29 Ekim için günübirlik ve konaklamalı tatil rotaları…

Tur rehberi Cengiz Harun Arıkan, 29 Ekim tatili için hem günübirlik hem de konaklamalı rota önerilerini sizler için derledi. İşte 29 Ekim tatili için farklı rota önerileri…

Cumhuriyet Bayramımız 29 Ekim 1923’te TBMM’nin Cumhuriyet yönetimini ilan etmesi ile 29 Ekim günü ülkemizde kutlanan en özel milli bayramımızdır.

28 Ekim Çarşamba öğleden sonra ve 29 Ekim Perşembe tam gün olmak üzere bir buçuk gün resmi tatildir.

29 Ekim tatilini ufak bir tatil kaçamağı olarak düşünenler için hem günübirlik hem de 29 Ekim tatilini hafta sonu tatili ile birleştirenler için konaklamalı rotalar alternatiflerini yazarımız Rehber Cengiz Harun Arıkan sizin için derledi.

İSTANBUL İÇİN GÜNÜBİRLİK YAKIN ÇEVRE GEZİ ROTALARI

1. MAŞUKİYE – SAPANCA VE ORMANYA

Maşukiye

“Ben çok yol yapmayayım; birkaç saat içinde kendimi şehir dışına atmak isterim” diyenler için en yakın rotalardan biri Maşukiye, Sapanca ve Ormanya.

İzmit il sınırları içerisinde gerek sırtını dayadığı Samanlı Dağları’nın bol oksijeniyle gerek harika doğası ve keyifli tesisleri ile Maşukiye İstanbul’un yanı başında doğa ile baş başa güzel bir kaçamak fırsatı sunuyor.

İstanbul’a 1 saat uzaklıkta güne Kartepe eteklerinde harika bir kahvaltı ile başlamak isteyenler için Maşukiye yanı başınızda.

Kahvaltı sonrasında ormanda kısa yürüyüşler yapabilir; ATV kiralayıp orman yolunda keyif sürebilir veya zipline aktiviteleri ile Sapanca manzarasına karşı tellerden kayarak veya tel üzerinde bisiklet sürerek üzerinde heyecan dolu dakikalar yaşayabilirsiniz.

Öğle yemeği servisinin de verildiği Maşukiye rotasında tavsiyemiz kiremitte alabalık ve Karadeniz usulü mıhlama. Tabi Sapanca Gölü manzaralı Kartepe Cam Teras mutlaka görülmesi gereken noktalardan biri.

OKUMA ÖNERİSİ: Türkiye’nin manzarası muhteşem 9 Cam Seyir Terası

Ormanya

İzmit’te 2 bin dönümlük arazi üzerine kurulmuş Ormanya, özellikle çocuklu aileler için masal kitaplarından çıkmışçasına fantastik bir park.

Küçük bir hayvanat bahçesi ve doğal yaşam alanları içerisinde ala geyikten deveye, kara koyunlardan kangurulara, rakunlara sürüngenlere ve yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapıyor.

Evcil hayvan bölümündeki tavuk, horoz, tavşan gibi hayvanlar yürüyüş yolunda ziyaretçilerle birlikte serbestçe geziyor. Gökyüzüne uzanan onlarca ağaç arasında sincaplar saklambaç oynamaktalar.

Hayvan dostlarımızı görebileceğimiz son bölüm ise devasa bir alan içerisinde serbestçe dolaşan yılkı atları, pek insana yanaşmasalar da özgür ruhlarını insana yansıtabiliyorlar.

Hayvanat bahçesi gezisi sonrasında sizi fantastik Hobbit Evleri karşılamakta. Yan yana ve rengarenk tamamen ahşaptan bir kısmı toprak altında inşa edilmiş bu evleri hayal ile gerçeğin tam anlamı ile buluşması.

