İBB’nin acentelere dayattığı yol belgesi tehdidinin arka planında neler var?

Son iki aydır İstanbul Büyük Şehir Belediyesi talep ettiği yol belgelerini süresi dolduğunda iptal ediyor, yenilemiyor. Seyahat acentaları işlerini yapamaz, kendi yolcularını taşıyamaz noktaya geldiklerini söylüyorlar. Acenteler, bu uygulamanın  hiçbir geçerli nedene dayanmadığını, keyfi gerekçelerle belge yenilenmediğini iddia ediyor.

Turizmci Deniz Tüfekçi, son iki aydır özellikle turizm taşımacılığı yapan şoförlerden gelen İstanbul Büyük Şehir Belediyesi kaynaklı şikayetleri göz ardı ettiklerini, şikayetlerin önceleri sıkı denetim üzerine odaklandığını, daha sonra ise yol belgesi biten acentelerin araçlarının belgeleri yenilenmemeye başlayınca işin ve olayın renginin değiştiğinin ortaya çıktığını söylüyor.

Öte yandan ilk başta araç şoförlerinden gelen tepkiler artık acentelerin dahil olduğu gruplarda firma yetkilileri tarafından yapılmaya başlanmış durumda. Acente sahipleri ve şoförlerin ortak iddiası şöyle: “İBB, bir şekilde Uber’in önünü kesmek için tüm sektöre yoğun bir şekilde fatura kesiyor. Ama bunun altında yatan neden Uber‘i bitirmek değil, Uber‘in yerine muhtemelen başka bir şeyi kanalize etmek…”

Acentelerin dahil olduğu gruplarda yer alan şikayetlere örnekler ve buna karşın TÜRSAB tarafından yapılan açıklama da şöyle:

Tarih: 12. 11. 2018
“Araçlarımız için yol belgesi alamıyoruz. Nasıl bir yol izlemeliyiz nereye başvuru yapabiliriz? Bilgisi olan özelden yazarsa çok sevinirim. İnternetten alıyorduk, sistem durmuş.”

Birkaç gün önce konuya ilişkin acentelerin olduğu gruplarda TÜRSAB Karayolu Ulaştırma, Taşımacılık ve Araç Kiralama İhtisas Başkanı Taşkın Arık imzalı şu mesaj paylaşıldı:

“Sivil trafik şube ve trafik, Turizm il Müdürlüğümüz, TÜRSAB Denetçileri işini yapan gerçek turizmcileri iyi biliyor, aynı seklide yapmayanları da biliyor. Tüm belgeleriniz tam olması yasal olduğunuz anlamına gelmiyor. Deneticiler aracı durduğunda sizin öncesinden müşteriye “durdurulursak şu acenta dersin” gibi öğretiler ile kimseyi kandıramazsınız. Size bir kez daha ifade etmek isterim ki araç içinde Acente belgesi kiminse onun misafiri olmak zorunda, sözleşme, isim listesi olmak durumundadır. “Benim belgem tamam, ben istediğim gibi transfer yaparım olayı bitmiştir.” Bu düşünce ile yola çıkarsanız arabanız bağlanır. Sonrasında siz bize şu şu evraklar olunca bağlanmıyor demiştiniz demeyin. Saha’da çok tecrübeli deneticiler bulunmakta. Ön şoför koltuğunun altında yazıcı ile isim listesi bastığına kadar iyi takip ediliyor. Artık tüm birimler birbirine tutanakları paylaşarak yasal olmayan taşıma yapanları ve belgesini kiralayanları tespit edip ona göre işlem yapmaktır. Bir anda D2’niz TÜRSAB belgeniz veya İBB’den Turizm güzargah belgesi almanız imkansızlaşabilir. TÜRSAB tarafında UBER vb. taşımacılar bitmiştir.

Lütfen Transfer firmalarınızı iyi seçin, belgeleriniz araç içerisinde mutlaka bulunsun. Sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. Her anlamda işini yapan yapmayan acenta ve taşımacıları ayırt etmemiz gerekecektir. Sizlerden bu konuda destek beklemekteyiz.”

Aynı gruplarda daha sonra yine Taşkın Arık imzalı bir mesaj yayınlandı:

“Değerli Arkadaşlar,

Bilindiği üzere İstanbul ve Ankara’da Turizm araçlarına güzergah belgeleri belirli bir süre verilmeyecek. Bu süre içinde mağduriyetler oluşmaması için lütfen

1) Acente belgesi
2) Taşımacı sözleşmesi
3) isim listesi kase imzalı araçlarınızda bulundurması mecburidir..

