Adaların ulaşımda ‘toplumsal yarar’ ile imtihanı

Fayton yerine toplu ulaşım, akülü kullanımında yaşlı ve engelli sınırlaması Adalardaki ulaşım keşmekeşine çözüm olabilir.

Son Güncelleme Tarihi

Faytonlar, bisikletler, akülü araçlar ve diğerleri… Adalar’da ulaşım son yıllarda içinden çıkılmaz bir hal aldı. Özellikle yaz döneminde sokakta yürümek cesaret istiyor. Ulaşım alanındaki aktörlerin plansızca ve kendi çıkarını korumaya yönelik hareket ediyor olması da işi kavgaya kadar götürdü. Sonuç 19 yaralı. Peki Adalar’daki ulaşım sorunu nasıl çözülecek?

Büyükada’da geçtiğimiz Cuma günü faytoncular ile akülü aracıyla yolcu taşıdığı iddia edilen kişiler arasında çıkan kavgada 19 kişi yaralandı. Adalar’daki ulaşım sorunu son 10-15 yılda daha da görünür kıldı kendini. Demografik yapı değişip nüfus arttıkça yaşamın tüm alanlarındaki kaos gibi ulaşımda da kaos gündemde. Son yıllarda akülü araç sayısındaki artış, kiralık bisiklet sayısındaki artış, faytonların sayısındaki artış, Adalar’a olan ilginin artmasıyla, butik otellerin çoğalmasıyla yaşamı içinden çıkılamaz bir noktaya getirdi.

Kişisel yarar ile toplumsal yararı “homo ecenomicus” buluşturabilir mi?

Bundan çok değil 20 yıl öncesine kadar tıklım tıkış insanın adaya geldiği nadir günler olurdu. Şimdilerde her daim sıkışık Adalar. İstanbul gibi, sıkıştıkça bunaltıyoruz birbirimizi. Geçim derdi, politik kaygılar kuralsızlığın önünü açıyor, sonra da işin içinden çıkılmaz hale geliyor. Hani, her Homo Economicus kendi yararını düşündüğünden toplumsal yarar da kendiliğinden düzene girerdi. Kapitalizmin fikir babaları bu sebeple serbest piyasayı uygun görmediler mi? Plansızlığın önü böylece açılmış olmadı mı? Kazın ayağı öyle değil işte! Bugün de sonuçlarını yaşıyoruz. Büyük kentlere tıkılmışlığımız, plansızlığımız, kalkınma adı altında alınan talan kararlarını hep bu homo economicus almadı mı?

Faytonların yerine toplu ulaşım, akülülere sınırlama

Dönelim Adalar’daki duruma, akülü araçların kullanımına izin verilmesiyle, yolları trafiğe uygun olmayan Adalar’da koca bir keşmekeş yaratılmış oldu. Tabi buradan da yeni bir ekonomi doğdu ister istemez. Eskiden fayton ve bisikletlerle sağlanan ulaşım şimdilerle konforlu akülü araçlar vasıtasıyla sağlanıyor. Gencecik insanlar, yürümek ya da bisiklete binmek yerine akülü araçları kullanmayı tercih ediyorlar. Maliyetli de üstelik. İnsanlar da rahatlığına epeyce alıştı. Faytonlara gelince, atların kötü koşullarda yaşıyor olması-tabi o atların sürüldüğü arabaları kullanan arabacılar da bu koşullardan mustarip- hayvan hakları savunucularını harekete geçirdi. Adalar’da toplanıp konuya duyarlılık sağlamak amaçlı açıklamalar yaptılar. Şimdilik beklemedeler. Akülü araçlara plaka verildi, faytonların plakaları var, bisikletlerin de bütün bunlar zamanında gelir elde etmek adına plansızca alınan kararlar.

Plansızlık karmaşayı doğuruyor

Şimdi planlama zamanı. Peki ama tüm kesimleri mağdur etmeden bu işin içinden nasıl çıkılacak? İşte burada kavgalar gürültüler devreye giriyor, çünkü homo economicus kendi çıkarını maksimize etmekten başkaca bir şeyle meşgul değil. Toplumsal karmaşayı halletmek onun meselesi değil, dükkânına dokunmadan çözülsün istiyor bu konu. Parasını ödemiş, plakasını almış, o öyle düşünüyor. Faydacı, araçsal akıl devrede.

Oysa Ada’nın hali malum. Yolda yürümek tehlikeli hale gelmiş durumda, ya fayton ya akülü ya da bisikletin üzerinize çıkması an meselesi. O kadar çok ve kuralsızca dolanıyorlar ki etrafta hangi birinden kaçacaksınız. Yolların trafiğe uygun hale getirilmesi, bisiklet yollarının yapılması, akülü araçların engelli ve yaşlıların kullanımı ile sınırlandırılması, faytonlar yerine ada koşullarına uygun toplu ulaşım örneklerinden yararlanılması bir çözüm olabilir. Yerel idarenin, Büyükşehir’in de desteğiyle, tüm tarafları ve Adalıları bir araya getirip bu konu üzerine kafa yorması ve kaynak yaratması gerekecek, yoksa daha çok kafa göz yarılır. ‘Ekmek kavgası’ndan günümüz insanının anladığı bu. Gücü yeten yetene!

Adalar Belediyesi’nin tweeter sayfasında çeşitli düzenlemeler yapılmaya başlandığına dair tweetleri de paylaşalım. Bakalım uygulamaların ‘toplumsal yarar’, ‘kamusal alan’ bilinci yaratmaya yönelik etkileri olacak mı?  Dileğimiz olması yönünde, zira insan ‘iyi’yi yaratandır.