Tartışmasız Ormanya’nın en talep gören bölümü… İçinden Şirinler mi çıkacak Hobbitler mi bilmem ama Hobbit Evleri ülkemizdeki en başarılı temalı parklardan biri olan Ormanya içerisinde mangalsız piknik alanları, yürüyüş yolları ve ufak kafeleri ile misafirlerine büyüleyici anlar yaşatıyor. Yemek için yanınıza bir şeyler getireceğiniz gibi Ormanya içerisinde aperatif yiyecekler sunan kafe ve restoran da mevcut.

Sapanca Gölü

Sapanca Gölü her zaman huzurun ve dinginliğin adresi olmuştur. Kahvaltı ve öğle yemeği için göl kıyısında harika güzel kafeleri ve restoranları bulunan Sapanca Gölü kıyısında keyifli yürüyüşler yapabilir. İzmit Körfezi’nin parçası iken heyelanlar sonucunda göl haline gelen Sapanca fazla sularını önce Sakarya Irmağı’na oradan da Karadeniz’e döken enteresan bir yapısı bulunmakta.

Sapanca Gölü kıyısında nostaljik faytona binebilir veya Sapanca Gölü’nde ufak teknelerle hatta deniz bisikletleri ile keyifli turlar yaparak gönlünüzce vakit geçirebilirsiniz.

2. POLONEZKÖY

İstanbul’un yanı başında İstanbul’dan kaçış için eşsiz bir fırsat. Osmanlı Dönemi’nde Polonyalıların kurmuş olduğu Polonezköy günümüze kadar güzel mimarisi ile gelebilmiş.

Beykoz ormanlarında yer alan onlarca kır bahçeleri içerisinde bulunan restoranlarda köy kahvaltısı çok talep görmekte. Her sene sonbaharın bize bir tablo gibi çizdiği kızıldan kahverengiye yeşile rengarenk yaprak tonları arasında romantik güzel yürüyüşler yapabileceğiniz orman yolları dışında köy içerisinde doğal yumurta, ev reçelleri ve taze süt bulabilirsiniz.

Öğle yemeğini Polonezköy’de düşünüyorsanız daha çok et mangal üzerine hem açık hem kapalı mekan olan bir çok seçeneğiniz var.

Polonezköy’e gidip Polonya mimarisini görmeden olmaz. Günümüze kadar gelen Polonya evlerinin içinde en ünlüsü 1882’den beri ayakta duran Zosia Teyze’nin Anı Evi mutlaka görülmeli ve gezilmeli.

POLONEZKÖY İÇİN MEKAN ÖNERİLERİ

Polonezköy’de bir restorandan daha fazlası: Leonardo

İstanbul’un en keyifli kaçış rotası: Riva’s Club

3. BÜYÜKÇEKMECE

İstanbul’un Avrupa Yakası’ndaki bir sahil kasabası konumunda bulunan Büyükçekmece, uzun sahili, tarihi yapıları, göl kıyısındaki kültür parkı ve balık restoranları ile İstanbullulara nefes alacak fırsat.

İstanbul’un en uzun trafiğe kapalı deniz kenarı yürüyüş yoluna sahip Büyükçekmece sahilinde sonbaharın tadını çıkarabilirsiniz.

Deniz kenarında kahvaltınızı sahildeki birçok restoranda alabileceğiniz gibi parklarda bulunan kamelya ve localarda kendi hazırladığınız kahvaltınızı yapabilirsiniz.

Göl boyunca Mimar Sinan eserlerinden Kurşunlu Han olarak bilinen kervansarayı, yekpare taştan örülmüş minaresi ile Sokullu Mehmet Paşa Camii ve Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü gibi 500 yıllık Osmanlı yapılarını görebilirsiniz.

Kültür park içerisinde bulunan Diyarbakır, Kıbrıs, Malatya, Ürgüp, Trabzon, Tokat gibi onlarca yöre evinde yöresel yemekler yiyebilir  veya göl başındaki restoranlarda akşam günbatımı göl manzarası ile et veya balığınızı yiyebilirsiniz.

4. ÇATALCA VE KÖYLERİ

İstanbul’dan çıkmadan köy hayatını bir gün de olsun yaşamalıyım diyorsanız tercihiniz kesinlikle Çatalca olmalı.

