TÜRSAB Neden Sessiz? AYM Kararı Sonrası: “Ben Sadece Aracıyım” Savunması Çökmüştür!

AYM Kararı Sektörü Sarsıyor: TÜRSAB Neden Hâlâ Sessiz? Görsel yapay zeka ile oluşturulmuştur: Turizm Günlüğü

Last Updated on 18 Haziran 2026 by Turizm Günlüğü

Seyahat acentalarını doğrudan ilgilendiren Anayasa Mahkemesi’nin kritik e-ticaret kararının üzerinden aylar geçmesine rağmen TÜRSAB’dan herhangi bir yol haritası gelmemesi sektörde tepki çekti. Seyahat Acentaları Yöneticileri Derneği (SAYD), “Sektör sahipsiz bırakıldı” diyerek Birlik yönetimine sert eleştiriler yöneltti.

Anayasa Mahkemesi’nin e-ticaret sözleşmelerine ilişkin verdiği ve turizm sektörünü yakından ilgilendiren kararın ardından seyahat acentalarını bekleyen yeni hukuki riskler gündemin üst sıralarında yer alırken, sektörün çatı kuruluşu TÜRSAB’ın sessizliği tartışma konusu oldu.

Seyahat Acentaları Yöneticileri Derneği (SAYD) tarafından yapılan açıklamada, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından geçen süreye rağmen TÜRSAB yönetiminin üyelerini bilgilendirecek veya yönlendirecek herhangi bir resmi açıklama yapmadığı vurgulandı. Dernek, “Acentaların geleceğini tehdit eden böylesine önemli bir konuda TÜRSAB’ın sessiz kalmasını anlamakta zorlanıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Sektörün En Büyük Krizlerinden Biri Yaşanıyor”

SAYD’a göre AYM’nin kararıyla birlikte online satış yapan seyahat acentaları, sattıkları hizmetlerde yaşanabilecek sorunlardan dolayı otel veya tedarikçilerle birlikte doğrudan sorumlu tutulabilecek. Bu durumun özellikle online satış yapan acentalar için ciddi mali ve hukuki riskler oluşturacağı belirtiliyor.

Dernek açıklamasında, tüketici şikayetleri, para iadeleri ve tazminat süreçlerinde acentaların ağır yüklerle karşı karşıya kalabileceği belirtilirken, sektör temsilcilerinin bu süreçte yalnız bırakıldığı öne sürüldü.

TÜRSAB’a “Masaya Otur” Çağrısı

SAYD, Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanacak yeni düzenlemeler öncesinde TÜRSAB’ın acilen devreye girmesi gerektiğini savundu. Açıklamada özellikle havayolu bilet satışlarında seyahat acentalarının, havayollarının operasyonel hatalarından sorumlu tutulmasının sektör açısından büyük risk oluşturacağı ifade edildi.

Dernek, TÜRSAB yönetimine çağrıda bulunarak yeni mevzuat çalışmalarında sektör adına aktif rol alınmasını ve seyahat acentalarını koruyacak düzenlemeler için lobi faaliyetlerinin başlatılmasını istedi.

Sektörün Beklediği Soru: TÜRSAB Neden Sessiz?

Milyarlarca liralık satış hacmine sahip seyahat acentalarını etkileyebilecek bu kritik süreçte gözler şimdi TÜRSAB yönetimine çevrilmiş durumda. Sektör temsilcileri, üyelerin geleceğini yakından ilgilendiren böylesine önemli bir konuda Birlik yönetiminin nasıl bir yol haritası açıklayacağını merak ediyor. TÜRSAB’ın önümüzdeki günlerde konuya ilişkin bir değerlendirme yapıp yapmayacağı ise sektörün en çok konuştuğu başlıklar arasında yer alıyor.

