İstanbul’da taksiciler ile müşteriler arasında yeni tartışma!

İstanbul büyük bir metropol. Son yıllarda aldığı göçler nedeniyle daha da büyüyen şehrimizin geçmişten günümüze bitmeyen bir çilesi var! O da trafik. Durumu son dönemin en popüler Instagram akımına uyarlasak ve size “İstanbul’da olduğunuzu söylemeden İstanbul’da olduğunuzu anlatın” desek, eminiz ki çoğunuz İstanbul trafiğini gösteren bir görsel paylaşır.

Bu trafik çilesinin yanına bir de taksi sorunu çıkmazının katlanarak devam ettiğini de biz müjdeleyelim. Tam tamına 20 gün önce yayınladığımız aynı adlı haberimiz konunun vahametini gözler önüne sermektedir. Detaylar için bkz: İstanbul’da “taksi plakası” çıkmazı

DERDİMİZ ÇOKTUR HANGİSİNE YANALIM?

Siyasetçiler için halkın ve ülkenin sorunları “çözüm bulunması gereken sorunlar” olmaktan öteye, kutuplaştırıcı mekanizmanın elinde oyuncak olmaya devam ediyor. Derdini de güzel halkımız, biz, siz, onlar yani HEPİMİZ çekiyor.

Neyse lafı çok uzatmadan bugün sosyal medyada denk geldiğim bir haber neticesinde naçizane düşüncelerimi paylaşmak istediğim yazıma döneyim.

TAKSİ SAYISININ YETERLİ, TARİFELERİN DÜŞÜK OLDUĞUNU SAVUNDU

Kendisini MESLEĞİN ZİRVESİNİ TEMSİL EDEN TEK PLATFORM olarak tanımlayan ve HAK YOLUNDA, HAKK’I HAYKIRARAK sloganıyla Twitter’a Nisan 2020 tarihinde katılan Taksi Durakları Dayanışma Platformu isimli bir oluşum 17 Ağustos 2021’de tarifelerin ucuz olduğunu iddia ettiği bir tweet paylaştı. Haliyle sosyal medya kullanıcılarının gözünden de kaçmadı. Neydi o tweet? O tweet ayrıştırıcıydı, suçlayıcıydı, milletin derdinden bir haberdi. (Bu vesileyle Türk sinemasının baş yapıtı Selvi Boylum Al Yazmalım filmini de anmak isterim.)

“İstanbula 17.395 adet taksi yeterlidir, yeterli olmayan tek şey tarife ücretidir. Dünyanın hiç bir yerinde bir bardak kahveden daha ucuz taksimetre tarifesi yoktur. İstanbulun hakiki taksi müşterisinin taksiye ulaşamamasının tek sorumlusu @ekrem_imamoglu ve @istanbulbld dir.”

UBER ŞARTTIR vs UBER ŞART DEĞİLDİR

Üzerinde hiç düzeltme yapmadan verdiğim yukarıdaki bu tweet için öncelikle Türkçemizin daha düzgün kullanıldığı “gözlerimizin kanamadığı” günleri hep birlikte görmek dileğiyle diyor, yazıma şöyle devam etmek istiyorum:

Bir twitter kullanıcısı, @Tddp2020 hesabına yanıt olarak verdiği “Çünkü kahve hiç bir yerde bukadar pahallı değildir. Taksi sayıları az, Uber bu ülkeye şarttır” cevabına ise “Gerçekten bu analizi mi yaptınız? Peki o zaman durum daha da beter demektir, ucuz kahve parasına eşit bir takismetre indi-bindi ücreti düşünün bakalım, tahayyül edebilecekmisiniz.
Ayrıca uber şart değildir,” yanıtını veren oluşuma tepkiler büyümeye devam ediyor. (Tweetlerde hiçbir redaksiyon işlemi yapılmamıştır.)

“Reklamın iyisi kötüsü olmaz” klişesini hatırlayarak ne yazık ki prim verdiğimizi düşündüğüm bu oluşumun gündeme getirdiği konu HEPİMİZİN yaşadığı bir sorun olduğundan sessiz kalamadım.

Şimdi yazımın can alıcı kısmına izninizle geçeyim…

AĞZIYLA KUŞ TUTSA DA…

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı görevine geldiğinden bu yana ‘türbede ellerini arkadan bağladı’ diye hakkında inceleme ve soruşturma başlatılan, başta İstanbul olmak üzere, bir İstanbul Büyük Büyükşehir Belediye Başkanı olarak hemen hemen her kötü durumda Türkiye’nin farklı şehirlerine ekipleriyle hizmet götüren bu Başkan, tabii ki ne yaparsa yapsın bir kılıf bulunacak ve her türlü siyasi propagandaya maruz kalacaktır.

Ama biz yine de çabuk unutanlar için hatırlatmış olalım; taksi plakalarının artmasını göreve geldiğinden beri savunan İmamoğlu’nun ‘yükselen ekonomimiz (ironidir)’ karşısında yapacakları pek tabii kısıtlıdır.

  • Empatinin özellikle bu dönemde hepimize gerekli olduğunu vurgulayarak ve partizanlığa DUR diyerek mi ele alsak artık sorunlarımızı?
  • Yıllardır paramızla rezil olduğumuz “yolcu seçen, kısa mesafe deyip müşteri almayan, bırak turisti evinin yolunu bilen yurttaşı bilerek dolandıran, önceliğe göre hareket edip durakta taksi yok diyen, sanki bedavaya götüren bir tavırla hareket eden, ‘bozuğum yok abi/abla’ dediklerinde sesimizi çıkarmadığımız ama taksi ücretini iki kuruş eksik verdiğinde yolcuya yapmadığını bırakmayan” taksi-taksici terörü için çözüm mü bulsak? (İşini hakkıyla yapan, insani duygularını kaybetmemiş çiçek gibi taksi şoförlerimiz canımızdır.)
  • Taksi, dolmuş, metro…vb. toplu ulaşım araçlarına getirilen zamlara kızmadan önce ‘yükselen ekonomimizi’ mi eleştirsek?

Konuyla ilgili son sözlerimi moda dünyasına ismini altın harflerle yazdıran ünlü Koreograf Uğurkan Erez‘in kendi şahsına münhasır ifadesiyle bitirmek istiyorum:

İstanbulluların bir krize daha ihtiyacı yok. Artık ‘yolcuyu yolda bırakan’ tipleri değil, işini kaliteli icra eden düzgün profilli insanları işe alacak zihin açıklığını yaşamak istiyoruz. İstanbul’a ve İstanbullulara hizmet edenlere değil rant peşinde koşanlara bulaşın KAARDEŞİİMM

SOSYAL MEDYA KULLANICILARINDAN GELEN TEPKİLERE TWEET DİZİSİNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.