Kıbrıs’ta 3 gün, 3 rota, 20 mekan…

Foto Kaynak: turizmgunlugu.com

Akdeniz’in Sicilya ve Sardunya’dan sonra üçüncü büyük adası olan Kıbrıs, sahip olduğu doğal güzellikleri ve kendine has kültürüyle dikkat çeken destinasyonlardan biri…

Hadi hazırlanın! Yerli/yabancı birçok turist tarafından sadece casinoları ziyaret ediliyormuş gibi lanse edilen Kıbrıs’ın küçük ve renkli sokaklarını, dört bir yanından ada manzaralarını, kendine has ağzını ve eşsiz lezzetlerini #TGilekeşfet‘meye çıkıyoruz.

Döneminde Yunan, Mısır, Roma medeniyetlerine ardından da uzun yıllar boyunca Venedikliler`den Osmanlı İmparatorluğu`na dahil olan Kıbrıs, 1. Dünya Savaşı itibariyle İngiliz himayesine girmiş sonrasında da günümüzde hala devam eden Türk-Rum ayrışmasına sahne olmuş bir yer!

Kıbrıs Girne Kalesi

“Ercan’a hiç gittin mi?”

Köklü bir tarihin ve birçok medeniyetin izlerini bünyesinde barındıran bu rotaya gitmek benim için heyecan verici bir deneyimdi. Kuzey bölgesine girişin sadece Türkiye’den yapılabildiği ve şanslılar için de güney girişinin mevcut olduğu Kıbrıs’a yolculuğumun ilk etabı; Atatürk Havalimanı’nda bilgilerimizi kontrol eden görevli tarafından “Ercan’a hiç gittin mi Sahra?” demesiyle başladı. Yazımın başlangıcında heyecan verici dememin bir sebebi de buydu (: Kıbrıs’a ilk kez giden birisi olarak karşılaştığınız bu soru karşısında ne yaparsınız? Ben kısa süreli duraksamış olsam da (Ercan kim yahu? 🙂 ) kıvrak bir manevrayla sorunun yanıtını ‘Hayır’ olarak vermiş bulundum. Bu arada önemli bir not: Adanın Türk tarafında (Kuzey Kıbrıs) sadece Ercan Havalimanı bulunuyor. Ercan Havalimanından tüm seferler Türkiye üzerinden aktarmalı yapılıyor. Ercan’dan Türkiye dışında bir yere uçmak ya da Ercan’a Türkiye dışından başka ülkeden uçmak şimdilik mümkün değil.

Kıbrıs’ta soldan akan trafik karşıdan karşıya geçişlerde biraz kafanızı karıştırabilir…

İşte Kıbrıs’ın daha siz gitmeden size vaat ettiği değişik deneyimlerden biri… Yaklaşık bir buçuk saat süren uçak yolculuğunun ardından Kıbrıs’ta geçireceğim 3 gün, 3 rota ve 20 mekanlık gezi serüvenim de böylelikle başlamış oldu. Siz siz olun burada trafiğin soldan aktığını ve elektrik prizlerinin üç girişli olduğunu (Eski İngiliz sömürgesi olduğu için böyle bir alışkanlığa sahipler) ve en önemlisi de Kıbrıs’ta cep telefonu kullanacaksanız gitmeden önce uygun bir tarife satın almayı unutmayın!

Girne sokakları ve Niazis Restaurant’ta Şeftali Kebabı…

Kıbrıs Girne bölgesinde Sun Rays Otel’de konaklayabilirsiniz…

Kıbrıs’ı keşfetmek, gezmek, yemek yemek ve kültür gezisi yapma amacı taşıyorsanız eğer, önceki haberimde olduğu gibi tüm bu ihtiyaçlarınızı karşılayacak Sun Rays Otel‘de konaklayabilirsiniz. Kuzey Kıbrıs seyahatinin ilk gününde ilk rota; hem tatil hem de eğlencenin adresi olan Girne ile başladı.