İstanbul’un Avrupa Yakası’nda bir ucu Karadeniz’e dayanan Rumlardan kalan köyleri doğal ve tabi güzellikleri ile Çatalca bozulmamış bir kasaba havasında.

Köy kahvaltısı için o kadar çok seçeneğiniz var ki, işin güzel tarafı hepsi köylüler tarafından üretilen doğal ürünler.

Güzel bir kahvaltı sonrası Çatalca merkezde bulunan Mübadele Müzesi mutlaka gezilmeli, tabi zamanında Rumların haç çıkarma ayini yaptığı Topuk Çeşmesi ve Rumlardan kalan evler görülecek diğer güzellikler.

Birçok köyü var Çatalca’nın ama hem piknik yapabileceğiniz hem de 1400 yıllık kalıntıları görebileceğiniz Kemal Sunal’ın Salako filminin de çekildiği İnceğiz’i ve İnceğiz Mağaraları’nı sakın atlamayın.

Her bir köyünde ayrı bir hikaye var Çatalca’nın… Mübadele sonrası Atatürk’ün Annesi Zübeyde Hanım’ın akrabalarına ev sahipliği yapmış olan Akalan Köyü, et restoranları ve Kahraman Dere gibi doğal su kaynakları ile meşhur.

Bolca temiz hava ve doğal ürünler bulacağınız Çatalca’dan manda sütü, manda sütünden yapılmış süt ürünleri, taze köy yumurtaları ve organik sebzelerden almadan dönmeyin sakın.

5. UÇMAKDERE – HOŞKÖY

Yanı başımızda pek uğramadığımız Tekirdağ’ın el değmemiş sahil kasabaları esasında Hoşköy, Mürefte ve Şarköy…

Sabah yola çıktık mı Kumbağ üzerinden 1.5 saatte Uçmakdere’deyiz… Marmara Denizi’nin en güzel noktasında Uçmakdere’nin bakir kumsallarında veya deniz kıyısında yazlık salaş bir restoranda yamaç paraşütlerini yapanları izleyerek kahvaltınızı yapabilirsiniz.

O güzelim koyları gördükçe daha önce niye gelmedik diyeceksiniz kendinize. Kahvaltı sonrası Hoşköy’de Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılan Hora Deniz Feneri ile güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Köyün sokaklarında gezerken Rumlar’dan kalan evleri, eski şaraphaneleri hatta eski zeytinyağı fabrikalarını bile görmeniz mümkün. Hala üzüm bağcılığı zeytincilik en önemli gelir kapısı.

Balıkçılığı unutmayalım tabi… Öğle yemeğinizi hiç düşünmeden balıktan yana kullanmalı Hoşköy’de yanına bir de Hoşköy zeytinyağından salata kondurdunuz mu sizden keyiflisi olmaz.

Sıcak kanlı insanları Rumlardan taş evlerde sakin ve mutlu bir hayat sürmekteler. Bence bir günlükte olsa bu mutluluğa ortak olmaya değer.

6. KIYIKÖY

İstanbul’un yanı başında Kırklareli ilinin Karadeniz’e kıyısı olan bu şirin ama kartal yuvası şeklinde inşa edilmiş olan Kıyıköy doğal güzellikleri kadar tarihi güzellikleri ile de beğeni topluyor.

Geçimini ormancılıktan ve balıkçılıktan sağlayan köy son dönemlerde özellikle İstanbul’dan gelen ziyaretçiler tarafından çok beğeniliyor. Köyün batısından Karadeniz’e akan Papuç Deresi yanına kayalar oyularak inşa edilmiş Aya Nikola Manastırı en çok ilgi çeken yerlerden biri.

Roman dostlarımız gırnata ile karşılıyorlar misafirlerini bir yandan da manastırı anlatıyorlar. Köyün içerisinde Rumlardan kalan kilise günümüzde Kıyıköy Cami olarak hizmet vermekte. Bizans İmparatorluğu’ndan kalan surlar epey yıpranmış. Köyün içinde bolca Rum binalarını görüyoruz.

