“Bu teşvik yasasıyla sürdürülebilir turizm hayal”

CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, iktidar tarafından TBMM Genel Kurulu’na sunulan Turizm Teşvik Kanunu Değişiklik Teklifi’ni turizmin nitelik ve altyapı sorunlarına çözüm getirmediğini söyledi.

Son günlerde yapılan protestolarla gündeme gelen Saros Körfezi’nin de mutlaka korunması gerektiğini dile getiren Budak; “On yıldır Saros Körfezi’ne bir liman yapılmak isteniyor. Peki, Kuzey Ege’nin incisi, dünyada örneği olmayan Saros Körfezi’ne bu limanı neden yapıyorsunuz? Efendim, işte, BOTAŞ’ın doğal gaz aktarma limanı olacakmış. Yer mi yok? Bakın, İstanbul’da 80’li yıllarda, 90’lı yıllarda, Kemerburgaz’da, Şile’de turizm yapılıyordu, Erdek’te turizm yapılıyordu, Mudanya’da turizm yapılıyordu; Marmara’yı bitirdiniz” diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu’nda Turizm Teşvik Kanunu’nda Değişiklik Öngören Kanun Teklifi’nin görüşmelerinde CHP grubunun görüşlerini açıklayan Budak şunları söyledi:

TURİZM KENTLERİ ARTIK NÜFUSU KALDIRAMIYOR

“Sezonun en yüksek olduğu dönemde, Antalya’da, ortalama 1 milyon nüfusa daha bakmak durumunda kalan bir yerel yönetiminden de bahsetmek lazım. Muğla’da da aynı şekilde, Bodrum Belediye Başkanı isyan ediyor; “Sezon geldiği zaman benim nüfusun bu kadar ama üstüne 1 milyon kişiye daha hizmet vermek durumundayım, bu konuda bana da en ufak bir destek gelmiyor. Hatta normal bütçelerimizin bile çok altında rakamlarla biz belediyeyi döndürmek durumunda kalıyoruz” diyor.

Şimdi, Antalya’nın nüfusu 2.5 milyon, ortalama 1 milyon da yaz aylarında nüfus yüklemesi oluyor. Şimdi, burada o kentten, gelecekte, bundan sonraki gelecekte siz nasıl gelir bekleyeceksiniz, döviz bekleyeceksiniz?”

ALTYAPI YATIRIMLARINI TURİZM BAKANIĞI YAPMALI

Altyapı yatırımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığı üstlenmeli. Örneğin, arıtma tesislerinin yapımını üstlenebilirsiniz. Arıtma tesislerinin yapımını üstlendiniz, borçlandırın yine belediyeyi, “Yirmi beş senede geri öde bana” deyin.

Bunları planlamadan siz üstyapıya durmadan birtakım yeni kararlar alarak, işte bir yerde 100 bin dönümlük arazinin üzerine Dubaili bilmem nereli, “Dünyanın en zengin insanlarını buraya getireceğiz, çok pahalı turizm yapacağız” derseniz aynı zamanda yine Antalya sahillerinde mera olan bir bölgeye, 3.200 dönümlük bir alana “Ben 3 golf oteli ve bunun yanına da golf sahası yapacağım” derseniz yine, turizmi dar bir alana, deniz kıyılarına hapsetmiş olursunuz, bu kentlerin kaldıramayacağı nüfusları buraya yüklemiş olursunuz ve niteliği de böylece artıramazsınız.

KİŞİ BAŞI TURİZM HARCAMALARI SÜREKLİ DÜŞÜYOR

2003 yılı ile 2019 yılı arasında; 2003 yılında Türkiye’nin gayrisafi millî hasılasının 4.4’ü turizmden elde ediliyormuş, en iyi yıl olan 2019’da da 4.6, bir arpa boyu yol kat edilememiş. Bu politikalarla, bu rakamların geriye düşme ihtimalî de son derece yüksektir. 2003 yılında Türkiye’deki kişi başına ortalama turizm geliri 850-900 dolardı arkadaşlar. 2019 Türkiye’nin en çok turist aldığı yıl (2019 yılı pandemiden önceki yıl) kişi başına ortalama turizm geliri 666 Dolar, nereden nereye. Eğer o kaliteyi sürdürebilmiş olsaydık, 2000’li yılların başı 90’lı yılların ortalarındaki kaliteyi devam ettirmiş olsaydık, 2019 yılında artı 8 ila 12 milyar dolar arasında ülkemize daha fazla gelir, daha fazla döviz gelecekti.

