Türkiye’de destinasyon yönetiminin önündeki engel: Kurumlar arası öncelik mücadelesi

Çanakkale Turistik Otelciler Derneği Başkanı Armağan Aydeğer, destinasyon yönetimi kavramına ilişkin görüşlerini Turizm Günlüğü ile paylaştı.

2018 yılında ilan edilen Troya Yılı kapsamında Çanakkale’nin dış pazarlara açılmasında önemli rol oynayan ÇATOD Başkanı Armağan Aydeğer; özellikle son dönemde kurulan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın destinasyon yönetimi alanında üstlenmesi gereken görev ve çalışma yöntemi hakkındaki önemli görüşlerini paylaştı.

Etkin bir destinasyon yönetimi için en önemli etkenlerden birinin “sürdürülebilir bütçe kaynağı” olduğuna dikkat çeken Aydeğer; buna yönelik uygulanabilecek “tematik mağazalar” modelini, diğer uygulamaları ve işleyişlerini aktardı.

Armağan Aydeğer, coronavirus pandemisiyle birlikte Dünya genelinde ortaya çıkan “yeni turist” kavramı ve bu kitlenin kazanılmasına yönelik izlenmesi gereken yol haritası ve stratejileri aktardı.

İşte ÇATOD Başkanı Armağan Aydeğer’in destinasyon yönetimine ilişkin görüş ve düşünceleri:

“Destinasyon yönetimi” Türkiye turizminde sorunların aşılmasında nasıl yardımcı olabilir?

“Destinasyon Yönetimi” özellikle son 10 yıldır, en sık sözü geçen turizm kavramlarının başında sayılabilir. Bu kadar sık söz edilmesine rağmen iyi uygulama örnekleri zaman içinde yavaş ortaya çıkmaktadır.

Türkiye sınırları içinde de farklı destinasyonlarda bu alanda girişimler yapılmıştır; fakat ideale yaklaşmış bir örnek henüz görülmemektedir.

Bu konu iki seviyede düşünülmelidir.

Birincisi: Ülke içinde birbirinden farklı kültürel ve turistik değerleri, yöreye uygun çeşitli turizm türleri ile (deniz, kültür, eko, spor, alternatif, gastronomi vb.) bir hikaye bütününde yansıtan coğrafi alanların tanıtım, planlama, yönetim ve organizasyonu olarak düşünülebilir.

İkincisi: Aynı ülkedeki farklı destinasyonların tanıtımında; yaşanan ülke ve dünya konjonktürlerine bağlı, destinasyonların birbirlerinden bağımsız olarak iletişimin yapılması, kimi mecralarda bu bağımsızlığın aksine birbirilerini bütünleyen değerler olarak yansıtılması önemlidir.

Türkiyemiz sahip olduğu çok zengin kültür, tarih ve doğal kaynakları ile birbirinden çok farklı destinasyonlar, tatlar ve tematik zenginlikler sunmaktadır.

DESTİNASYON YÖNETİMİNİN KATKILARI

Ülke genelinde doğru bir destinasyon yönetimi modelinin uygulanması, ülkenin veya ilgili bölgenin tanıtım, planlama, yönetim ve organizasyonu için yapılan tüm faaliyetlerde, zaman, emek ve para israfına karşı ciddi bir koruma alanı sağlar.

Bugün Türkiye’nin turizm destinasyonlarının neredeyse çoğunda, turizm tanıtım ve planlamasında sivil, özel sektör ve kamu kurumları arasında koordinasyonda ciddi kopukluklar yaşanmaktadır.