Limana indiğimizde köyün doğu tarafından Karadeniz’e akan Kazan Deresi ile karşılaşıyoruz. Bu sayede bolca balık avlanabiliniyor. Kıyıköy’ün meşhur balığı kalkanı tatmadan gelmeyin. Fiyatları İstanbul’a göre epey ucuz.

Tabi Trakya’nın her ilinin meşhur köftesi burada da var manda yoğurdu ile servis ediyorlar. Günü limanda Karadeniz’in hırçın dalgalarına karşı çay ve kahve keyfi ile bitirmenin keyfi size ayrı bir huzur katacak.

KONAKLAMALI 29 EKİM ROTALARI

1.SAFRANBOLU – AMASRA

Şehirden çıktın mı dünyam değişmeli ne bina görmek istiyorum ne de alışveriş merkezi diyen okurlarımız için Safranbolu size bambaşka bir dünya sunacak.

Her biri 300 yaşından büyük ahşap Osmanlı evleri ile arastaları, tarihi camileri ile Safranbolu, tam bir Osmanlı kasabası.

Öncelikle Hıdırlık Tepesi’nden bakmalı birbirinin güneşini kesmeyen saygılı evlere sonra yavaş yavaş vadinin içine girmeli, İzzet Mehmet Paşa Cami, Kaymakamlar Gezi Evi, Demirciler Arastası, Cinci Hanı derken atın kendinizi Yemeniciler Arastası’na hem yemeni (deriden yapılan ayakkabı) yapılışını öğrenin hem kahvenizi yudumlayın arastanın kahvesinde.

Soluklandık mı doğru Saat Kulesi’ne çıkıyoruz Safranbolu’yu bir de başka tepeden seyir eyleyelim. Saat Kulesi’nin yanı başında eski cezaevi var günümüzün Safranbolu kültürünü anlatan çok özel müzesi.

Açıktınız mı seçenek çok Kuyu Kebabı’ndan Şehzade Pilavı’na, Bükme’den Güveç’e seçenek çok ama bölgeye adını veren safranlı zerde tatlısını yemeden olmaz. İçecek olarak da Safranbolu’nun Bağlar Gazozu’nu içiyoruz. Ama yayık ayranı mı gazoz mu derseniz ben arada kaldım.

Çarşıda ahşap ürünlere bakıp dolaşırken esnaf çok ikram sever bolca lokum tattırıyorlar çifte kavrulmuşu, güllü lokumu derken en özeli tabi safranlı olanı.

Konaklamak için tabi ki tarihi konaklar çok talep görüyor önceden yer ayırtmalısınız. Konaklar 6 veya 8 odalı güzel işletmeler tabi Safranbolu’da çok güzel oteller de var tercih size kalmış.

İkinci gün Yörük köyüne bir uğrayın Safranbolu’ya 20 dakika mesafede ama Safranbolu’nun minyatürü bir köy, Sipahioğlu Konağı’nı mutlaka gezin. Yüzlerce yıllık konak, yedinci kuşak konağı yıkmak yerine bölüşmüş Ali Abi selamlık tarafını, Filiz Teyze ise harem tarafını almış. İki tarafta gezilmeli özellikle Filiz Teyze yaptığı şakalarla bizi kırıp geçiriyor. Yörük köyünde peşine tarihi çamaşırhaneye gidiyoruz. Kadınlar rahat çamaşır yıkasın diye yapmışlar. Her şey düşünülmüş köyde. Köyde teyzelerin açtığı ev Baklavalarımızı yiyip yola çıkıyoruz.

İstikamet Amasra.

Yolda Tokatlı Kanyonu’nu görebilmek için Cam Terası aman pas geçmeyin manzarası müthiş. Amasra yolu sizleri büyüleyecek ağaçlardan yapılmış tüneller içerisinde yeşilin her tonu görerek varacaksınız.