Niazi’s Restaurant’ta  Şeftali Kebabı`nı tatmadan dönmeyin…

Kıbrıs’ın kuzey sahilinde yer alan bu yerde eski Rum binalarını, şirin sokaklarını, casinoları ve ünlü 5 yıldızlı otellerini, gecesi de gündüzü de ayrı güzellikte olan limanını ve tarih aşkınız varsa gez gez bitiremeyeceğiniz Girne Kalesini görebilirsiniz. (Tüm bu gezi sırasında acıkırsanız Kıbrıs’ın ünlü Şeftali Kebabı’nı Dome Hotel karşısındaki Niazi’s Restaurant’ta yiyebilirsiniz.) Ayrıca hayat akışının sakin olduğu Kıbrıs’ta, sürücülerin trafik kurallarına uymaları ve yayalara her koşulda yol vermeleri dikkat çeken başka bir özellik. Ancak popüler olmayan bazı yerlerde çöp atma alışkanlığının Türkiye ile aynı özellikleri gösterdiği eleştirisini de yapmadan geçmeyeceğim…

Bir Hint Restoranı: Courtyar D Inn

Sun Rays Otele 5 dakika yürüme mesafesinde olan Courtyar D Inn adlı restoranda mutlaka Hint yemeklerini deneyimleyin.

Öte yandan alışveriş için uygun bir yer olan Kıbrıs’ta içki ve ithal ürünlerin ucuz olduğunu görebilirsiniz. Seyahatimin kısa olması nedeniyle alışveriş faslını ilk günden yaparak Kıbrıs’ın meşhur Hellim Peyniri‘nden üç paket ve sevdiğim bir içki olan Baileys’den de bir şişe aldım. Ardından Sun Rays Oteline yakınlığı ve değişik lezzetleriyle beni cezbeden Courtyar D Inn adlı restoranda bir Hint yemeği deneyimleme fırsatı buldum. Küçük bir bahçeye ve havuza sahip olan bu mekanda; Kashmiri Pulao (pilav), Naan ekmeği, Tavuk ve Kuşbaşı Etli Tikka Masala, Mango turşusu, salata, yoğurttan oluşan harika bir menü ile ilk günü böylelikle bitirmiş oldum.

Lefkoşa’da sınırlar, eski Rum evleri, renkli sokaklarda kilise, Limonatanın adresi Patso Cafe

Hafta içi oldukça sakin olan Karakum Plajında mutlaka yüzün…

Seyahatimin ikinci gününde Lefkoşa‘ya gitmek için sabırsızlansam da şehir ve iş hayatının yorgunluğunu üstümden atmak için otele 10 dakikalık mesafede bulunan Karakum Plajına gittim. Ardından da kültürel değerleri, uygarlıkların bu topraklara bıraktığı tarihi değerleri ile turizm için oldukça önem taşıyan Lefkoşa yollarına koyuldum.

Lefkoşa’da Patso Cafe’de limonata molası verin…

Lefkoşa’ya adımınızı atar atmaz bazı bölgelere çekilen askeri sınırlar nedeniyle Türk ve Rum ayrışmasını hem görebilir hem de hissedebilirsiniz. Bunları bir kenara bırakırsak yıllanmış binaları, tarihi sokakları, yer yer kiliselerin belirli saatlerde çaldığı çan seslerini de duyabilirsiniz. Kavurucu sıcaklıkta tüm bu güzellikleri gezerken canınız soğuk bir şeyler çekerse eğer Patso Cafe‘de limonata molası da verebilirsiniz.

Büyük Han’da bulunan Sedirhan Restoran’da Kıbrıs’a özgü lezzetler…

Osmanlı Valisi olan Muzaffer Paşa tarafından inşa ettirilen Büyük Han’ı ziyaret edin…

Keyifli bir limonata molası ardından 1572 yılında Kıbrıs’ın ilk Osmanlı Valisi olan Muzaffer Paşa tarafından inşa ettirilen Büyük Han‘ı ziyaret ettim. Birbirine benzeyen 68 dikdörtgen şeklinde odadan oluşan, ortasında küçük bir cami bulunan Büyük Han, Anadolu’daki Osmanlı devri çarşı içi iş merkezleri yapısında bir yer.

Aziz Nikolas Kilisesi görülmesi gereken yerlerden biri…

Her türlü antika, el işi ve diğer sanat ürünlerini satan dükkanlara da ev sahipliği yapan Büyük Han’da bulunan Sedirhan Restoran‘da Kıbrıs’a özgü lezzetlerden; kıymalı, lor peynirli, hellim peyniri ile tatlı şeklinde yapılmış börekleri, yalancı ve etli dolmayı, Kıbrıs mantısını ve bulgur dolmasını tatma fırsatı yakaladım. Ardından rotamı grafitilerle renklendirilmiş sokaklardan geçerek Aziz Nikolas Kilisesi-Bedesten‘e çevirdim. 6. yüzyıl Bizans ve 14. yüzyıl Gotik mimari özelliklerinin bir arada kullanıldığı, önceleri kilise ve Osmanlı Döneminde kapalı çarşı (bedesten) olarak hizmet veren bu yapının (en önemli özelliği) zengin süslemeli ana giriş kapısını görmeden mutlaka gitmeyin!