SEKTÖR İSTİHDAMININ YÜZDE 30’UNU KAYBETTİ

Çalışanların kısa çalışma ödeneğiyle ilgili -bakın, burada bir uyarı yapıyorum- 30 Haziran’da sona gelindi, şu kanun teklifine bir madde eklenebilirdi çünkü Cumhurbaşkanın da yetkisi kalmamıştı. Bir madde eklenebilir ve de uzatılabilirdi. Şimdi, duyacaksınız, yakın bir zamanda inanılmaz bir işçi kıyımı olacak. Zaten geçen sene hiçbir kuruş gelir olmadı, herkes köyüne döndü, aç biilaç bir senesini geçirdi. Sezon açıldı, bu sene bir ümit vardı, çalışanlar şu anda maalesef işlerini kaybettiler ve yüzde 30 kayıp olduğunu da tespit ettik.

ACİLEN KIRSAL TURİZM KANUNU HAZIRLANMALI

İnanılmaz bir tarihimiz var, sadece Göbeklitepe, tanıtımını yapın sadece Göbeklitepe Türkiye’ye 10 milyon turist getirir, Urfa’daki Göbeklitepe. Bunun dışında Karadeniz kıyıları… Trabzon’a 2019 yılında 650 bin Arap turist gelmiş. Bunun dışında Irak’tan gelenler de var, Dubai’den gelenler de var, Birleşik Arap Emirlikleri’nden, efendim Suudi Arabistan’dan gelen var, şu anda 50 bini bile bulamıyorlar. Pandeminin etkisi olabilir ama altyapıyla ilgili maalesef Karadeniz’de, Trabzon’da, Giresun’da, Ordu’da en ufak bir yatırım yok, yatırım yapmadan gelir elde edemezsiniz. Aynı zamanda bir projeden de bahsedeceğim, bizim kırsalımız, Karadeniz’in kırsalı, Karadeniz’in yaylaları, Ege’nin yaylaları, Akdeniz’in yaylaları turizm için son derece elverişli. Yayla turizmiyle ilgili burada çok önemli girişimlerde bulunulabilir ama bir kanun yok. Kırsal turizm kanunu adında bir kanunumuz yok. Efendim, biz teşvikle ilgili sürekli değişiklikler yapıp belli, adrese teslim, birtakım yatırımları yaparken bunları da değerlendirmek lazım. Fiyatlarla ilgili bugün bir turizmci arkadaşımla konuştum “Antalya’daki beş yıldızlı otel ortalaması nedir?” dedim “40 dolara geçmez.” dedi, çok kötü çok hazin. Her şey dâhil, ultra her şey dâhil; yeme, içme, efendim aklınıza gelen her şey dâhil 40 dolar, yazıktır.

KAMUSAL HER TÜRLÜ ALANIN ÖZELLEŞTİRİLMESİNİN ÖNÜ AÇILIYOR

Teklifin 1’inci maddesiyle, orman alanlarını turizm yatırımlarına açıyorsunuz, kamusal mülk olarak anılan her türlü alanın da Kültür ve Turizm Bakanlığı eliyle özelleştirilmesinin önünü açıyorsunuz. Toplam orman alanlarımız iktidarınız süresince her geçen yıl azalıyor, Küresel Orman İzleme Örgütü’nün hazırladığı verilere göre, 2001-2018 yılları arasında, Türkiye’de, ağaçla kaplı toplam alanın yüzde 4.1’ini yani 461 bin hektarını kaybetmişiz. Eskiden cezalar caydırıcı olmadığı için rantçılar gözlerine kestirdikleri alanları -geçen gün Marmaris’te olduğu gibi, yakından takip ediyoruz, çok büyük şüphe vardır- ormanları yakıyordu. Görmek isteyenler Bodrum’daki denize kıyısı olan yamaçlara baksınlar, hangi yangınların sonrasında oralara hangi oteller yapılmış, rahatlıkla görebilirler. Şimdi, bu teklifle aslında bunlara hiç gerek kalmıyor. Ormanlarımızı bir anlamda böyle koruyabiliriz çünkü artık Turizm Bakanlığı yetkiyi aldı, buralara isterlerse tahsis yapabilecekler.