Önce Bakacak Tepesi’nde durmak lazım Fatih Sultan Mehmet’in dediği gibi “Lala, Lala Çeşm-i Çihan bura mı ola?” diye haykırmalı. (Dünya’nın gözü bura mı? diye sormuş Lalası’na Fatih Sultan Mehmet) Amasra Bartın’a bağlı Karadeniz sahil kasabası.

Kale Mahallesi, kale kalıntıları, Sorma Gir Kapısı, görülmeli ve tabi ki Amasra’nın balığı doyasıya yemeli.

Çarşı içinde Galla Pazarı yani kadınların ürünlerini sattığı pazar kadar taze sebze bulamazsınız. Hatta peynir, tereyağ ve turşuları pek leziz. İddia ediyorum ki bu tatille siz de tazelenmiş olarak döneceksiniz evinize.

2. CUNDA – AYVALIK – ASSOS

Yaz bitmiş olsa dahi bana göre sonbaharı yaşayabileceğiniz en özel yerdir Kuzey Ege rotası. Bir yanı zeytinyağı bir yanı deniz kokulu memlekettir.

Sabah erken çıktınız mı öğle yemeğine Ayvalık’ta olmamak içten bile değil. Ayvalık tostu ile başlamalı güzel bir çay eşliğinde karşında deniz manzarası iki martı da eşlik eder ise sana, ne gerek dünya malına…

Rumlardan kalan hayat sanki devam ediyor burada zeytin zeytinyağı balık mezeler…

Bolca gezin Ayvalık sokaklarını her köşesi ayrı cezbedecek sizi ama gün batımını Şeytan Sofrası’na bırakın… Güneş en güzel orda batar. Sırtınıza bir yelek elinizde sıcak bir çay ile Midilli Adası’nı seyredin göz alıcı kızıllık ile…

Akşama Cunda Adası’na sözümüz var, gün boyu harika mezeler hazırlamışlardır bize kapariler, kabak çiçeği dolmaları, börülceler ve tabi papalina balığı mevsimi geçti ama yine de gönlüm ondan yana. Tatlı için sabırsızlanmayın kavun içine dondurma dolduruyorlar hem de sakızlı yanında İzmir Lokması hediye bu kadar lezzet üzerine biraz yürüyüş gerek.

Taksiyarhis Kilisesi gecede ışıl ışıl… Cunda sokakları her mevsim çok keyifli olmuştur zaten. Konaklamak için seçenek çok ama hazır sonbaharda isek bir de termal su eklesek tatilimize. İşte bu yüzden çok seviyorum Kuzey Ege’yi ne istesem yok demiyor.

Sabah Kaz Dağları’ndan gelen oksijen ile çok dinç kalkacaksınız. Biraz havuz biraz keyif derken yola çıkma vakti dileyen tüm gün Kaz Dağları’nda jeep safari gibi harika bir etkinlikte yapabilir. Yalnız oksijen çarpmasına ve vadiye gönlünüzü bırakmamanıza dikkat edin.

Tahtakuşlar Müzesi ülkemizde Yörük kültürünü anlatan çok özel bir müze içinde dev kaplumbağa tahnitleri bulunmakta. Zamanınız varsa Adatepe Köyü’nde asırlık çınarlar altında şifalı bir ada çayı içilmeli hatta Zeus Atları’ndan Edremit Körfezi’ne bakmalı.

Yolumuz kekik kokulu şehir Assos. Antik kent yıllara meydan okumakta ya antik limana ne demeli? Çok güzel taş oteller var; bir gece de burada mı kalsak? Uyandığında odasının camından antik limanı görmek isteyenler için harika fırsat. Bu kadar güzel olmasa Antik Çağ’da Aristo felsefe okulunu kurmak için Yunanistan’dan buraya gelmezdi sanırım.