Aziz Nikolas Kilisesi-Bedesten, Kıbrıs Belediye Pazarı’nda ürünler, Lefkoşa sokakları

Derviş Paşa Konağı Etnografya Müzesini mutlaka ziyaret edin…

İngilizler tarafından 1939’da yapılan Belediye Pazarı ise içinde bin bir çeşit ürünün bulunduğu tarih kokan bir mekan. Özellikle raflarda dizilmiş Kıbrıs’a özgü reçel türlerini ve Kıbrıs cevizini görebilirsiniz. Günü bitirirken son durağım olan Derviş Paşa Konağı Etnografya Müzesi’nden bahsetmezsem olmaz. Çünkü Lefkoşa’nın ara sokaklarında kalan bu müze turistlerin ilgisini hak eden yerlerden birisi. Eğer Kıbrıs’ta benden daha fazla kalacak olursanız Lefkoşa’nın Kent Surları, Arasta, Büyük Han, Kumarcılar Hanı gibi isim yapmış yerlerinin yanında müzelerini de gezmeyi ihmal etmeyin!

Derviş Paşa Konağı Etnografya Müzesi

Gazimağusa St. Barnabas Manastırı ilginizi çekecektir. 

Son günü kendine has tarzı olan bir şehir diye nitelendirebileceğim Gazimağusa‘da geçirdim. Etrafı surlar ile çevirili olan bu Orta Çağ kenti tarihi binalar ve kalelerle dolu. Buradaki ilk durağım ise Yunan mezarlığı ve St. Barnabas Manastırı (İkon ve Arkeoloji Müzesi) oldu. St. Barnabas kilisesinde çoğunluğu 18. yy’dan kalma zengin bir ikon koleksiyonu bulunuyor. Manastırda bulunan sütun ve taşlar Salamis’ten gelmiş. Papazların yaşamlarını sürdürdüğü odalar ise restore edilerek bir Arkeoloji müzesi haline getirilmiş.

St. Barnabas Manastırı ve Yunan Mezarlığı

Muhteşem güzellikteki Salamis Antik Kenti…

Kuzey Kıbrıs’taki en önemli ören yerlerinden birisi olan Salamis antik kenti ise Gazimağusa’daki ikinci rotam. Ören yerinde görülen yapı kalıntılarının tamamı Roma Dönemine ait. Salamis Gymnasiumu, Anfi Tiyatrosu, Ayia Epiphanios Bazilikası, Salamis Nekropolü, Cellarga Toplu Mezarları, Nikokreon Anıtı burada karşılaşacağınız en önemli semboller arasında yer alıyor.

Gazimağusa’da Salamis Antik Kenti ve Lala Mustafa Paşa Camii ( St. Nicholas Katedrali)

Namık Kemal’in sürgün edildiği zindan…

Eski “St. Nicholas Katedrali” şimdiki adıyla “Lala Mustafa Paşa Camii”nin ve Namık Kemal’in sürgün edildiği zindanın bulunduğu meydan ise Gazimağusa’daki son durağım oluyor. Buraları da ziyaret ettikten sonra geri dönüş yoluna koyulmadan önce Çiçek Pastanesi’nde tatlı molası verdim. Siz de geziniz sonrası tatlı bir şeyler yemek isterseniz mutlaka Çiçek Pastanesi’ne bir uğrayın derim!

KIBRIS’A İLK KEZ GİDECEK OLANLARA NOTLAR:

  • Kıbrıs’a Türk vatandaşları kimlikle gidebildiğinden havalimanından yurtdışı harç pulu almanıza gerek yok.
  • Havalimanında Kıbrıs uçakları dış hatlardan kalmaktadır.
  • Pasaport kontrolünden geçerken görevli polise sadece kimliğinizi verin.
  • Pasaport kontrolünden geçerken polis tarafından size verilen KİMLİK KARTI İLE SEYAHAT EDENLER İÇİN HUDUT KAPILARINDAN GİRİŞ-ÇIKIŞ FORMU’nu sakın kaybetmeyin.
  • Kıbrıs’ta prizler üçlü olduğundan giderken yanınızda bir üçlü priz dönüştürücü almayı unutmayın.
  • Dönüşte içki alacaksanız kesinlikle marketlerden alın. Girne için önerimiz Ertan Market… Eğer bagajınızı kargoya verecekseniz Türkiye’ye girişte güvenlik kontrolüne de takılmazsanız dilediğiniz kadar içki alabilirsiniz.