunu düşünün artık). Şu an Louvre müzesinin Denon kanadında sergilenen 5 metrelik Nike Ege Denizinden bakılınca tapınakta bulunduğu yerden görülüyormuş. Louvre’da da aynı izlenimi versin diye müzeye o büyük merdivenler yapılmış ve en üstüne de adının hakkını fazlasıyla veren ve beni kendine hayran bırakan Kanatlı Zafer Heykeli/Nike yerleştirilmiş.

Pr.Ilias köyünde keçi eti yiyin

4. Dağ Köyleri’ne gidin

Dağ köylerine yolculuğumuzu kiraladığımız motosiklet ile yapacağız, heyecanımız büyük çünkü başı hep dumanlı olan Fergari Dağı’na çıkıyormuşuz gibi hissediyoruz. Zeytin ağaçlarının arasında en tepede bulunan ve keçi çevirmesiyle ünlü olan Pr.Ilias köyüne saat 13.00 civarlarında gittiğimizde keçi ve kokoreçler çevrilmeye başlanmış ve yoğun bir et kokusu köyü sarmıştı. Bu köyde keçi eti yedikten sonra güzel bir manzaraya bakan şirin köy kahvesine uğrayabilir ve kahvenin hemen yanında bulunan küçük kiliseyi ziyaret edebilirsiniz.

Zeytin ağaçları arasında Dafnes köyünden dönerken

Pr.Ilias köyünden aşağı inip yine keçi çevirmesi ile ön planda olan Dafnes köyüne uğradık. Bu köyden plajlar kısmında detaylıca bahsedeceğim o güzelim Pachia Ammos ve Platania plajlarına gidiliyor. Ayrıca dağlık yoldan içinden geçilerek Chora köyüne gidilen Alonia köyü de şirin köy kahvesinde soluklanmak için ziyaret edilebilir.

Pachia Ammos plajında frappe molası

5. Plajlar’da frappe için

Tabii ki ada’nın her tarafı plaj ancak bazı plajlara kara yolu olmadığı için tekne ile gitmeniz gerekiyor. Daha çok çıplak yüzmek isteyenlerin tercih ettiği plajlara giden ve sekiz yolcu kapasiteli bu tekneleri feribottan inince görebilirsiniz. İsterseniz lisans istemeyen ve günlük kiralayabileceğiniz bir tekne ile dolaşıp adanın Batos, Katarti, Grias ve Nero gibi özel plajlarını keşfedebilirsiniz. Ada boyunca neredeyse her yerde denize girebilirsiniz ama yakın olsun isterseniz tapınağa giderken sol tarafta kalan taşlı ama suyu harika olan Saoki plajı tavsiye edilir. Fenerin bulunduğu yani ana yolun bittiği yerde olan Kipos plajının uzun bir sahili var. Şezlong, şemsiye vb. hiçbir şey olmayan taşlı plaj yerli halkın uğrak yeri. Ufak bir hatırlatma; Yunanistan’da ki plajlarda şemsiye, şezlong, salıncak vb. ücreti alınmaz sadece gittiğiniz plajda -fiyatlar normal- bir şeyler yeyip içmeniz o plajı kullanmanız için yeterli.

Kulaçlarınızı P- Ammos’tan Gökçeada’ya doğru atacaksınız

Dafnes köyünden Platania ve Pachia Ammos plajlarına gidilebiliyor. Şezlong ve şemsiyelerin olduğu Platania plajında üstünde güneşlenebileceğiniz yüzen dubalarda var. Bence sahili taşlık ve suyu koyu olan bu plaj yerine buraya 15 dakika uzaklıkta ki hayran kaldığım P-Ammos plajını tercih etmelisiniz. Neden mi P-Ammos; plajında kum kıyısında ise rahatsızlık vermeyen küçük çakıl taşları olan bu plajın sürprizi karşınızda ki İmroz yani Gökçeada.
P-Ammos’un ilerisinde küçük koylardan oluşan Katarti ve Karkani’de kumsal. Bu üç plaj dışındaki diğer plajlar taşlık.

Yazın kampçıların vazgeçilmezi hamaklar

6. Kamp Yapın

Spiritüel bir enerjisi olduğuna inanılan Samothraki adası 1960’lı yıllarda Hippilerin uğrak yeriymiş. Şimdi hippilerin sayısı azalsa da kampçılar tarafından ziyaret edilmeye devam ediliyor. Feribottan tutunda adanın en ücra köşelerine kadar rastlayacağınız sırtında çantası ve çadırları olan kampçılar da adanın yüksek enerjisine inananlardan.

Festival afişleri her yerde karşınıza çıkıyor

Biz katılmazsak da adada birçok festivale ev sahipliği yapıyor, özellikle festival için gelen azımsanmayacak bir grup var. Elektronik müzik ağırlıklı bu festivallerin tarihlerini takip edip katılabilirsiniz.