Assos’un o kekik ve iyot kokusunu içinize bolca çekip öyle ayrılacaksınız Kuzey Ege’den tabi ilk fırsatta yine gelmek ümidiyle…

4. CUMALIKIZIK – ULUDAĞ – BURSA

Kahvaltınızı bir Osmanlı köyünde yapmak istiyorsanız rotamız Bursa’nın Cumalıkızık Köyü olmalı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Cumalıkızık Köyü’nün meydanına varmamız ile köye ısınmanız aynı anda olacak.

Tarihi Osmanlı evleri sizi kucaklarken içinizin sindiği bir kahvaltı evine girin, el açması gözlemeler ve ev yapımı reçeller favoriniz olacak.

Kahvaltı sonrası köyü sokaklarını en önemlisi Cin Aralığı Sokağı’nı bulun, bolca alışveriş yapabilirsiniz köylü teyzelerimiz her şeyi üretmiş reçeller, marmelatlar hep el emeği.

Köyden ayrılıp Uludağ’a doğru çıkıyoruz.

Sonbaharda ne işimiz var demeyin kar altında göremediğimiz güzellikleri sonbahar ve tabiat ana bize cömertçe sunuyor. Artık ağaçlar sadece yeşil değil kızıl, kahverengi, sarı, rengarenk. Yolda birçok tesis var birine girip doyasıya Bursa’yı seyrediyoruz. Güzel kuzu çevirmeciler var. Yemek sonrası ormanda bir yürüyüş ve dağ havası tüm yorgunluğu atıyor. Konaklamak için Bursa sınırsız seçenek sunuyor bize. İçlerinde butik oteller, zincir oteller ve tabi termal oteller de var.

Uludağ’ın eteklerinde uyanmak enerji veriyor insana. Bursa’yı gezmek lazım önce Tophane’den Bursa’yı seyredelim Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin türbeleri gün içinde ziyarete açık. Bursa yürüyerek daha güzel geziliyor.

Tophane’den sonra Kapalıçarşılar ve tabi Ulu Cami içerisi hat sanatları müzesi gibi harika ve etkileyici. Yanı başındaki Koza Han’a giriyoruz meydanda onlarca çay ocağından sahlep söyleyip keyifle içiyoruz.

Bursa müzeleri ve tarihi zenginlikleri ile zengin bir şehir. Yeşil Cami, Yeşil Türbe, Emir Sultan Cami, Tarihi Irgandı Çarşısı, Şehzade Mustafa Cami gibi Osmanlı eserleri yanında Merinos Tekstil ve Sanayi Müzesi, Enerji Müzesi, TOFAŞ Arabalar Müzesi, Bursa Bıçak Müzesi gibi birçok değerli müzeye ev sahipliği yapıyor.

Doyasıya müzeleri gezdikten sonra hazır Bursa’ya gelmişken Bursa İskender Kebabı’nı yemeden olmaz. Özel dönerden yapılan İskender Kebabı bol tereyağı ile servis ediliyor, Bursa’da İskender’in üzerine bana göre en güzel tatlı tabi ki Bursa’nın Kestane Tatlısı doyasıya yiye bilirsiniz. Sevdiklerinize götürmeyi unutmayın.

4. HER ZAMAN SICAK ANTALYA

Yaz tatili deyince hep aklımıza gelir Antalya, peki ya sonbaharda nasıldır?

Antalya’yı keşfetmek ve ılık bir esinti ile Akdeniz sahillerinin tadını çıkartmak istiyorsanız işte tam zamanı.

Türkiye turizminin başkenti Antalya bize o kadar seçenek sunuyor ki, ama en keyiflilerinden biri Toros Dağları’nın doğal bir harikası Köprülü Kanyon’unda yapılan rafting. 7’den 77’ye her yaştan insanın rahatça yapabileceği rafting turları yaklaşık 2.5 veya 3 saat sürüyor. Buz gibi suda birbirine su atarak, yarışarak ufak düdenlerden heyecan ile geçerek süren bu keyifli aktivite katılan misafirlerine unutulmaz dakikalar yaşatıyor. Antalya’ya gelmişken mutlaka bu heyecan yaşanmalı.

