Restoran ve kafeler için pandemi sonrası pazarlaması

Yaz sezonu geldi çattı. Turizm ve yiyecek & içecek sektörü, pandemi süresince oluşan maddi ve manevi zararlara bir nebze olsun merhem olabilecek yaz sezonuna kilitlenmiş durumda. Sektör yatırımcılarının yaz sezonundan ümitli olduğunu bizzat biliyorum. Ne var ki, mevcut belirsizlik ikliminden ötürü beklenen hareketliliğin oluşmayacağı tahmininde bulunanların da sesi azımsanamayacak kadar gür.

Ne olursa olsun, yaz sezonunun bugünden daha hareketli ve kazançlı geçeceği kesin. Bu yüzden, hazırlıkları şimdiden yapmak gerek! Bu hazırlıkların özellikle bu sezon tüketiciye doğru anlatılması ise oldukça mühim…

Covid-19 pandemisi yalnızca maddi zararlarla yıkıcı etkilerini hissettirmedi. Tüketici algısındaki imaj ve itibar zedelenmesini de hesaba katarsak fatura oldukça kabarık. İşte tam da bu yüzden etkili pazarlamaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

PEKİ BU DÖNEMDE PAZARLAMA NASIL YAPILMALI?

Tüketici nezdindeki imaj ve itibar zedelenmesinden bahsettik. Öncelikle buna yol açan etmenleri bir bir incelemeli ve ortadan kaldırmalıyız.

Araştırmalara göre tüketicinin konaklama ve ağırlama işletmelerinden beklentileri Güvenlik, Hijyen, Huzur ve Kalite kavramları etrafında şekilleniyor. Bu kavramları pandemi döneminde oldukça artan uygun fiyat kaygısı ve şeffaflık ihtiyacı takip ediyor. Bu kavramları iyice düşünüp bunlar etrafında kuracağınız bir pazarlama stratejisi, istediğiniz sonuçları almanıza yardımcı olacaktır.

Öncelikle bu kavramları işletmeniz için ‘gerçek’ kılmalısınız. Kimse tutamadığınız sözler ve vaatler vermenizi hoş karşılamaz. Özellikle 21. yüzyılın bilinçli tüketicisi bu hatayı asla affetmeyecektir. Bu yüzden bahsettiğimiz bu kavramlar üzerine yoğunlaşıp onları uygulanabilir iş modelleri haline getirmelisiniz. Bunu yaptıktan sonra iş, tüketiciye tüm bunları nasıl aktardığınıza bakıyor.

Öncelikle markanızın iletişim dilini belirlemelisiniz. Dağınık, ne dediği belli olmayan bir dil pek etkileyici olmayacaktır. Pandemi koşullarını ve tüketicinin çekincelerini de göz önüne alarak bir iletişim dili belirlemeniz yararınıza olacaktır. Temel soru şu: misafirinize nasıl hitap edeceksiniz? Bunu yapabilmek için elbette muhatabınızı da tanımanız gerek!

Okuma önerisi: Yiyecek & içecek işletmelerinde etkili fiyatlandırma ve satış planı

TÜKETİCİYLE TEMAS KURMAKTAN ÇEKİNMEYİN!

Unutmayın, pandemi dolayısıyla misafirlerinizin aklında birçok çekince ve soru işareti var. Bunları, sunduğunuz değer önerileriyle nasıl aştığınızı ve kendileri için en konforlu ortamı yarattığınızı anlatmalısınız. Bu yüzden onlarla temasa geçmekten çekinmeyin. Sosyal mecralar, arama motorları, içeriklerinize yapılan yorumlar… Bunların her biri, misafirlerinize kendinizi anlatmak için size fırsatlar sunan araçlar. Öncelikle buralara yoğunlaşarak başlayın. Kampanyalarınız, değer önerileriniz, benzersiz ürün ya da fırsatlarınız… Pazarlama kampanyanızla ilgili ne kadar iş aracınız varsa hepsini doğru ve anlaşılabilir şekilde dijitale taşıyın! Gelen yorumları dikkate alın ve misafirlerinizle birebir iletişim kurma fırsatını asla kaçırmayın. Yapılan araştırmalara göre tüketicilerin yüzde 61’i, pandemi döneminde kendileriyle temasta kalan markaları daha çok hatırlıyor ve o markalardan daha çok satın alım yapıyor.

