Son dönemin ulaştırma, taşıma, transfer ve karşılama sorunları…

Yükselen TÜRSAB Hareketi Lideri ve Lite Tour Sahibi Cüneyt Tansu Demir, acentaların ulaştırma, taşımacılık, transfer ve karşılama sorunlarını ele alan bir yazı kaleme aldı.

Cüneyt Tansu Demir’in kaleme aldığı “Gidin kumda oynayın!” başlıklı yazısı şöyle:

Gidin kumda oynayın!

1618 Sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu ile kurulmuş olan TÜRSAB ve seyahat acentacılığı faaliyetlerinin temeli “tur ve transfer hizmetlerinin acentaların münhasır hizmeti olduğu” temeliyle başlar.

Şu an, başlıkta belirttiğimiz gibi hepsinin sorunlu olduğunu düşünürsek, bu aslında sektörün en önemli paydaşı acentalara; “Gidin kumda oynayın!” demekle aynı oluyor.

Bildiğiniz gibi uzun süredir çözülememiş olan İBB’nin ısrarla vermediği ama Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü (UKOME) tarafınca istenenler listesindeki İstanbul içi hizmete ait “yol güzergah belgesi” hakkını arayan bir taşımacı meslektaşımız tarafından mahkeme yoluyla çözülmüştür.

HAK YERİNİ BULMUŞTUR

İBB vermediği belgeyi hem vermek zorunda kalmış hem de vilayet ceza iadelerini yapmak zorunda kalmıştır. Hak yerini bulmuştur.

Verilmeyen belgeyi isteme trajedisi, idealist bir meslektaşımız tarafından, geç de olsa hukuk yoluyla sonlandırılmıştır.

TÜRSAB Ulaştırma İhtisas Komitesi Başkanı Sevgili Taşkın Arık’dan edindiğim bilgiye göre; aslında 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve mevzuata göre zaten belediye yol güzergah belgesini vermek zorundadır.

Bu demek oluyor ki; sorun yasa koyucuda değil, uygulayıcıda.

Turizme önem veren bir Belediye Başkanımızın olduğu bu dönemde bu konuya farkındalık oluşmaması belki de alt bürokrasisinin konudaki ataleti olabilir diye düşünüyorum.

İSTANBUL HAVALİMANI YOLCU KARŞILAMA SORUNU

İstanbul Havaalanı’ndaki acentaların yolcularını karşılama kaosu da, meslektaşlarımızın sağduyulu eylem ve seminerleriyle dikkatleri çekmiş, yalnız Vilayet’in İstanbul Havalimanı’nda basın açıklamasına izin vermemesi şaşkınlık yaratmıştır.

Dünyada örneği görülmemiş bu uygulamanın yanlışlığını duyurmanın neresi vilayetimizi rahatsız etti anlamakta zorluk çektiğimiz diğer bir olaydır.

TAKSİCİLERE YEŞİL IŞIK, ACENTALARA KIRMIZI…

Taksici paydaşlarımızın rahatlıkla yol kesip istediği gibi yaptığı eylemler, en kibar ve hukuki bir üslupla sektörümüz tarafından yapılmaya başlayınca kırmızı kartı görmüştür.

İnsanın, taksicilerin hak arayışlarındaki rahatlığına özenmemesi mümkün değildir.

Turizm taşıması paydaşlarımızdan Sayın Barış Gürbüz ile yaptığım uzun görüşmeden çıkardığım sonuç aslında turizm taşımasının çözümünün de zor olmadığıdır.

U – ETDS sistemi için klasörler dolusu evrak çilesi çektiren UKOME sistemi, 39 bin araçlık küçük ölçekli taşımacı emekçilerini, büyük firmaların D2 kapanına sokmak ve emeklerinin sömürülmesine alet olmak yerine neden turizm plakası uygulamasına geçip; turizm taşımacılığına gerçek bir standart getirmez? Anlamakta zorluk çekiyorum.

Hem standart getirip hem de bu plakalar ile devlete gelir sağlayacak turizm plakası aynı zamanda servis çeken ve turizm taşımacılığı yapan araçları da ayırmış olacaktır.

Bu ayrım turizmde çalışan kaptanlarımızın bir standartta olması, turiste ve taşıdığı yolcuya uygun şekilde eğitilmesini de mümkün kılacaktır.

Turizm sektörü gidip kumda oynarsa, yönetim erki şunu unutmasın ki, ülkenin güvendiği kaleler ilk dalgada suya karışır.

Cüneyt Tansu Demir

Yükselen TÜRSAB Hareketi