Taşlardan tarih yazan şehir Kars

Sarıkamış’a yaklaşıyoruz ve o ara dağlar inceden inceye yeşillenmeye başlıyor, sonrasında ise hayrete düşeceğiniz ‘cömert bir yeşillik’ karşınıza çıkıyor.

Uzun zamandır gidip görmek istediğim şehirlerden biri olan Kars’a gidiş programını yapmak için Tercan’dayım. Hazır Kars’ a bu kadar yakınken gidip görmek, oraları da gezmek gerek. Biraz karıştırıp ortaya bir şeyler çıkarınca kendimi birazcık kötü hissediyorum. Çünkü bildiğiniz gibi Kars kış şehri, karşıma sürekli olarak Sarıkamış’ta kayak, buz tutmuş Çıldır Gölü’nde balık tutmak veya gölün üzerinde atlı kızaklara binmek gibi kış etkinlikleri ile çıkıyor. Bir ara acaba kışa mı saklasak biz bu geziyi diye sormadan edemiyorum kendime. Ama neyse ki cevabım olumlu olmuyor ve ağustos ayının son günlerinde düşüyoruz Kars’ın yollarına.

Karslıların buluşma ve bekleme yapma yeri…

Kars’a ulaşım hava, kara ve tren yolları ile çok seçenekli şekilde sağlanabiliyor. Havayolunu tercih edenler için İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerden Kars Harakani Havalimanı’na her gün en az bir uçuş bulunuyor. Diğer şehirlerden ulaşım için de otobüs veya tren güzergahı üzerinde değilseniz eğer aktarmalı yolculukları tercih etmeniz gerekiyor. Ama İstanbul’dan tren olmadığını ve otobüs yolculuğunun da yaklaşık 20 saat sürdüğünü belirtelim. Kars’a giden Doğu ekspresi treni ise şimdilik Ankara’dan kalkıyor -hatta Ankara’dan otobüsler ile Irmak diye bir istasyona götürülüyorsunuz ve ilk hareket oradan başlıyor.- Şu an TCDD’ nin sitesinde aralık ayında kalkışların Ankara’dan yapılacağını duyurmuşlar ama bunu şu an bekleyip görmekten başka bir seçeneğimiz yok. Tren detayları ve saatleri için tcddtasimacilik.gov.tr sitesine bakabilir veya haritalarla tren yolculuklarını keyifli bir şekilde anlatan seyahat.railturkey.org sitesinden bilgi edinebilirsiniz.

KENDİ HALİNDE AKAN BİR NEHİR BİZE EŞLİK ETTİ

Biz aslında Kars’a Erzincan- Mercan’dan trenle gitmeyi planlamıştık, Mercandan 12.00’da kalkacak olan tren 18.56’da Kars’a varacaktı. Ancak trenle gitmekten vazgeçince 4 saatlik araç güzergahımız Tercan- Erzurum- Pasinler/ Hasankale- (1048’de Pasinler savaşının yapıldığı yer) Horasan- Sarıkamış ve Kars şeklinde oldu. Ve neredeyse tüm yol boyunca sağımızda kendi halinde akan, bazen varlığı ile yokluğu anlaşılmayan ve bazı yerlerde ise etrafı cılız yeşilliklerle sarılmış olan incecik bir nehir usulca bize eşlik etti, birde büyük bir keyifle dinlediğimiz Erzurum ve Kars türküleri çalan radyo kanalları. Yolumuz dağların arasından devam ediyor ve dağlarda peri bacalarını andıran şekillerin ve beyaz kayalıkların dışında bir tek ağacın bile olmaması tuhaf, o alabildiğince kuraklık insanda ıssızlık, uzaklık ve yalnızlık hissi yaratıyor.

SARIKAMIŞ’TA ‘CÖMERT BİR YEŞİLLİK’

Horasan’dan Sarıkamış’ın bir kısmına kadar tek şeritli yollarda geçen yolculuğumuzda Sarıkamış’a yaklaşıyoruz ve o ara dağlar inceden inceye yeşillenmeye başlıyor, sonrasında ise hayrete düşeceğiniz ‘cömert bir yeşillik’ (Tezer Özlü) karşınıza çıkıyor. O tek bir dikili ağacın bile olmadığı yalnız dağlardan böylesi bol ve gür bir yeşilliğe geçiş yapınca bir tuhaf hissediyorsunuz kendinizi -oksijen mi çarpıyor acaba-. Sonra tabelalardan anlıyoruz ki bu ağaçlar desteklenmiş ağaç projeleri ile dikilmiş, özellikle çam çok fazla, demek ki dikilince tutuyormuş, demek ki önceden gördüğümüz onca yalnızlık, ıssızlık, kuraklık boşunaymış, demek ki… demek ki… demek ki…

Yol üstündeki çeşmelerde su molaları vererek devam ediyoruz, buralarda çeşmeden başka derme çatma barakadan oluşan bir çaycıya -gerçekten ikinci bir çaycıya rastlamadık hiç- mutlaka rastlarsınız ama çay içmeyi tercih eder misiniz bilmem. Yolda özellikle dikkat etmeniz gereken başka bir husus var ki, o da yolu inek, koyun, köpek vb. hayvanlar ile sık sık paylaşmak zorunda olmanızdır. Aslında zorunda olmanız pek doğru bir telaffuz olmadı, sonuçta otobanın geçtiği yer bu hayvanların doğal güzergahı ve biz onların alanlarına müdahale ediyoruz, yani sözün özü aman yolda bu hayvanlara karşı dikkatli olun lütfen.

İLK DURAĞIMIZ KARS KALESİ

Tek şeritli, çift şeritli yol derken sonunda ‘Doğu’ya açılan kapımız, serhatlar şehri’ Kars’a giriş yaptık. Ve yine bizi bekleyen klasik bir karşılama! Ne bir tabela, ne bir yönlendirme bildiğiniz iz sürerek Kars Kalesi’ne doğru gitmeye çalışıyoruz ve bu arada iz sürmeyi pek beceremediğimizi de anlıyoruz. Yolların hepsi neredeyse tek yön ama kimsenin kural kaideye uyduğu yok ve bazen biz de kural ihlali yapmış bir arabanın peşinde buluyoruz kendimizi. Geçtiğimiz hareketli sokaklar mağaza, lokanta, kahvehane ile bu kahvehanelerde oturan kasketli ve birbirinin kopyası yaşlı amcalarla dolu