GÜNÜBİRLİK ALAN TAHSİSLERİ RANT KAPISINA DÖNÜŞTÜ

Teklifin 4’üncü maddesi: Bakanlığa, devlete ait yerleri ücretsiz günübirlik tesisler yapma olanağı veriyor. Daha önce bu hikâyeyi gördük biz. Daha önce böyle günübirlik alanlar, günübirlik tesis alanları, kamp alanları, karavan alanları bir süre sonra tahsis değişikliği yapılarak konaklama tesisi oldu, otel oldu. Antalya’da örnekleri var bunun, 3.500 yataklı otel yapıldı Antalya’da. Günübirlik alanlar değiştirilerek 3 bin 500 yataklı otel yapıldı Antalya’da. O yüzden bunun bir tehlike olduğunu düşünüyorum.

MERALAR RANTA AÇILIYOR

Yine teklifin 6’ncı maddesi Mera Kanunu meselesi. Mera Kanunu’nda bana söylenen oydu Sayın Bakanla yaptığımız toplantıda “Eğer zaruri bir sebep varsa Turizm Bakanlığına tahsis edilebilir.” deniyor Mera Kanunu.

“BU ADRESE TESLİM KANUN DEĞİŞİKLİĞİDİR”

Fakat, burada da şunu açıkça söylemek istiyorum -biraz önce değindim- Antalya Manavgat çayının denize döküldüğü yerde 10 bin dönümlük bir mera alanı var. Denize kıyısı olan 3.200 dönümlük alanda 3 golf sahası, 1 büyük golf sahası yapılmak isteniyor. Bu kanun o kanundur; bu kanun değişikliği orası için yapılmış, adrese teslim kanun değişikliğidir arkadaşlar. O yüzden, sadece bir alana yapılmasına rağmen meralarla ilgili ülkede inanılmaz bir daralma var iken, hayvancılık bu durumda iken Mera Kanunu’na bu maddeyi sokmak aslında hayvancılığa bir darbe dahadır. İstenilen yerde merayla ilgili turizm alanı ya da turizm merkezi ilan edilip burada turizm tesisi yapılabilir.

YERLİ YATCILIĞI DESTEKLEYİN

Teklifin 10’uncu ve 23’üncü maddeleriyle, boyları 39 metre ve üzerinde olan yabancı bayraklı yatlar Türkiye’de işlem yapabilir. Biz Sayın Bakana bunu da söyledik, “Çıkartın bunu.” dedik. Teşviki böyle büyük büyük yatırımlara getireceğinize en azından yatçılık turizmine yatırım yapmak isteyenlere ucuz kredi bulun, teşvikleri artırın, yat turizmi Türkiye’de gelişsin. Niye yabancı bandıralı, yabancı bayraklı yatlara bu imkânı sağlıyorsunuz? Yani bu da anlaşılır gibi değil. Yine, teklifin 11’inci maddesinde, Bakanlığın denetim yetkisinin özel denetim firmalarına aktarılması söz konusu. Bakanlığın elemanları yetmiyor mu? Yani taşra teşkilatları var, ilçeler var, il teşkilatları var Turizm Bakanlığı’nın. Yine burada bir kaynak aktarımı söz konusu olabilir. Aynı zamanda turizm sektörüne bir dördüncü yük daha böylece getirilmiş oluyor burada. Sektöre çok yüksek para cezaları getiriliyor. Bu para cezaları caydırmaktan çok cezalandırmak gibi gözüküyor. Ve “Ne yapmalı?”yı biraz önce söyledim. Ne yapmalı? Bu şekilde teşvik yasalarıyla turizmin sürdürülebilir olması, turizmin önünün açılması mümkün değildir.