Orman asırlık çınarlara ev sahipliği yapıyor

7. Therma’da şelalelerde yüzün

Ormandaki asırlık çınarları, kaplıcaları, kamp alanları ve şelaleleri ile ziyaretçilerin uğrak yeri olan Therma köyünün girişinde yeşilliklerin arasına girmeden önce bahçelerini ortancaların süslediği otel ve motelleri göreceksiniz. Şelalelere gitmeden yol üstünde ki T’ovpanov tavernanın harika yemekleri ile karnınızı doyurup civarda ki marketlerden alışverişinizi yapın. Buradan Kakia Plaka, Karia, Fonias ve Kyra Vathra şelalelerine gideceksiniz. Yanınızda mutlaka bikini, havlu, yürüyüşe uygun spor ayakkabılarınız, su ve yiyecek bir şeyler bulunsun.

Negatif düşüncelerinizi buz gibi şelalelerde bırakın

Yeşilliklerin arasına girdiğinizde koca gövdeli çınar ağaçlarına şaşıracaksınız ancak asıl şaşıracağınız yerler bazen derelerden geçerek bazen de dağ bayır tırmanarak ulaştığınız o güzelim şelaleler olacak. Buz gibi şelaleler teninize iyi gelecek ve materyalist düşünceden uzak bu doğa harikasında ruhunuza iyilik ve güzellik dolacak. Şelalelerde yüzerken ethereal/ eterik müziğin öncülerinden olan Dead Can Dance grubundan bir şeyler mırıldandım ama siz gittiğinizde mırıltıyla kalmayın diye link’i paylaşıyorum.

Motorla ada turu en iyi fikir. Motorcu Georgios’dan motor kiralayıp keyifli bir ada turu yapın.

8. Motor kiralayıp ada turu yapın

Adayı araba ile gezmenin çok mantıklı olamadığı önerilerine uyarak motor kiralamaya karar verdik. İskelede çok sayıda motorcu bulunuyor, aman dikkat 8 saat için bir Vespa’ya 50€ isteyeni bile var. Ama gerek yok, biz Niki rent a scotter’dan 8 saatine 15 euro vererek olayı bayağı tatlıya bağladık bir de üstüne sahibi Georgios Marmaras ile keyifli bir sohbet ettik. Motor kiralamak isteyenler eski ehliyetlere -A2’niz bile olsa- kiralama yapılmıyor, mutlaka yeni ehliyet istiyorlar bilginiz olsun. Motorumuz 50 km’yi geçmese de dağları denizleri keyifle izleyerek adayı turladık. Kısaca sizde motorcu Georgios’dan motor kiralayıp keyifli bir ada turu yapın.

Yemeklerin lezzeti harika

9. Ada yemeklerini deneyin

Ada’nın olmazsa olmazı tabiki keçi, artık dolması mı, çevirmesi mi, pirzolası mı tercih size kalmış. Tavsiyemiz Chora köyünde 1900 restoranda keçi pirzola (8.50 euro) domates köftesi (3 euro), salata ve uzo. Therma’da T’ovpanov tavernada öğlen uzosu ve meze. Pr.Ilias köyünde keçi çevirme ve Kamariotissa sahilindeki balıkçılarda uzo eşliğinde gün batımını izlemeniz.

Restoranların çoğunda Türkçe menü bulunuyor

Et ve balık yemeyi tercih etmeyenler için meze’den başka sözümüz yok. Tatlı içinse Chora köyündeki kafelerde bulunan ama adını hatırlayamadığım fırında pişip yoğurt ve karabiberle servis edilen şeftali tatlısını, adaçayı ve sakızlı dondurmayı deneyin deriz. Bilindik lezzetler arayanları ise adanın girişinde solda bulunan aktarcı/tatlıcı bekliyor. Tatlıcının tezgahlarında bulunan tarçın kabuklarının kokusuna ve görüntüsüne bayılacaksınız.

Butik bira fabrikası Fonias

10. Ada’ya özgü ürünler

En özgünden başlıyoruz ve tabi ki keçi. Yemek kısmında bahsettiğim keçi yemeklerinin dışında keçi peynirini küçük marketlerde bulabilirsiniz. Zeytin ve zeytinyağı da adanın olmazsa olmazlarından. Limana yürüme mesafesinde ki aile işletmesi Fonias bira fabrikasında ise bira tadımı yaparken tatlı Fonias ailesiyle sohbet edebilirsiniz.

Siz de ruhunuza üç günlük kaçamak yaptırıp bu geziyi deneyimlemek isterseniz 17-20 Ağustos tarihlerinde yapılacak olan kaçamağa şimdiden yerinizi ayırtın. 

5 Seyahat Severin Gözünden Spiritüel Ada: Semadirek