Bu belirtmiş olduğum hususlara uyan acentelerin araçları belediye yol belgesinden bağlama yaşamayacaktır. Herhangi bir olumsuzlukta aşağıdaki mail adresine durumunuzu belirtmenizi rica ederiz: ihtisasbaskanliklari@tursab.org.tr”

Deneyİmli turizmci Deniz Tüfekçi ise “Yol belgesi tehdidi” başlıklı biz yazı kaleme alarak sorunun TÜRSAB ve Kültür ve Turizm Bakanlığının ortak alacağı karar neticesinde CumHurbaşkanı ile görüşülerek çok kısa zamanda çözüleceğine işaret ediyor.

Deniz Tüfekçi’nin “Yol belgesi tehdidi” başlıklı yazısı şöyle:

Konunun özeti şudur;
Son iki aydır İBB talep ettiği yol belgelerini süresi dolduğunda iptal etmekte, yenilememekte, seyahat acentalarının işlerini yapamaz kendi yolcuların taşıyamaz noktaya getirmektedir. Bu uygulama hiçbir geçerli nedene dayanmamakta, keyfi gerekçelerle belge yenilenmemektedir.

Yol belgeni vermiyorum arkadaş, keyfimin kahyası mısın!!!. Git kime şikayet edersen et, asabımı bozma!!!

Özellikle İstanbul’da seyahat acentalarının turistleri, yolcularını taşımaları konusunda İBB’nin talep ettiği “yol belgesi’ni” almış olan Seyahat acentaları, süresi dolan yol belgelerini tüm gerekenleri yerine getirdikleri halde İBB’nin keyfi ya da kasti tutumu nedeniyle üyelerimize, yani seyahat acentalarına vermekte direnmekte, yol belgesini yenilememiş olmaları nedeniyle trafik denetimine takılan seyahat acentalarımızın içinde turistler var iken durdurulup araçlara 5.100 TL ceza yazılmakta, 2 ay araç trafikten men edilerek (bağlanarak) otoparklarında rehin tutulmakta, misafirler ise daha ülkemize ayak bastıkları gün bu abuk durumla karşılaşmakta, misafir turistleri gönderen yabancı tur operatörü işbirliği içinde bulunduğu Türk seyahat acentasının güvenilirliği konusunda kuşkuya düşmekte, hatta tekrar aynı durumla karşılaşmamak için artık o seyahat acentası ile işbirliğine son verme gibi kararları alabilmektedir.

TÜRSAB’ın yapacağı şey tabii ki bu duruma engel olmak için, turizm hizmeti vermemizi engelleyen, yasaları hiçe sayarak hem acentaların hem de misafir turistlerin mağdur olmasına yol açan yetkileri ve ilgili birimi mahkemeye vererek sorunu hukuki olarak çözmeye karar vermesidir.

Türlü bahaneler uydurarak yol kağıdı vermemekte direnen yetkiliyi yapmış olduğu yok edici, kahredici uygulama ve davranışlarından dolayı en ağır biçimde şahsi olarak sorumlu tutup hak ettiği cezayı vermek gerekir.

Ne sayın Bakanın ilgili belediye başkanını aramasına ihtiyaç vardır, ne de kesilmiş olan cezaları ödeme gibi bir yanlışın içine düşmek gerekir.

Sayın Bakan, sorumlu olduğu sayın Cumhurbaşkanına durumu acil olarak çözmesi için bildirmesi yetecektir.

Eğer ne hukuki yoldan çözüm, ne de Cumhurbaşkanına durum iletildiği halde sorun çözülemiyorsa, konu ile ilgili birimin başındaki yetkilinin dediği gibi “kime giderseniz gidin hiçbir şey değişmez….. biz ne diyorsak o olur…” tavrının İstanbul gibi bir şehirde hakim olduğunu görürsek, kimse bizden turizmin gelişmesini beklemesin, yeni canlanmaya başlayan turizm, bu tür anlaşılmaz tavırlar nedeniyle turisti daha hava alanından şehre gelirken bıktırır ve tekrar bu ülkeye gelmeyeceği gibi, gelmeye niyetlenenleri de caydırır.

Taksici taksiciliğini yapacak, seyahat acentaları ise tüm organizasyonu. Yoksa Kültür ve Turizm Bakanlığı da içinde turist bulunan taksileri seyahat acentasının işlerini yürütüyor diye aynı muameleye tabii tutturur, 5.100 TL ceza yazdırır aracını da 2 ay bağlatır. Böyle mi olsun isteniyor?

Söyleyin, burası bir hukuk devleti mi yoksa “Ali kıran baş kesen” çadır devleti mi?

Seyahat acentaları mevcut yönetime bu konuda baskı yapmaktan ziyade yanında yer alıp ilgili birimlerle konuyu acil olarak çözemiyorsa hukuki yola başvurup konunun sayın Cumhurbaşkanına iletilmesini ivedilikle sağlamalıdır.

Bu haliyle YOL BELGESİ UYGULAMASI DÜŞMANIN ELİNDEKİ HANÇERDİR: HER GÜN ONLARCA ACENTAYA SAPLANAN!!!

Deniz Tüfekçi”