Turizm tezlerine yönelik öneriler masaya yatırıldı

Anatolia Turizm Araştırmaları Dergisi ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Turizm İşletmeciliği Bölümü’nün işbirliğiyle düzenlenen “4. Disiplinlerarası Turizm Araştırmaları Kongresi” kapsamında yüksek lisans ve doktora programlarında tez danışmanlığı konusu tartışıldı.

9-12 Kasım 2017 tarihleri arasında Le Blue Hotel’de düzenlenen kongrede “Lisansüstü Turizm Tezlerinde Danışmanlık Kurumu ve Önemi” başlıklı bir panel gerçekleştirildi.

Anatolia Turizm Araştırmaları Dergisi Editörü ve Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nazmi Kozak’ın moderatörlüğünü yaptığı panelde İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. İsmail Kızılırmak, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Prof. Dr. Metin Kozak ve Prof. Dr. Özkan Tütüncü ile Adnan Menderes Üniversitesi’nden Doç. Dr. Osman Nuri Özdoğan ise konuşmacı olarak yer aldı.

NİCELİĞE DEĞİL NİTELİĞE ODAKLANILMALI

Lisansüstü çalışmaları uluslararası düzeyde yürütebilmek için yabancı dil, araştırma yöntemleri ve istatistik bilgisinin önemini vurgulayan Doç. Dr. Osman Özdoğan, “Bir öğretim üyesine çok fazla sayıda danışan öğrenci verilmesinin yanlış olduğunu” ifade etti. Özdoğan konuşmasının devamında lisansüstü çalışmalarda tezin sayfa sayısı gibi niceliksel göstergelere odaklanmaktansa, niteliksel göstergelere odaklanmak gerektiğini dile getirdi.

“DANIŞMANLIKLAR SADECE KAĞIT ÜZERİNDE YAPILMAMALI”

Özdoğan’ın ardından söz alan Prof. Dr. İsmail Kızılırmak ise “Tez danışmanı öğrencinin danışmanlığını sadece kâğıt üzerinde yapmamalıdır. Öğrenciyi yönlendirmeli, teze değer katabilmeli ve destekleyebilmelidir. Bunları yapabilmek için de danışmanın akademik bilgi düzeyinin ve genel kültürünün yüksek olması gerekmektedir. Fakat ne yazık ki neredeyse her kurum bu tip öğretim üyesinin eksikliğini çekmekte” dedi.

KELLE HESABI YERİNE KARŞILIKLI ÇALIŞILMALI

Lisansüstü tezlerde danışmanlığı kurumunun yurt dışında yerleştiğini fakat Türkiye’de turizm alanında henüz öneminin tam olarak kavranamadığından bahseden Prof. Dr. Metin Kozak, “Doktora tezi yazmak zor bir süreçtir, yazarı zorlamalıdır. Niceliksel değil, niteliksel düşünmek gerekiyor, öğretim üyeleri ne kadar çok tez öğrencisine danışmanlık yaptıklarına değil, tezleri nasıl yönettiklerine odaklanmalıdır. Kelle hesabı yapılmamalıdır. Danışman ve danışan birbiriyle çalışmayı karşılıklı olarak istemelidir. Bu kararın verilmesinde tek söz sahibi enstitüler ya da anabilim dalı başkanları olmamalı, danışan ve danışmanın da onayının alınması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

“TEZ SÜRECİ EBEVEYN-ÇOCUK İLİŞKİSİ GİBİDİR”

Türkiye genelinde turizm ve ilgili alanlarda çok fazla sayıda lisansüstü program bulunduğunu ve buna paralel olarak çok lisansüstü öğrenci olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özkan Tütüncü ise bu durumun, bir öğretim üyesinin çok sayıda öğrenciye tez danışmanlığı yapması gerektirdiğini ve kalitenin düşmesine yol açtığını belirtti.

Tütüncü sözlerine şu şekilde devam etti: “Aslında lisansüstü düzeyde tez danışmanlığı yapmak oldukça ciddi bir iş. Tez savunmalarının dost ve ahbap ilişkileri içerisinde yürütüldüğünü görüyoruz. Birçok tezde danışman hoca tezi okumuyor bile, öğrenci danışman hocasının yayınını okumuyor, haberi bile yok. Bunlar maalesef bu önemli sürecin içini boşaltıyor. Tez danışmanı ve danışan ilişkisi sadece tez sürecinde geçerliliği olan bir ilişki değildir. Ebeveyn-çocuk ilişkisi gibi bütün bir akademik hayatı kapsar, bunun bilincinde olan öğretim üyesi ve öğrenci sayısı ne yazık ki çok az”.

4. Disiplinlerarası Turizm Araştırmaları Kongresi katılımcılarının yanı sıra 4. Rekreasyon Araştırmaları Kongresi katılımcılarının da katıldığı panel, Facebook’ta yer alan Sosyal Bilimler Akademik Bülteni sayfasından da canlı olarak yayınlandı.