İlber Ortaylı Yazdı: Bir Şehir Nasıl Gezilir?

Tarihçi İlber Ortaylı Yazdı: Bir Şehir Nasıl Gezilir?

Last Updated on 28 Ocak 2026 by Turizm Günlüğü

Tarihçi ve akademisyen İlber Ortaylı, bir şehri gerçekten tanımanın kolay ve konforlu yolları olmadığını vurgulayarak, seyahate dair ezber bozan tavsiyelerini kaleme aldı. Ortaylı’ya göre bir şehri gezmek; yürümeyi, yorulmayı, okumayı ve geceyi göze almak demek.

Bir Şehir Dinlenerek Değil, Yorularak Tanınır

İlber Ortaylı, bir şehri ilk kez ziyaret edenlerin “dinlenme odaklı” bir gezi anlayışından uzak durması gerektiğini belirtiyor. Ona göre bir şehirle gerçek bağ kurmanın yolu, vakti sonuna kadar kullanmaktan geçiyor. “Bir dakika bile dinlenmeyeceksiniz” diyen Ortaylı, özellikle genç gezginlere seslenerek, yürüyerek keşfedilmeyen bir kentin gerçekten gezilmiş sayılamayacağını ifade ediyor.

Yürümek, Okumak ve Not Almak Şart

Ortaylı’ya göre ilk ziyaret edilen bir şehir için yoğun bir program kaçınılmaz. Bu yoğunluk hem fiziksel hem de zihinsel bir çaba gerektiriyor. Şehri gezerken aynı zamanda o şehir hakkında okumak gerektiğini vurgulayan Ortaylı, “20 saat geziyorsanız, iki saat de okuyacaksınız” diyerek, seyahatin sadece gözle değil bilgiyle de yapılması gerektiğini hatırlatıyor.

Harita kullanmak, fotoğraf çekmek ve not tutmak da bu sürecin vazgeçilmezleri arasında. Ortaylı’ya göre bunlar, şehri sadece görmekle kalmayıp anlamanın da anahtarı.

Müze Yetmez, Çarşıya Karışmadan Olmaz

Bir şehri tanımak için yalnızca müzeleri gezmenin yeterli olmadığını belirten Ortaylı, çarşıların, pazarların ve günlük hayatın içine karışmanın önemine dikkat çekiyor. Yerel yaşam görülmeden, o şehrin ruhunun anlaşılamayacağını ifade ediyor.

Gece Görülmeyen Şehir Eksik Kalır

İlber Ortaylı’nın özellikle altını çizdiği bir diğer konu ise gece gezileri. Güvenlik koşulları gözetilerek şehirlerin mutlaka gece de keşfedilmesi gerektiğini söyleyen Ortaylı, gecenin şehirlerin gerçek estetiğini ortaya koyduğunu belirtiyor. Venedik, Yezd, Semerkand, Barcelona ve Toledo gibi şehirlerin gece görülmeden tam anlamıyla kavranamayacağını vurguluyor.