“Antalya’ya değil Kanarya Adaları’na gidin!”

Almanya’nın seyahat uyarıları kapsamında aldığı son kararları Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz değerlendirdi.

Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz Almanya’nın seyahat uyarıları kapsamında aldığı son kararları, Antalya ve Ege turizmi için etkilerini kendi blog’unda kaleme aldığı bir yazıyla değerlendirdi.

Recep Yavuz; “böylesine zor bir dönemde 3.5 milyon turisti ağırlamanın kolay olmadığına” dikkat çekerek; “her şeye rağmen, ayakta kalıp, umut ve moral aşılayarak, karanlıkları aydınlatan, pozitif düşünmeye teşvik eden, vizyon sahibi, öngörüsü yüksek ve cesaretle adım atan turizmcilerin ve emeği geçen, katkı koyan herkesin” tebrik edilmeyi hakkettiğini belirtti.

İşte Recep Yavuz’un kaleme aldığı değerlendirme yazısı:

Antalya’ya değil Kanarya Adaları’na gidin!

Almanya, 4 Ağustos itibariyle Türkiye’nin Ege ve Akdeniz Sahillerini dünya genelinde 160 ülkeye koyduğu yasağın dışına çıkarmıştı.

Böylelikle Ağustos – Eylül – Ekim aylarında Almanya’dan Antalya’ya yaklaşık 250 bin, Ege Bölgesi’ne de bunun beşte biri kadar misafir gelmişti.

Bu Avrupa dışındaki tek istisna olup, Antalya ve Ege turizminin bir nebze olsun önünü açan bir karar olmuştu.

Türkiye ve Almanya arasındaki anlaşmaya göre, Türkiye coronavirus tedbirlerini sıkılaştırarak, Almanya’ya dönen turistleri COVID-19 testi yapma ve testin negatif çıkması koşulu Almanya’ya geri uçurma garantisi vermişti.

Yaklaşık 300 bin misafir bu süreçten geçerek ülkesine geri döndü.

Bu dönemde özellikle İspanya ve diğer Akdeniz ülkelerinin birçok bölgesi riskli olarak ilan edilmiş ve buralara seyahatin önü kesilmişti.

İspanya tamamen rizikolu bölge ilan edilirken, Fransa’nın Paris ve Cote d’azur dahil birçok bölgesi, Portekiz’in Lizbon ve bazı sahil bölgeleri, İtalya’nın kuzeyindeki bazı turistik bölgeler gibi birçok ülke yasaklı ve rizikolu ilan edilince bir nevi Antalya ön plana çıkmıştı.

Bunun üzerine geçen hafta başta İspanya ve diğer Avrupa ülkeleri Alman Hükümeti’nden Türkiye modelinin kendi ülkeleri için uygulanmasını talep ettiler. Onların bu talepleri yerine Almanya, Türkiye’nin statüsünü (artan korona vakalarını) öne sürerek 9 Kasım’dan itibaren değiştirdiğini bildirerek, Türkiye’yi komple rizikolu bölge ilan etti.

Bu arada birkaç gün önce Kanarya Adaları’nın yasağını kaldırarak, sanki bir şekilde “hiçbir yere gitmeyin, ama gidecek olursanız da kasımda Kanarya adalarına gidin” demeye getirdi.

Artan korona vakaları üzerine Almanya birkaç gündür teyakkuzda. Dün 17 bin sınırına yaklaşıldı ve artarak devam eden süreçte özellikle tıbben sorun yaşayabileceklerini hesaplamışlar. Bunun için “evde kal” çağrıları sürekli yapılıyor.

Özellikle uluslararası seyahatin önünü kesmenin yollarını arıyorlar. Bunun için en etkili yol, o ülkeyi rizikolu ilan ederek, yasal bütün sorumluluğu kişiye yüklemek oluyor. Yoksa 10 günlük karantina özellikle kışın seyahat eden orta yaş üstü emekliler için en caydırıcı konu değil.

DÜKKANI KAPATIYORUZ

Antalya, 3 aydır fırtınalı denizde ilerlemeye çalışan bir tekne gibi batmamaya çalıştı.

Çok zorlu geçen bu süreçte sansasyonel herhangi bir sonuç olmaması için herkes elinden geleni yapmaya çalıştı. Bu gelecek yıllar için bir referans olacaktır. Kasım itibariyle dükkanı kapatıyoruz.

Son birkaç gündür günlük gelişler 40 binlerden 10 binin altına düştü. Kasım itibariyle Rus misafirlerin iyice azalacağını ve kasım başından itibaren Alman misafirlerin gelemeyeceğini ön görmek zor değil. Bundan sonra uçaklar boş gelip, son tatilcileri ülkelerine taşıyacak.

TURİZM VE TURİZMCİNİN ÜZERİNDEN TIR GEÇTİ

Böylesine zor bir dönemde 3.5 milyon misafiri ağırlamak kolay olmadı. Konuşacak çok şey var, ama sanırım şu an kimsenin konuşacak hali yok. Turizmcinin ve turizmin üzerinden TIR geçti ve kendine gelmeleri uzun sürecek.

Her şeye rağmen, ayakta kalıp, umut ve moral aşılayarak, karanlıkları aydınlatan, pozitif düşünmeye teşvik eden, vizyon sahibi, öngörüsü yüksek ve cesaretle adım atan turizmcileri tebrik ederim.

Onlar ödülü sadece 16 milyon turist geldiğinde değil asıl şimdi hakkettiler…

Emeği geçen, katkı koyan herkese teşekkürler…