Ankara’da gezilmesi gereken 6 yer

Tarihi ilk çağlara kadar uzanan Başkent Ankara’da mutlaka görülmesi gereken, tarihi mekanlar ve müzeler.

1- Anıtkabir

Ankara dendiğinde ziyaret edilecek yerlerin en başında elbette Anıtkabir geliyor. Çankaya Anıttepe’de bulunan Gazi Mustafa Kemal’in ebedi istirahat yeri.

Anıttepe’nin eski adı, Anıtkabir yapılmadan önce gözlem istasyonu bulunması dolayısıyla Anıttepe’nin ismi Rasattepe idi. 906 rakımlı bu tepede, MÖ. 12inci yüzyılda Anadolu’da devlet kuran Frig uygarlığına ait tümülüsler yani mezar yapıları bulunmaktaydı. Anıtkabir’in Rasattepe’de yapılmasına karar verildikten sonra bu tümülüslerin kaldırılması için arkeolojik kazılar yapıldı. Bu tümülüslerden çıkarılan eserler, günümüzde Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmekte.

Anıtkabir’in inşası dokuz yıllık bir sürede dört aşamalı olarak 1953 yılında tamamlandı.
Anıtkabir’in içerisinde Mozolenin yer aldığı şeref salonun alt katında yaklaşık üç bin metrekarelik bir alanda Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi de yer almakta. Dört bölümden oluşan müzenin ilk bölümünde Gazi Mustafa Kemal’e ait özel eşyalar, ikinci bölümde Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’na ait tablolar, üçüncü bölümde Millî Mücadele ve yapılan devrimlerle ilgili ayrıntılı bilgiler, dördüncü bölümde ise Mustafa Kemal Atatürk’ün özel kitaplığına ait kitaplar sergileniyor.

İsmet İnönü ve dördüncü Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in kabri de Anıtkabir’de bulunmakta.

2- Cumhuriyet müzesi- İkinci TBMM binası

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda ikinci Türkiye Büyük Millet Meclisi binası olarak hizmet veren müze; Atatürk ilke ve devrimlerinin doğuşuna ve çok partili sisteme tanıklık edişiyle cumhuriyet gençliğine adandı. Bina, “Birinci Ulusal Mimarlık Akımı” öncülerinden mimar Vedat Tek tarafından, 1923’te Cumhuriyet Halk Partisi binası olarak inşa edildi. İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının meclise yetersiz gelmesi nedeniyle Atatürk’ün talimatıyla meclis binası olarak düzenlendi. 18 Ekim 1924’ten itibaren de meclis binası olarak hizmet vermeye başladı. Selçuklu ve Osmanlı bezeme motiflerinin yer aldığı tavan süslemeleri; kemer, saçak ve çinileriyle cumhuriyet dönemi mimarisini yansıtan bu yapı, işlevini 1960 yılında kadar sürdürdü.

Bu dönemde cumhuriyetin gelişimine, çağdaş yasaların çıkarılmasına, uluslararası antlaşma ve çok partili sisteme geçiş sürecine tanıklık etti. 1981 yılından itibaren Cumhuriyet Müzesi olarak hizmet veren binada; ilk üç cumhurbaşkanı dönemini yansıtan olaylar, fotoğraflar, cumhurbaşkanlarının özel eşyalarıyla ve dönemin meclisinde alınan karar ve kanunlar sergileniyor.

Bu eserler arasında Atatürk’ün 10. Yıl Nutku’nu okuduğu mikrofon da yer alıyor. Türkiye’nin ilk Çocuk Dostu Müzesi olan Cumhuriyet Müzesi’nde çocuklar için özel bir anlatım üslubu tercih ediliyor.

İşte il il Türkiye’nin müze ve örenyeri rehberi” başlığı altında ülkemizin 81 ilinde bulunan müzeleri sizin için bir araya getirmeye devam ediyoruz. Göz atmak için linke tıklayın.

3- Etnografya Müzesi

1930 yılından beri faaliyet gösteren Etnografya Müzesi’nde, Türk Sanatının Selçuklu Devrinden günümüze kadar devam eden örnekleri sergilenmektedir.

Ankara Etnografya Müzesi Ankara’nın Altındağ ilçesinde bulunmaktadır. Önceleri Arkeoloji Müzesi olarak kullanılması düşünülmüş, sonra Resim Heykel Müzesi olmasına karar verilmiş, açılış töreninden sonra bugünkü işlevine kavuşmuştur.

Ankara Etnografya Müzesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatlarıyla yapımına başlanan, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk müzesidir. İlkçağ’dan Cumhuriyet’e kadar olan dönemlerden özellikler taşıyan bina, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden izler bulunmakta. Müzede özellikle Anadolu etnografya ve folkloru, sanat tarihiyle ilgili eserleri içeren bir ihtisas kütüphanesi bulunmakta.

Mustafa Kemal Atatürk’ün naaşı 1953’de Anıtkabir’e nakline değin burada kaldı. Bu kısım halen Atatürk’ün anısına hürmeten sembolik bir kabir şeklinde korunmaktadır. Bina önünde yer alan ve Atlı Atatürk Anıtı ise Türkiye’nin ilk anıtı olma özelliğini taşımaktadır.

4- Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara Ulus ilçesi Atpazarı olarak adlandırılan semtte, Ankara Kalesi’nin dış duvarının güneydoğu kıyısında yeni işlev verilerek düzenlenmiş iki Osmanlı binasından oluşmakta. Bu yapılardan biri Mahmut Paşa Bedesteni, diğeri Kurşunlu Han’dır.1881 yılındaki yangından sonra terk edilen her iki yapı daha sonra Atatürk’ün isteği ile Anadolu’dan toplanan eserleri sergilemek amacıyla uzun yıllar süren yenileme çalışmaları sonucunda müzeye dönüştürülmüş.

1997’de “Avrupa’da Yılın Müzesi” seçilen ve kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde eserler, kronolojik olarak ayrılmış bölümlerde sergilenmekte. Üst salonda Paleolitik Çağ, Kalkolitik Çağ, Eski Tunç Çağı, Asur Ticaret Kolonileri Çağı, Eski Hitit ve Hitit İmparatorluk Çağı, Frig Krallığı, Geç Hitit Krallığı, Urartu Krallığı, ve alt salonda ise Çağlar Boyu Ankara ve Klasik Devirler bölümleri yer almaktadır.

5- Kuğulu park

Kavaklıdere mahallesi, Atatürk Bulvarı ile Tunalı Hilmi Caddesi arasında yer alan park Ankara’nın en ünlü yerlerinden. Parkın adı, kurulduğu yıllarda Viyana Belediyesi tarafından hediye edilen beyaz kuğulardan geliyor. Kuğulu parkın kuğularından üçü daha sonra Seymenler parkına nakledilmiş. Bu kuğular daha sonra değişik zamanlarda Kuğulu Park’a geri dönmek için uçarken yüksek binalara veya ağaçlara çarpma sonucu hayatlarını kaybetmiş. Park’ta hâlen bulunan kara kuğular Çin hükümetinin hediyeleridir ve Pekin’den gelmiş. Kuğulu Parkta parkın simgesi kuğularla birlikte 24 farklı kuş türü bulunmasının yanında doğal bitkiler içinde yer alan kavak, leylak, erguvan, çeşitli çalı gruplarıyla birlikte mevsimlik çiçekler de yer almakta.

Dilerseniz, kuğulu park ziyaretinizden sonra, Tunalı Hilmi Caddesi’nde mağazalara bakıp alışveriş yapabilir ya da kafelerde oturup kahvenizi içebilirsiniz.

6- Gordion Antik Kenti

UNESCO Geçici Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Türkiye’nin eski Gordion kenti, Anadolu tarihine fazlaca ışık tutmakta. Türkiye’nin başkenti Ankara’nın yakınında Polatlı ilçesine bağlı, Gordion antik kentinde bulunan Yassıhöyük köyü, 19uncu yüzyılda yapılan bir demiryolu inşaatı sırasında keşfedildi. Polatlı ilçesine bağlı olan Yassıhöyük Köyünde yer alan, Gordion Antik Kenti’nde “Tümülüs” denilen 128 adet irili ufaklı tepecikler bulunuyor. Gordion’un en önemli cazibe merkezlerinden biri olan Midas Höyük Tümülüsü, babası için Kral Midas tarafından yaptırılmış.

Gordion müzesi ve Tümülüs ören yeri: 1963 yılında bugün Yassıhöyük olarak tanınan 500 nüfusa sahip bir küçük köyün yanında kuruldu. Bugün Gordion Müzesi’nde kronolojik bir sergileme sunulmakta, her dönem karakteristik örneklerle temsil edilmekte.
Eski Tunç Devri eserleri, bunu takiben Kral Midas ile son bulan Erken Frig Dönemine ait eserler yer almakta. Bu eserler içinde Erken Demir Çağına ait el yapımı çanak-çömlekler, Erken Frig Çağına ait Demir aletler, tekstil üretim aletleri sergilenmekte. Müzenin son bölümünde ise ziyaretçiler Gordion kazılarında bulunan mühür ve sikke örneklerini izleme imkânı bulmakta.

Gordion Antik Kenti Efsanesi: Kente ait efsane Frigya Kralı Midas döneminde geçmektedir. Kral seçiminin yapılacağı sırada kentin ünlü alimi meditasyonlar yaparak bir kehanette bulunur. Kehanette kentin gelecekteki kralının samanlar yüklenmiş olan bir öküz arabasıyla kente gireceğini söyler. Bunu duyan şehir halkı geceyi uykusuz bekleyerek geçirir. İsmi Gordion olan bir çiftçinin samanını satmak için şehre öküz arabasıyla geldiğini görürler. Rivayet bu kişinin Kral Midas’ın babası olduğu yönündedir.
Halk kehanetin gerçekleştiğini görür ve Gordion’u kralları olarak ilan eder. Gordion kral olduktan sonra öküz arabasını şehirdeki en önemli olan tapınağa hediye eder. Gordion’un öküz arabasının önünde kör düğüm olmuş bir ipi çözemez ve halka “ kim bu düğümü çözerse ona hediyeler vereceğim” der. Binlerce yıl çözülemeyen bu düğümü küçüklüğünden beri Dünya’nın hakimi olma hayali kuran Büyük İskender’in kehaneti duyması üzerine çözdüğü düşünülmektedir.