Faciadan 33 yıl sonra: Çernobil turizm merkezi oluyor!

Son Güncelleme Tarihi

Tarih 26 Nisan 1986. Dünya tarihinde, bugüne kadar insanlığın sebep olduğu en büyük felaket olarak kayıtlara geçen Çernobil faciası, bugün nasıl oldu da şimdi turizm cazibe merkezi oluyor? İşte Çernobil faciasına ilişkin tüm detayları #TGilekeşfet‘meye çıkıyoruz.

1986 yılının baharında Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaların etkisinden 100 kat daha büyük bir faciaya neden olan Çernobil patlaması, adını Ukrayna’nın Pripyat şehri yakınlarındaki Çernobil Nükleer Santrali’nde 4 numaralı reaktörde gerçekleşen kazadan alıyor.

7. SEVİYEDEN BİR FELAKET

Merak edip araştıranlar bu nükleer kazanın 7. seviyen bir felaket olduğunu elbette ki biliyordur. Ama bilmeyenler 2017 yılında gazetelerde çıkan şu haberle Çernobil faciasının ne denli bir etkiye sahip olduğunu daha iyi kavrayacaktır.

31 Temmuz 2017 yılında CNN Türk Gazetesinin internet sitesinde yayınlanan “Çernobil faciası neydi, Türkiye’yi nasıl etkilemişti?” başlıklı haber, ABD’nin Florida eyaletinde yaşayan bir Türk’ün kan bağışında bulunmak istemesiyle başlıyor.

Habere göre kan bağışında bulunmak isteyen İbrahim Yaşasın, Federal Sağlık Kanunları’nda yer alan “1980-1996 arasında Türkiye’de 5 ay geçirenler kan bağışlayamaz” ibaresiyle karşı karşıya geliyor. Bu ibarenin nedeni ise makalemizin konusundan da tahmin edebileceğiniz gibi Çernobil faciası.

GİZLENMEYE ÇALIŞILDI AMA…

Şimdi tekrardan yazımızın başına dönerek kazanın adını nereden aldığından sonra, insanlık tarihinde yaşanan böylesine önemli bir gelişmenin Ukrayna otoritelerince saklanmaya çalışıldığını da söyleyelim. Düşünün ki, döneminde Ukrayna’nın bir parçası olan Sovyet Birliği’nin bile o zamanlar kazadan haberi yok! Yetkililer reaktörün patladığını, olayın üstünden 2 gün geçtikten sonra itiraf ediyorlar. Çünkü Avrupa’da radyasyon düzeyinin ciddi boyutlara ulaşması SSCB’nin felaketi tüm dünyaya duyurmasına ve yardım istemesine yol açıyor.

5 BİN TON BOR, KİL, KUM, DOLOMİT VE KURŞUN DÖKÜLDÜ

O büyük patlamanın ardından yüzlerce itfaiyeci yangını durdurmaya çalışsa da bu pek kolay olmuyor. Hatta birinci ve ikinci reaktöre su sızma korkusu nedeniyle bölgeye 5 bin ton bor, kil, kum, dolomit ve kurşun dökülüyor. İlk anda patlamanın etkisiyle santralde görevli 31 kişi ve müdahalede bulunan ekiplerin bir kısmı maruz kaldıkları radyasyon nedeniyle birkaç dakika içinde ölüyor. Olaydan günler sonra enkazın temizleme çalışmalarına katılan ordu birliklerindeki askerler de sonraki aylarda hayatlarını ne yazık ki kaybediyor.

ÖLÜMCÜL FELAKETİN PENÇESİNDE

Olayın yaşanmasının ardından içerisinde Türkiye’nin de dahil olduğu yakın coğrafya uzun yıllar boyu sürecek ölümcül bir felaketin pençesine düştü. Santralin çevresindeki 30 kilometre çapındaki alan boşaltıldı ve bu bölgede yaşayan 135 bin kişi tahliye edildi.

Reaktör binası ise 410 bin metreküp çimento ve 7 bin ton çelikle yerin derinliklerine gömüldü. Radyasyonun etkisi sadece anlık ölümlere sebep olmadı. Tarım toprakları ve besin maddeleri de radyoaktif kirlenmeye maruz kaldı. Ülkedeki ormanların yüzde 40’ı kirlendi. Bitki ve hayvanlarda anormal derecede büyüme gözlendi. Uzmanlar tarafından bu genetik bozulmaya “dev hastalığı” adı verildi.

Kaza kurbanlarının çoğu öldü, bir kısmı engelli kaldı, bir kısmı da intihar etti. Ukrayna, Rusya ve Belarus’ta 2004’e kadar 18 yaş altı 4 bin çocukta tiroit kanseri vakası görüldü. Resmi raporlara göre 9 bin, bağımsız bilim insanlarına göre ise 30 bin ile 60 bin arasında insan Çernobil’in neden olduğu ölümcül kanser türlerine yakalandı.

TÜRKİYE’NİN TRAJİK TUTUMU

Tüm dünya Çernobil’deki radyasyonun yıkıcı etkilerinden korunmak için önlemler almaya çalışırken Türkiye’nin o günkü tutumu “görmezlikten gelmek” oldu. Hatta bazı yetkililer tarafından ti’ye bile alındı. Bununla ilgili dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral’ın ve diğer bilirkişilerin söylediklerini şuraya not düşelim de olayın ne kadar trajikomik olduğuna siz karar verin…

Dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral: “Karadeniz’e bir damla mürekkep düştü diye Karadeniz kirlenir mi?’ Radyoaktif çay daha lezzetlidir. Rusya’dan iyi bir şey gelmez. Ya komünizm, ya radyasyon.”

Dönemin Türkiye Atom Enerjisi Başkanı ise “Türkiye’ye ulaşsa bile etkilemez.”

Çevre ülkeler Türkiye’den fındık ve çay alımını durdurunca bazı yetkililer tarafından bu durum “Batı tezgahı” olarak nitelendirildi. Dönemin Çaykur Genel Müdürü: “Çay kaynatıldığında radyasyonun 5-6 kat düştüğünü” söyledi.

Radyasyon seviyesini gösteren sayısal değerler halktan gizlendi. Durumun gerekçesi ise panik yaratmamak için olduğu belirtildi. Kanser olguları ve ölümleri ile ilgili veriler düzenli bir şekilde kayıt altına alınmadı.

ÇERNOBİL İÇİN YENİ BİR STATÜ: TURİZME AÇILIYOR

Şimdi 33 yıl sonra tüm bu yaşanan felaketlerin ardından Çernobil ile ilgili hayati bir karar verildi. Yıllarca yasaklı bölge olarak anılan Çernobil Nükleer Santrali etrafı yeni bir statüye kavuşacak.

“Çernobil, Ukrayna için olumsuz bir şeydi şimdi bunu değiştirme zamanı geldi” diyen Ukranya Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, felaket alanının turistik bölgeye dönüştürmeyi öngören kararnameyi imzaladı.

Söz konusu kararnamede Çernobil’e giriş için turistlerin yaptıkları başvuruların üç gün içinde Ukraynalı memurlar tarafından incelenerek karara bağlanması ve girişi reddedilen kişilere de, red nedeninin açıklanması öngörülüyor. Kararname ayrıca, Çernobil bölgesine yeni giriş noktalarının kurulması ve mevcut olanların iyileştirilmesi, yeni yürüyüş alanları, yeşil alanlar oluşturulması ve mobil telefon ağının güçlendirilmesi çalışmalarını kapsıyor.