KAMUOYUNUN VE SEKTÖRÜN DİKKATİNE
Tarih: 18.06.2026
TÜRSAB YÖNETİMİNİN SESSİZLİĞİ VE SEKTÖRÜN SAHİPSİZLİĞİ ÜZERİNE ZORUNLU AÇIKLAMA
Değerli Kamuoyunun Dikkatine,

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 12 Şubat 2026 tarihinde e-ticaret sözleşmelerine yönelik verdiği iptal kararının üzerinden aylar geçmesine rağmen, meslek örgütümüz Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nden (TÜRSAB) sektörü bilgilendirici ve yönlendirici tek bir resmi açıklama gelmemiştir.

Derneğimiz, bu kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren, TÜRSAB Başkan ve Yönetim Kurulu’nun meslek örgütü üyelerine karşı sorumluluklarını yerine getirerek yaklaşan bu hukuki depreme karşı acil bir eylem planı sunmasını sabırla bekledik.

Ancak üzülerek görüyoruz ki;
Acentalarımızın varoluşunu tehdit eden ve kapılarına kilit vurmalarına yol açabilecek, sektörün geleceğini doğrudan etkileyen hayati bir konuyu gündemine almak yerine TÜRSAB yönetiminin farklı gündemleri önceliklendirildiğini görmekten büyük rahatsızlık duyduğumuzu belirtmek isteriz.

Sektörün temel operasyonel krizleri karşısında sergilenen bu kayıtsızlığı ve üyenin kaderine terk edilmesini derin bir şaşkınlıkla yadırgıyoruz.
Sektörümüzün sahipsiz bırakıldığı bu tabloda, meslektaşlarımızı yaklaşan büyük tehlikeye karşı uyarmak ve eylem planımızı sunmak üzere aşağıdaki basın açıklamasını yapma zorunluluğu doğmuştur:

AYM’NİN TARİHİ E-TİCARET KARARI SEYAHAT ACENTALARINI VURACAK: SEKTÖRDE “MÜTESELSİL SORUMLULUK” DEPREMİ VE ACİL ÇÖZÜM ÇAĞRISI

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 12 Şubat 2026 tarihinde verdiği E.2024/187 numaralı iptal kararı, dijital platformlar üzerinden satış yapan tüm turizm seyahat acentaları için ezberleri bozan ve telafisi imkansız finansal riskler barındıran yeni bir hukuki dönem başlatmıştır.
Bilindiği üzere, 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında “aracı hizmet sağlayıcıların” üçüncü şahıslara ait içeriklerden ve ayıplı hizmetlerden sorumlu tutulamayacağına dair kanuni koruma kalkanı, tüketici sözleşmeleri yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Resmi Gazete’de yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girecek olan bu karar, seyahat acentacılığı mesleğini temelinden sarsacak niteliktedir.

Değişen Maddeler Seyahat Acentalarına Hangi Sorumlulukları Getiriyor?

Bugüne kadar acentalarımız, kendi düzenlemedikleri ve internet siteleri üzerinden “aracı” sıfatıyla sattıkları tekil otel konaklamaları, transferler veya diğer turizm hizmetlerinde Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’nin 24/A maddesi uyarınca yalnızca bilgilendirme ve veri saklama ile yükümlüydü. Hizmetteki ayıptan doğrudan hizmeti fiilen sunan otel veya işletme sorumluydu.

AYM’nin iptal kararı sonrasında;
• “Ben Sadece Aracıyım” Savunması Çökmüştür: Tüketici, satın aldığı otelde veya turizm hizmetinde bir sorun yaşadığında doğrudan hizmeti aldığı dijital platformu (seyahat acentasını) muhatap alacaktır.

• Müteselsil Sorumluluk Yükü: Acentalarımız, asıl sağlayıcı olan otel veya tedarikçi ile birlikte ayıplı hizmetten, para iadelerinden ve tazminatlardan doğrudan ve ortaklaşa (müteselsilen) sorumlu hale gelecektir.

• Tüketici Hakem Heyetlerinde Yeni Dönem: Tüketiciler, doğrudan acentayı şikayet edilen taraf olarak gösterebilecek, acentalarımız kendi kusurları olmayan konularda bedel iadesi yapmak zorunda kalıp sonrasında otellerle hukuki rücu süreçlerinde boğuşacaktır.

Sözleşmeler Acilen Nasıl Yapılandırılmalı?