KURUMLAR ARASI ÖNCELİK MÜCADELESİ DOĞRUYA ULAŞMAYI ENGELLEMEKTEDİR

Aynı konular bitmek bilmeyen sayısız toplantılarda onlarca defa tekrar edilmekte, geçmiş deneyimlerden fayda sağlanamamakta, kurumlar arası öncelik mücadelesi bazen çok açık doğrulara bile ulaşmayı engellemektedir. Yıllardır çoğu turizm bölgemizde, ilgili destinasyonun turizm planlaması, tanıtım ve organizasyonu ile ilgili o bölgenin turizm paydaşları ile yıllar içinde onlarca toplantılar yapmaktadırlar. Bu sayısız toplantılarda, birçok güzel fikir, yol haritaları, projeler öne sürülmekte ama maalesef ortaya somut sonuçlar ve eylemler çıkmamaktadır.

Sonuç olarak her yeni toplantı ilk başlangıç noktasının sonuçlarına varmakta, mesafe alınması çok zaman almakta, bu süreçte harcanan zaman, para ve emek israfı ile ülke kaynakları boşa gitmektedir. Birçok kamu kurumunun veya birbirinden ayrı yapının geçmiş ortak hafızası maalesef çok zayıftır. Geçmiş deneyimleri kayıt altına alma eğilimi çok azdır.

DİKEY VE YATAY KOORDİNASYON ZAFİYETLERİ

Tepe idarecisi değişimlerinde kurumların birçoğu geçmiş öğretileri yeterince değerlendirmemekte hatta zaman zaman değerlendirmeyi dahi ret etmektedirler. Bu durum kurumlar içinde dikeyde yaşanırken kurumlar arasında da yatayda koordinasyon zafiyetleri çok belirgin yaşanmaktadır.

İşte yukarıda belirtilen gerçek deneyimler ışığında, destinasyon yönetimi destinasyonun yönetimindeki bütüncül çatı yaklaşımı ile bir taraftan güçlü bir sinerji diğer bir taraftan ise kaynakların verimli kullanılması için çok önemli bir alan oluşturacaktır.

Diğer taraftan yönetilen destinasyonun bütüncül yönetim anlayışı ortaya çıkan fırsatlara karşı daha duyarlı ve üretken, tehlikelere karşı ise daha dirençli olunmasını sağlayacaktır.

Destinasyon yönetimi mekanizmasının kurulmasında iki çok kritik alan bulunmaktadır:

Birincisi; yönetim kurulundaki paydaşların doğru tanımlanması ve profesyonel idarenin doğru yapılanması, ikinci alan; destinasyon yönetim sisteminin sürdürülebilir bütçe kaynaklarını destekleyecek kendi içinde gelir üreten ticari alanlar oluşturmasıdır.

TÜRKİYE’DE DESTİNASYON YÖNETİMİ NASIL KURGULANMALIDIR?

Türkiye’nin mevcut koşulları göz önüne alındığında “destinasyon yönetimi” nasıl kurgulanmalıdır?

Turizm Geliştirme Ajansı, Türkiye içindeki turistik destinasyon yönetim modelleri için en tepedeki vitrin ve çatı merkezi olarak yakın zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığımız öncülüğünde kurulmuştur. Bu başlangıç tüm sektör bileşenleri için heyecan vericidir.

Bu başlangıcın taşra olarak tanımlanan ülke genelindeki teşkilatlanması ayrı bir önem arz etmektedir. Tepe model olarak TGA, ülke turizmi için üst bir vizyon oluştururken; diğer taraftan kurgunun alt destinasyonlarda yerel teşkilatlanması çok önemlidir.

TGA VE DESTİNASYON YÖNETİMİ

TGA, belirlenen destinasyonlar için genel stratejiyi üretirken, destinasyon özelindeki kurgu için bir know-how merkezi gibi çalışmalıdır. Aksi bir yapılanma mevcut bürokratik yapının yanında paralel bir yönetim sistemi oluşturarak kendi bürokratik tuzağını hazırlama riskini barındırabilir.