Antalya deyince aklımıza tabi hemen meşhur köftesi ve piyazı geliyor. Özellikle güzel pişmiş ızgara köftesinin yanında servis edilen tahinli piyazı farklı tadı ile çok beğeniliyor. Antalya merkezde Kale Mahallesi ve Liman mutlaka gece gözüyle bir daha görülmeli. Çarşı içinde biraz alışveriş keyfi iyi gelecektir.

Antalya’ya gelmişken bir gününüzü Antik Çağlar’da Olympos Dağı olarak da bilinen Tahtalı Dağı’na çıkmak için zaman ayırmak gerek. Yaz ayların da bile serin olan Torosların Beydağları bölgesinin zirvesine yani 2365 metre yüksekliğe, 4350 m. uzunluğunda 30 kişilik kapasiteli kabinlerle çıkılıyor. Bu güzel teleferik yolculuğundan sonra yaşayabileceğiniz iki atmosfer var. Gün bulutlu ise, gökyüzünde bulutların üzerinde uçuyorcasına keyif alacaksınız ama eğer gökyüzünde bulutsuz bir hava var ise Kemer’den Çıralı’ya muhteşem bir manzarayı seyrediyor olacaksınız.

Gökyüzündeki bu keyifli dakikalardan sonra harika denizi ile Çıralı Sahilini unutmamak gerek. Ufak ama şirin restoranlar güzel gözleme yapmakta. Çıralı’ya gelmişken Yanartaş’ı unutmamak gerek kesinlikle. 700 metre yürüyüşle 180 metre yükseklikteki Yanartaşlar’a ulaşabilirsiniz. Yanartaş’ın ateşinde yanında sucuk getirip pişiren de var, marş melov kızartan da… Ama Yanartaş’ta gün batımı en keyiflisi olacaktır sizin için.

Bolca deniz havası almak ve harika sularda yüzmem gerek diyenler için Kemer tekne turlarının tadı bambaşka. Saat 9 gibi başlayan tekne turu Çamyuva, Tekirova, Phaselis, Çıralı ve Olimpos sahillerinde verdiği molalar ile hem denizin tadını en güzel bir şekilde çıkarabilirsiniz hem de o harika Akdeniz kıyılarımızı sahilden tanıma fırsatınız olacaktır. Balık, makarna, tavuk gibi tekne şartlarında hazırlanabilen öğle yemeği seçeneği de olan bu güzel tekne turları genellikle saat 5 gibi güzel anılar ile sona ermekte. Deniz kum ve özel koylarda yüzmek isteyenler için müthiş fırsattır her zaman tekne turları…

“Ben daha çok seyyahım; tarihi keşfetmem gerek” diyorsanız, Antalya yine doğru tercih olacaktır.

Perge Side, Silyon, Olimpos, Phaselis ve onlarca antik kenti saatlerce gönlünüzce gezebilir, Anadolu’da antik tiyatrolar içerisinde günümüze en iyi şekilde gelebilmiş olan Aspendos Antik Tiyatrosu ziyaret edebilirsiniz.

Antalya merkezde bulunan Yivli Minare Cami, Kesik Minare Cami, Mevlevihane Müzesi gibi İslam eserlerinin yanında, İlk Çağ’dan Osmanlı eserlerine kadar yüzlerce eseri içinde bulunduran Antalya Arkeoloji Müzesi tarih severler için doğru bir seçim olacaktır.

Eğer bir doğa tutkunu iseniz Antalya’da Torosların eteklerinde trekking turlarına katılabilir, ilk insanların yaşam izlerini gördüğümüz Karain Mağarası, astım hastalarına iyi gelen Damlataş Mağarası ve içinde ufak bir göl bulunan Dim Mağarası’nı gezebilirsiniz. Tabi Kurşunlu Şelalesi, Düden Şelalesi ve Manavgat Şelaleleri’ni gezip; suyun rahatlatıcı özelliği ile huzur bulmuş olarak tatilinizi geçirebilirsiniz.