Bu 9 aylık geçiş sürecinde seyahat acentalarının hayatta kalabilmesi için operasyonel ve hukuki altyapılarını derhal değiştirmesi şarttır:

1. B2B (Tedarikçi) Sözleşmeleri: Oteller ve tedarikçilerle yapılan tüm sözleşmelere, “Tüketiciye Hakem Heyeti veya Mahkeme kararıyla acenta tarafından yapılacak her türlü iade ve tazminatın, tedarikçinin alacağından hiçbir ihbara gerek kalmaksızın mahsup edileceği” yönünde ağır rücu maddeleri eklenmelidir.

2. B2C (Tüketici) Sözleşmeleri: Mesafeli Satış Sözleşmeleri ve Ön Bilgilendirme Formlarında hizmetin “kimin tarafından” ifa edileceği kalın harflerle vurgulanmalı, acentanın sadece dijital altyapı ve rezervasyon hizmeti sunduğu netleştirilmelidir.

Havayolu Operasyonlarındaki Sistemik Çıkmaz ve Sorumluluk İmkansızlığı

AYM kararının turizm sektörüne uygulandığında yaratacağı en büyük garabet ve hukuki açmaz, tarifeli uçak bileti satışlarında ortaya çıkmaktadır.

Dünyadaki havayolu biletleme ekosistemi IATA BSP (Banka Sunum Planı) ve uluslararası havacılık kuralları çerçevesinde işlemektedir. Bir seyahat acentası uçak bileti kestiğinde, yolcunun ödediği meblağ anında havayolunun kasasına veya IATA havuzuna geçmektedir. Acentanın bu işlemden yegâne geliri, bilet başına aldığı çok cüzi bir “servis bedeli”dir (DUF).

• Kendi kasasında tutmadığı, anında havayoluna aktardığı binlerce liralık bilet bedelinin iadesinden acentayı sorumlu tutmak finansal intihardır.
• Uçuşların rötar yapması, seferlerin iptal edilmesi veya operasyonel aksaklıklar tamamen SHY-YOLCU yönetmeliği kapsamında “Uçuşu Gerçekleştiren Hava Taşıma İşletmesinin” (Havayolunun) mutlak kontrolündedir.
• Acentanın hiçbir şekilde müdahale edemeyeceği, meteorolojik şartlara veya havayolunun operasyonel kararlarına bağlı bir iptalden dolayı müteselsil sorumlu tutulması, hukukun “Kusursuz Sorumluluk” ilkelerine dahi aykırıdır.

E-ticaret platformlarında satılan fiziksel bir kargo ürünü ile, uluslararası havacılık regülasyonlarına tabi bir uçak bileti aynı hukuki teraziye konulamaz.

TÜRSAB’a Acil Görev ve Lobi Çağrısı

Bu tarihi kriz karşısında, sektörün çatı örgütü olan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) acilen inisiyatif ve sorumluluk alması elzemdir.

Ticaret Bakanlığı’nın AYM kararı doğrultusunda önümüzdeki aylarda hazırlayacağı yeni yönetmelik taslakları için TÜRSAB yönetimi derhal masaya oturmalıdır.

Yeni düzenlemede;
“2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ve SHY-YOLCU yönetmeliği kapsamında düzenlenen bilet satışlarına aracılık eden seyahat acentalarının, havayolunun operasyonel kusurlarından, uçuş iptallerinden ve bilet bedeli iadelerinden muaf tutulacağına” dair net bir istisna maddesi yer almalıdır.

Aksi takdirde, ülkemizdeki tüm IATA ve online biletleme acentaları devasa bir hukuki ve finansal riskin altına girecek, sistem kilitlenecek ve nihayetinde bu durum bilet fiyatlarına yansıyarak yine tüketiciyi mağdur edecektir.

Sektörümüzün var oluşunu doğrudan ilgilendiren bu hayati konuda, tüm meslektaşlarımızı ve ilgili makamları ortak akılla hareket etmeye davet ediyoruz.

Saygılarımızla,

Mehmet Gem
Seyahat Acentaları Yöneticileri Derneği (SAYD) Başkanı