Bu sebeple TGA bir tarafta genel turizm vizyonu, stratejileri, hedefler ve ölçülebilirlik kriterlerini belirlerken, bu vizyon, strateji ve hedefler seçilen destinasyonlara göre detaylandırılmalıdır. Burada önemli olan alt destinasyonlarında TGA benzeri yapılanma ile kendi alanlarında vizyonu, stratejileri, hedefler ve ölçülebilirlik kavramlarını yönetmeleridir.

DESTİNASYON YÖNETİMİNDE TGA’NIN ROLÜ NE OLMALIDIR?

Bu yönetişim mekanizmasında ana şablon ve denetleyici mekanizma TGA olmalıdır. Eğer TGA tüm bu rolleri delege etmeyerek kendi üzerinde toplarsa, bu durumda başarıya ulaşmak şansa kalacaktır. TGA alt destinasyonlara bu kurguda bir “know-how” merkezi gibi davranırken diğer tarafta sürecin genel denetleme ve yönetimini üstlenmelidir.

İçinde bulunduğumuz COVID-19 pandemisi süreci bu alandaki öncelikleri her ne kadar bir müddet geciktirse de ana vizyon bu kurguda yapılandırılmalıdır.

“VISIT BRITAIN” VE “VISIT LONDON” MODELİ 

Dünyada başarılı olan ve genel kabul gören uygulama, destinasyonları yönetmenin en iyi yolunun kamu-özel sektör ortaklığı şeklinde olduğu yönündedir. Türkiye’de kamu ve özel sektör arasındaki görev paylaşımı nasıl olmalıdır?

Dünyada bu alanda birçok başarılı örnekler bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse İngiltere özelinde “Visit Britain” genel model olurken, “Visit London” bunun doğru bir alt destinasyon yapılanmasıdır. “Visit London” incelendiğinde kamu ve özel sektörün doğru ve güçlü sinerjisi görülmektedir. “Visit London” örneğinde; “Leisure, Education, Business, Congress & Events” ana başlıkları Londra’nın turizmin tanıtımı ve geliştirilmesi için çatı alt çalışma alanları oluşturulmuştur. Bu başarılı örneklere ek olarak İspanya Barcelona, Hollanda Amsterdam gösterilebilir.

Kamunun varlığı ortaya konan vizyonun uygulanmasında otorite ve buna bağlı kamusal imkanları taşırken, özel sektörün varlığı kurulacak yapının dinamizm, üretkenlik, kapsayıcılık ve aidiyetini buna bağlı sürdürülebilirliğini güçlendirecektir.

SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜTÇE KAYNAKLARI İÇİN: TEMATİK MAĞAZALAR

Bu yapılanmalarda önemli konuların başında sürdürülebilir bütçe kaynakları gelmektedir. Birçok başarılı destinasyon yönetim modeli bu süreci tematik mağazalar kurarak fonlamaktadır.

Ülkemizde özellikle spor kulüplerinde tematik mağazacılık alanında çok önemli girişimler bulunmak bulunmaktır. Kurulacak tematik mağazalar ile; o yörenin marka değeri olan yerlerin ait isimler ile tekstil ürünlerinden, o yörenin tarımsal ürünlerine, gastronomi değerlerine, el sanatlarına kadar çok sayıda hediyelik eşya tasarımı seyahat severlerin beğenisine sunulabilir. Bu kapsamda o destinasyon ile ilgili hediyelik nitelikli eşya üretimi konusunda da önemli bir fayda sağlanmış olacaktır. Bu tematik mağazalar destinasyonun kritik noktalarında kurgulanacağı gibi, bu işin ticaretini yapan esnaf tarafında da satılarak sürdürülebilir bir iş alanı oluşturulabilir. Bu mağazalar aynı zamanda online satışlarının yanı sıra, bulundukları noktada turizm danışma büroları gibi de davranabilir.