5. GİZEMLİ VE EĞLENCELİ FETHİYE

Yaz aylarında olduğu kadar sonbaharda da Fethiye eğlenceli ve keyifli olmuştur. Harika plajları birçok aktiviteleri ve tabi güzellikleri ile Fethiye 29 Ekim tatilinizi harika geçirebileceğiniz en iyi rotalardan biri.

Eğer Fethiye’yi seçtiyseniz tatil olarak, mutlaka bir gününüzü 12 Adalar turuna ayırmanız gerekir. Saat 9’da Fethiye Limanı’ndan çıkan gezi tekneleri, gün boyu Katrancı Adası, Kızıl Ada, Göcek Koyu, Bedri Rahmi Koyu, Akvaryum Koyu, Tersane Adası ve Yassıca Adalar gibi Akdeniz’in en temiz denizine girebileceğiniz koylarında vereceği yüzme molaları, öğle yemeğinde sunduğu mangalda pişen balık ve tavuk seçenekleri ile tatilinizin en keyifli noktası olacaktır.

Tabi tekne turu deyince Kelebekler Vadisi tekne turunu unutmamak gerek. Belcekız Plajı’ndan kalkan tekneler sizi büyüleneceğiniz Kelebekler Vadisi’ne götürecektir. Mevsim itibari ile kelebek göremeseniz de harika bir vadi ve güzel bir deniz molaları ile anılarınızda yerini alacaktır.

Ben denize plajdan girmek istiyorum derseniz inanın o kadar çok harika seçenekleriniz var ki… Bunlardan İztuzu Plajı’nı en başa yazmak gerekir. Köyceğiz Gölü’nün Dalyan kanalında pancar motorlu kayıklar ile Kral Kaya mezarlarını görerek sazlıklar arasında yapacağınız keyifli bir 40 dakikalık yolculuk sonrası caretta carettaların yumurtalarını bıraktığı o harika kum İztuzu Plajı’na ulaşabilirsiniz. Veya plaj tercihinizi önce adranalin dolu bir yamaç paraşütü yapıp, peşine isterseniz Belce Kız Plajı’ndan yana kullanmak isterseniz Ölüdeniz’den yana kullanıp denizin tadını çıkarabilirsiniz. Bir diğer seçeneğiniz ise uçsuz bucaksız bakir ve incecik kumları ile Patara Plajı. 12 kilometrelik plajı aynı zamanda İztuzu Plajı gibi caretta carettaların yumurtlama alanı. Gün boyu deniz güneş ve kum banyosu yapacağınız Patara Plajı’ndan ayrılmak istemeyeceksiniz.

Tabi ki eğlence ve heyecan arayanlar için Fethiye, jeep safari turları tam size göre, saat 10 gibi üstü açık jeeplerle başlayan safari gün boyu, jeepler ve köylüler arasında yaşanan su savaşları ile çok eğlenceli geçiyor. Jeep safari turunun eğlenceli bir başka etabı ise Saklıkent Kanyonu ve Gizlikent Şelalesi. Bu iki rotada belinize kadar su içerisinde suya düşmeden yürüyüp büyüleyici bir şelale ile muhteşem bir kanyona ulaşıyorsunuz.

Tabi ki teller üzerinde yerden metrelerce yükseklikteki yapmış olduğumuz adrenalin dolu zipline ve Karaçay üzerinde yapacağınız eğlenceli “bingo rafting” keyfinize keyif katacak.

Jeep safarinin son noktası ise çamur banyosu, size harika anılar ile dönmenizi sağlayacak. Günü sadece gün ışığı olarak değerlendirmek istemeyenler için Fethiye sahilde canlı müzik yapan kafe ve restoranların dışında Fethiye Paspatur Çarşısı otantik dükkanları, balık pazarı ve eğlence merkezleri görülmesi gereken yerlerden biri olarak sizleri bekliyor.

Rehber Cengiz Harun Arıkan’ın kaleminden sakin şehirler: Cittaslow rotası