ÇEVRİMDIŞI KANALLARI ATLAMAYIN

Dijital kanalların ne kadar büyük fırsatlar içerdiğini hepimiz biliyoruz. Fakat buna odaklanırken daha geleneksel metotları es geçmek olmaz.

E-posta, sms, arama gibi kanalları kullanarak misafirlerinizle iletişim kurabilirsiniz. Özellikle arama kısmı biraz zahmetli görünse de bu kanalları kullanarak iletişim kurmak avantaj sağlar.

Özellikle pandemi döneminde müşteri sirkülasyonunun az olduğu bir gerçek. Pasta oldukça ufak. Dolayısıyla bulunduğunuz muhite misafirlerinizi çağırmak eskisinden daha zor. Evet, paket servis uygulamalarıyla misafirlerinize ulaşmanız mümkün. Fakat özellikle merkez lokasyonlarda ayağınıza kadar gelen gündelik müşteriler de var. Onların ilgisini çekmek ve sizden haberdar olmalarını sağlamak için biraz bu tarafa da eğilmelisiniz. Mekanınızın civarında dolaşan potansiyel müşterilerinizin karşısına çıkmak için yollar aramalısınız. Bunu el ilanları, duvar yazıları, afiş ve broşürler, kuracağınız stantlar gibi araçlarla sağlayabilirsiniz. Fakat normal zamanlardan farklı olarak önceliğinizin müşterilerinizle temas kurmak olduğunu unutmayın. Bu yüzden bu araçları kullanırken marka dilinize ve sunduğunuz değer önerilerine uygun süreçler uygulamalısınız.

Okuma önerisi: Koronavirüs yiyecek & içecek sektöründe neleri değiştirecek? İşletmeler nasıl ayakta kalacak?

MUTLAKA BİR PLAN ÇERÇEVESİNDE İLERLEYİN

Sıkça yapılan hatalardan biri, satışları artırmak için genel geçer metotları bilinçsiz ve plansızca deneyip sonuç almayı beklemek. Sizin gibi düşünen on binlerce rakibiniz olduğunuzu asla atlamayın. Sıradan yöntemleri plansızca kullanarak kendinizi misafirinizin aklında bulmayı beklerken kullanışsız araçlar çöplüğünde bulacaksınız. Bu yüzden pandeminin gerçeklerini anlamalı ve misafir beklentilerini iyi okumalısınız. Normal dönemde yapacağınız pazarlama operasyonlarından farklı olarak bu dönemde tüketiciyle iletişim kurmak, ona güven aşılamak ve çekincelerini anlayarak ortadan kaldırmak gibi sorumluluklarınız var. Bu yüzden atacağınız her adımı tüketiciye odaklanarak planlamalı ve beklentileri karşılamaya yönelik atmalısınız.

Konuyu, teknik boyutlarıyla sizi boğmadan temel dinamikleriyle anlatmaya çalıştım. Pazarlama ve pandemi sonrası atılacak adımlar sayfalarca yazsak da bitmeyecek uzunlukta konular. Fakat özellikle pandemi sonrasında pazarlama yaparken yukarıdaki önerilere göz atmanızda fayda görüyorum.

Yiyecek & İçecek işletmeleri için pazarlama, sanıldığından çok daha karışık. Verdiğiniz her ürünün ve hizmetin katma değerli olması gerektiğini; perakendeci olmadığınızı ve bu konuda çok başka süreçlerin olduğunu asla unutmayın.

Ayrıca; bu konuda profesyonel destek almak için Second Restoran Danışmanlık’ın verdiği hizmetlere göz atabilirsiniz.

Mustafa Oğuz‘un önceki yazılarını okumak için linke tıklayın.