Gelir kaynaklarını yalnız tematik mağazacılıkla sınırlandırmamalıyız. Aynı zamanda o destinasyonda yapılacak büyük organizasyonların gerçekleştirilmesi ve bu alanda oluşacak gelirler olmak üzere, ticari işletmelerin yürütmekte zorlanacağı ürünlerde model ürünler gerçekleştirebilir. Örnek olarak Barcelona “Sight Seeing Tours” genel şehir bilgilendirme kapsamında bu yapı tarafından yapılmaktadır. Yine destinasyon ile ilgili ücretli dijital uygulamalar alternatif gelir alanları olarak planlanabilir.

Bu yapılar aynı zamanda ilgili destinasyon ile ilgili öne sürülecek yaratıcı projelerin fizibilitesini yaparak, olası bölgenin gelişim fırsatlarını hayata geçirilmesini veya öncülük etmesini sağlayan mekanizmalar olarak da ortaya çıkabilir.

Üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimlerin ve yerel halkın destinasyon yönetimindeki önemi nedir? Bu paydaşlara düşen görevler neler olmalıdır?

Üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimlerin ve yerel halk bu yapıların kurgusunda belirli paydaş roller üstlenmesi önemlidir. Özellikle üniversite, sivil toplum ve yerel idarenin varlığı süreçlerin gerçekçi, aidiyetinin yüksek, sürdürülebilir olmasına önemli katkı sağlayacaktır. En önemlisi bu yapılan sahip oldukları deneyim, entelektüel birikim, maddi ve manevi faktörler yapının güçlü ve etkin yapılanmasında çok önemlidir.

ÜLKEMİZDE DESTİNASYON YÖNETİMİNİN EN ÖNEMLİ BARİYERİ: YETKİNİN DELEGASYONU

Sizce bugüne kadar ülkemizde destinasyon yönetiminin uygulanmamasının önündeki engeller nelerdir?

Bu kurgunun geliştirilmesinde en önemli bariyer yetkinin delegasyonudur. Başta kamu kurumları olmak üzere, bariyeri düşük olan turizm sektörü ile ilgili yeterince tecrübe ve birikimi olmasa da bir fikri bulunmaktadır. Kurumlar turizm ile ilgili fikirlerini diğer kurumlar ile koordinasyon sağlamadan uygulayarak, bu alandaki çalışmalarını çoğu zaman bir iletişim veya PR (Halka İlişkiler) aracı olarak kullanmaktadırlar. Bu nedenle kurulacak destinasyon yönetim yapısının kapsayıcılığı, tüm ilgili kurumlar tarafından tanınması ve katılımı önemlidir.

Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Meclis ve Turizm Komitesi Üyesi Armağan Aydeğer

ÇANAKKALE VE DESTİNASYON YÖNETİMİ

Bölgenizde, destinasyon yönetimine ilişkin atılan adımlar, yapılan çalışmalar nelerdir?

Destinasyon yönetimi modeli Çanakkale’de uzun zamandır tartıştığımız konuların başında gelmektedir. Çanakkale Turistik Otelciler Derneği (ÇATOD) olarak, uzun yıllardır çok sayıda yurt dışı ve içi uluslararası fuarlara katılım sergilemekteyiz. Destinasyon yönetim yapılarının nasıl etkin çalıştığını Londra, Amsterdam ve Barcelona’da yıllardır gözlemliyoruz. 2014 yılından bugüne çok sayıda toplantıda Destinasyon Yönetim Modelinin bir bölgenin sürdürülebilir turizm gelişiminin en önemli yapı taşlarından biri olduğunu tartışıyoruz. Bu konuda bugüne kadar birçok kurumun yer aldığı toplantıda sunumlar yaptık. Son geldiğimiz aşamada bu kapsamda ilimizde Güney Marmara Kalkınma Ajansı destekli, Çanakkale Truva Alt Yapı Hizmet Birliği’nin müellifi olduğu, Çanakkale İl Özel İdaresi’nin ortağı olduğu “Çanakkale Destinasyon Yönetimi ile Markalaşıyor” projesi devam etmektedir.

“COVID-19, DÜNYA TURİZMİ AÇISINDAN BİR KIRILMA NOKTASI ÜRETTİ”

Turistik bölgelerin sürdürülebilir bir şekilde gelişiminin sağlanması, destinasyon yönetiminin önemli ilkelerinden biri… Geçen süreçte kitle turizmine ağırlık veren Türkiye, “sürdürülebilir turizm” adına nasıl bir süreç izlemeli? Nelere önem vermeli?

COVID-19, dünya turizmi açısında bir kırılma noktası üretmiştir. Bu sürecin ortaya çıkardığı yeni turist kavramının çok detaylı tanımlanması, yatırımların bu minvalde şekillenmesi aciliyet arz etmektedir.

POST-CORONA SONRASI “YENİ TURİST” KAVRAMI

Ortaya çıkan önemli unsurlarının başında; tematik olarak Sağlıklı Yaşam Turizmi, Sağlık Turizmi, Spor, Kültür ve Sanat odaklı deneyim turizmi, Yat Turizmi, Karavan Turizmi önümüze çıkan önemli kavramlardır. Yeni turist, artık kitleler halinde değil daha kişiye özel, nüfus yoğunluğu az, doğal imkanların zengin olduğu bir turizmine öncelik vermektedir.

“YENİ TURİST” NE İSTİYOR?

Yeni turist artık edilgen değil, kendi tatilinde etken ve kendi kararını kendi veren bir öğesi olmak istemektedir. Bu kapsamda nitelik, niceliğin çok önüne geçmektedir. Yeni turist artık tematik, hikayesi olan, güçlü bir karakteri olan destinasyonları önceliğine almaktadır. Organik kaynakların öncelikli olduğu gastronomik değerler sunulan ürünlerin gücünü arttıracaktır.

Türk turizm yönetiminin aksayan yönleri nelerdir?

Türkiye, dünyanın en özel coğrafya, kültür, tarih, gastronomisine sahip ülkelerin başında yer almaktadır. Bu potansiyel COVID-19 sonrası süreçte, Türkiye turizminin en üst sıralara taşıyacak güce sahiptir.

Sahip olduğu ulaşım imkanları, COVID-19 sürecindeki “Güvenli Turizm Sertifikasyonu” başlığında pro-aktif çalışmaları, profesyonel sektör tecrübesi ve alandaki nitelikli iş gücü ile rekabet ettiği tüm ülkelerden ayrışabilecek bir güce sahiptir.

Bunların yanı sıra koordinasyon başta olmak üzere bu zenginlik ve çeşitliliğin verimli yönetiminde hatalar yapmaktadır.

ÖNCELİĞİMİZ DAHA ÇOK TURİST DEĞİL, DAHA NİTELİKLİ TURİST OLMALI

Diğer taraftan çarpık yapılaşma, betonlaşmaya meyilli tesisleşme, nicelik odaklı büyüme, nitelikli insan kaynağı konusunda eğitim eksikleri önümüzdeki en büyük risklerdir. Ülkemizin turizm alanında mutlak suretle kapasite planlaması yapması elzemdir.

Daha çok turist değil, daha nitelikli turisti nitelikli bir arz ile ağırlaması önceliğimiz olmalıdır.

Özetleyecek olursak; kurumlar arası koordinasyonun en üst düzeyde olduğu, TGA altında alt destinasyonların teşkilatlandığı, talebe göre değil sürdürülebilir gelişim odaklı kapasite planlamasının yapıldığı, nitelikli insan kaynağına öncelik verilen, COVID-19 sonrası dünya turizm tercihlerine odaklı bir kurgu Türkiye turizmini bu ligin şampiyonu yapacaktır.

—O—

DESTİNASYON YÖNETİMİ DOSYA KONUMUZ KAPSAMINDA GÖRÜŞLERİNİ PAYLAŞAN İSİMLER

Kayseri Erciyes A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat Cahid Cıngı

Bodrum Tanıtım Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras