Turizm yatırımcılarının yüzü Oya Narin anlatıyor…

TTYD Başkanı Oya Narin

Son Güncelleme Tarihi

Çocukluğundan beri turizm sektörünün içinde. Martı Otelleri’nin başında o var. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği’nin Başkanı da olan Oya Narin, ‘dönüşüm’ hareketi adı altında bir dizi projeyi yönetiyor.

Narin ailesi, 1934 yılından bu yana sanayi tescil belgesi olan ‘Narin Sanayi Mensucat’ ismiyle işe başlayan ve tekstil ağırlıklı büyüyen, Türkiye’nin en eski sanayi kuruluşlarından birine sahip bir aile. Halit Narin’in babasıyla birlikte kurduğu Narin Tekstil İşletmeleri, bir döneme damgasını vurmuş bir şirket. Halit Narin’in ismi ‘kadife kumaş’la özdeşleşmiş durumda. Narin’lerin büyümesi tekstilden turizme uzanıyor. 8 Mart 1967 yılında Marmaris Martı Otel İşletmeleri A.Ş. adı altında 100 ortaklı bir şirket kuruluyor. İşte o şirket günümüzün turizmde önde gelen markalarından biri olan Martı Hotels and Marinas’a dönüşüyor. 50 yıl önce 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kurulmuş bu şirketin yöneticisi şimdi bir kadın: Oya Narin.

Halit Narin’in kızı olan Oya Narin, hem Martı Otellerini yönetiyor hem de 50 milyar dolarlık yatırım portföyüne sahip turizm sektörünün en büyük meslek örgütlerinden biri olan Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği’nin (TYD) Başkanı.

Oya Narin, pozitif bir yapısı olan, neşeli ve tecrübeli bir turizmci. Turizmin içinde büyüyen Narin, babası Halit Narin’le tekstil mi, turizm mi konusunda anlaşmazlık yaşamış, turizmi çok sevdiği için babasını ikna etmeyi başararak da bu sektöre kaymış.

Oya Narin, Martı otellerinde yıllar içinde edindiği tecrübeleri şimdi TYD’de turizm sektörünün dönüşümü için kullanıyor. Sektörde yeni bir yapılanma ihtiyacı gören TYD, Narin’in yönetiminde ‘Dönüşüm Hareketi’ adı altında turizmde yeni bir hamlenin başlatılması için çalışıyor.

Yaklaşık bir yıldır TYD’nin Başkanlık koltuğunda oturan Oya Narin’le hem turizmi, hem yatırımları konuştuk.

Özlem Kapar Bayburs, haftalık ekonomi dergisi Para için Oya Narin’le bir röportaj gerçekleştirdi. Buyurun okumaya…

MARMARİS’TEN DOĞAN MARTI

Martı Otel İşletmeleri A.Ş., Türk turizminde ilkleri gerçekleştirmekle öne çıkıyor. Hem Martı’nın hem sizin turizm hikayeniz nasıl başlıyor? Neden tekstili değil de turizmi seçtiniz?

100 ortaklı Martı Otel İşletmeleri A.Ş. tarafından temeli 8 Mart 1967 yılında Marmaris İçmeler’de atılan Martı Motel, 1969 yılında Türkiye’nin ilk resort oteli olarak hizmet vermeye başlıyor. Daha sonra 1975 yılında babam Halit Narin yönetimi üstleniyor ve işletme tamamen bize geçiyor. 33 yataklı Martı Motel bugün 280 oda ve 584 yatak ile 5 yıldızlı hizmet veren Martı Resort Otel’e dönüşüp Marmaris bölgesinin lider bir tesisi haline geliyor. İlk otelimizi aldığımız o süreci ben de ilgiyle takip ediyorum tabii. Martı otelleri Türkiye’nin 1970 ile 1987 yılları arasında en sevilen ve beğenilen tesisleri oluyor. Daha sonra 1988’de yine Marmaris’te Martı La Perla Oteli’ni açıyoruz ve eş zamanlı olarak Türkiye’de Birinci Turizm Hamlesi gerçekleşiyor. 1995’te Tekirova’da 550 odalı Martı Myra tesisimizi açıyoruz, 1996’da da Hisarönü Koyu Marmaris’te Martı Marina’yı devreye sokuyoruz. Sonrasında ülke şartları nedeniyle bir dönem yatırımlara ara veriyoruz. Biri Şirince’de Güllü Konak olmak üzere üç tane de butik otelimiz var. Bu arada İstanbul’da bir şehir otelciliği girişimiz oluyor, Taksim’de 2012’de açtığımız otele ciddi bir yatırım yapıyoruz ama sonraki gelişen olumsuz süreç nedeniyle o alandan çekiliyoruz. Şu anda toplam yatak kapasitemiz 2 bin 500 civarında.

Kendi turizm hikayeme gelince… Fransız Lisesi St. Michel’den sonra babam tekstil okumamı istemişti. Oysa ki ben babama rağmen turizm okumak istiyordum. Onu ikna sürecimde yakın aile dostumuz Turizm eski Bakanı, TYD’nin de kurucusu merhum Barlas Küntay’ın da etkin rolü olmuştur. Kendisini rahmetle anıyorum. Biz Narin kardeşler olarak, çocukluğumuzdan itibaren aile şirketlerimize hep götürülüyorduk. Halit Bey bizi santralde telefonlara bakmaktan, evrak taşımaya kadar hep çalıştırmıştır. Küçük yaştan itibaren iş ortamına alıştırıldık, görerek öğrendik. Otellerde yaz tatillerimi geçirirken, denizi ve fazla güneşte kalmayı çok sevmediğim için genelde arkada işle ilgilenmeye meraklıydım. Zaten başıma ne geldiyse merakımdan gelmiştir. Meraklıyımdır, yılmam, çok sorar ve mutlaka öğrenirim. O yıllar turizm açısından çok eksik yıllardı; hep daha iyiyi yapmak için çalışıyorduk. Klimanın olmadığı yıllardan bahsediyoruz; hava limanlarının, arıtma tesislerinin olmadığı yılları yaşadık. Sektördeki herşeyin gelişimini adım adım yaşama şansım oldu. Klimalı otobüsler ilk geldiğinde hepimizin gönlünde çiçekler açtı, çünkü misafirlerimizi klimalı otobüslerle taşımak büyük lüks olmuştu. Telefon, teleks sürecini günbegün yaşadım. Bu süreçleri görerek her zaman en iyiyi yapmaya çalışmayı ilke edindim. Liseden sonra Lozan Otelcilik Okulu’na gittim. Okul bitip Türkiye’ye dönünce hemen Martı otellerinde çalışmaya başladım, önce Murahhas Üye sonra Yönetim Kurulu Üyesi oldum, işte şimdi de Yönetim Kurulu Başkanıyım. Otellerimizin inşaatlarında ‘başçavuş’ olarak çalışmışımdır, hiç çekinmeden inşaat işlerine de girip öğrendim. İnşaatı bilmediğiniz zaman turizmde yatırım maliyetleriniz kontrol etmeniz çok zordur. Hele ki bizim otellerin yapıldığı yıllarda daha da zordu; iş başa düştü, yaptık. 20 yıldır Martı’da yöneticiyim ve işimi çok severek yapıyorum.

Neden turizmde ısrar ettiniz? Sektörün en çok sevdiğiniz yanı ne?

Turizmi güzelliğini, estetiğini ve sosyal tarafını çok sevdiğim için seçtim. Türkiye’nin turizmdeki gelişimine tanık olan birisiyim, bu sektör hem bana hem ülkemize çok şey kattı. Uluslararası arenada tanınmamızı sağladı, dünyaya açılırken çok zengin bir açılım oldu. Doğal olarak bu sürece Türk sanayicisi ve Türk müteahhiti de iltifat etti, bu alandaki güzellikleri gördü. Dolayısıyla turizmdeki yatırımlarımız da böylece hareketlenmiş oldu. Turizm; estetik bir iş, sistemli, programlı, göze hitap eden bir iş. Gastronomisiyle, ortamıyla, insanların güler yüzüyle ruhu okşayan bir iş. Keşke tüm dünya bir otel olsaydı; otellerde hayat çok güzeldir, yüzünüzü assanız bile birisi sizi hemen güldürmeyi becerebilir. Bir otelde asık suratlı olarak çok fazla oturamazsınız.

Baba ve kızları. Mine, Halit ve Oya Narin… (Para dergisi arşivi)

HALİT NARİN’LE ÇALIŞMAK

Duayen bir iş adamı olan babanız Halit Narin’le çalışmak nasıl? Avanatajları ve dezavantajları neler? Size karışır mıydı mesela? Bunu mutlaka yapın veya yapmayın dediği öğütleri neler?

Halit Narin çok özel bir kişilik, çok zeki, güçlü, sevecen, sıcak ve vizyoner. İşlere tabii ki karışırdı ama artık öyle değil. Biz büyüdüğümüz için karışmayı bıraktı. Dikkat edin biz büyüdük diyorum, o yaşlandı demiyorum. Her zaman beraberiz ve tecrübelerinden istifade ediyoruz. Büyük bir sanayicidir, işlerinde her zaman sanayi tarafına ağırlık vermeye çalıştı, Türk sanayisine çok büyük hizmetleri olmuştur; bize de otel işlerini bıraktı. Fikrini söyler, ısrarcı olmaz, size zaman verir ve sorumluluğu size bırakır, müdahaleci bir yapısı yoktur. Babamın en büyük öğüdü her daim sanayici ve yatırımcı olmamızdır. Bize “Sanayiden başka bir yere yatırım yaparsanız hakkımı helal etmem” demişliği vardır. Ticaret yapmamızı asla istemez. Babam gibi Türkiye’nin sanayi yatırımcılığını yapmış insanların öğretisi budur; yatırım yapmaya, istihdam yaratmaya odaklanmışlardır. Biz de bu yolda gidiyoruz, bazı yıllar iyi işler çıkarırken bazı yıllar da konjonktürel sıkıntılar olabiliyor. Martı Grubu olarak hep yatırımcı olacağız. Narin’lerin en önemli özelliklerinden biri insan kaynağını çok sevmesidir. Halit Narin’in personeli hep uzun yıllar çalışmıştır, çalışanlarımız 30-40 yıllık kişiler, arkadaşlarımızdır. Turizm sektöründe yapısı gereği rotasyon vardır ama biz sadık kadrolarımızla bir aile gibi çalışmaya özen gösteriyoruz. Ayrıca bayan çalışanlara her daim öncelik veririz. Benim çocukluğumdan beri bu böyledir. Ben daha işe yeni başladığımdan beri yöneticilerimiz arasında kadınlar vardı.

MARTI ŞEHİR OTELCİLİĞİNDEN VAZGEÇMEZ

Bu yıldan itibaren turizmdeki olumlu ve istikrarlı hava devam ederse yine şehir otelciliğine girmememiz için hiçbir sebep yok. Şehir otelciliği Martı Grubu’nun her zaman ilgi alanında olmuştur. İstanbul, dünyanın en önemli destinasyonlardan biri, muhakkak burada aktif olmak lazım. Şehir otelciliği kıyı otelciliğinden tarz olarak daha farklı ama turizmin geleceği çok parlak. Turizmdeki cazip fırsatlar 2018’den sonra devam ettikçe Martı yatırım yapmaya devam edecektir.

Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanlığı süreci nasıl gelişti? Başkanlık düşündüğünüz bir şey miydi, yoksa sizi ikna mı ettiler?

Küçük yaşlardan itibaren turizmci büyüklerimin yanında yetiştim. TYD’nin de hep aktif bir üyesiydim, Başkan Yardımcılığı da yaptım. Ayrıca Narin ailesi olarak sivil toplum örgütlerinde aktif olmayı prensip edinmişizdir. Ablam Mine Narin de Tohum Otizm Vakfı’nın kurucusudur mesela. Biz hep toplum için bir şeyler yapacağına inandığımız kurumlarda aktif oluyoruz. Babam Halit Narin’in o konuda bize verdiği öğreti bizi de teşvik etti. Daha önce Marmaris Otelciler Birliği’nde çalıştım, paralel olarak TYD devam etti. TYD sürecini Barlas Küntay tetikledi, zaten turizmci olmam için bana çok da destek vermişti. TYD’de 1989’da çalışmaya başladım, 8 yıl öncesine kadar Başkan Yardımcıydım. Ondan sonraki dönemde Martı’da bir yatırım hamlesine girdik, o yüzden TYD’ye vakit ayıramadım. Murat Ersoy döneminden önce Başkan adayı olarak adım geçti, ama olmadım Bizde Başkanlık süresi dört yıl sürüyor, Murat Ersoy’un süresi dolunca aday oldum ve kazandım. Heyecanlı ve enerjisi yüksek bir genel kuruldan sonra bir kadın Başkan olmanın gururunu yaşıyorum.

Turizmin zorlu bir döneminde Başkan oldunuz, bu sizi tedirgin etmedi mi?

Hayır, çünkü turizmdeki bütün gelişimi çocukluğumuzdan beri yaşadık. 70’li yıllardan beri turizmdeyiz. İstanbul’un turizm hayatında önemli bir otel olan Çınar Otel’in sahibi de halam ve eniştemdi. Hayatımız otellerde geçti, çok sevdiğim bir hayat. Yine ailemizin bir kolu olan Germirliler’in Kumburgaz’da Marin Oteli vardı. Yani ailede zaten bir otelcilik geleneği vardı. Adım adım Türkiye’nin turizmde nasıl geliştiğini izledik, nasıl dönüştüğünü gördük. Bütün safhaları yaşadık. Kontrolsüz yapılaşmanın sıkıntılarını ve yatırım süreçleri sorunlarını biliyoruz. Nerede, nasıl sıkıntılar var gerek yatırım süreci, planlaması, gerekse yatırım sonrası işletme sıkıntılarının neler olduğu bilgimiz dahilinde. Çok şükür, ailemin imkanları sayesinde dünyayı da gezip gördük. Yurtdışında otelcilik eğitimi alma fırsatımız da oldu. Dolayısıyla kafamda turizme çok net bir bakış açısına sahibim. Korkacak bir şey yoktu, önemli olan turizmde yapılan hataları tekrarlamamak. Bir STK olarak hataların tekrarlanmaması için çalışılmalıydı ve biz de göreve talip olduk. Bu görev bana verildiği için çok mutluyum.

50 MİLYAR DOLARLIK YATIRIMIN TEMSİLCİSİ BİR KADIN OLMAK

TYD’nin turizmdeki konumu nedir, toplam yatırım tutarı ne kadar?

Havalimanları, marinalar, uçak şirketleri, golf sahaları, tur operatörleri, tesisler, kongre merkezleri, otelleri kapsayan 450’nin üzerinde büyük turizm yatırımımız var. 50 milyar dolarlık yatırımı çatısı altında bulunduran çok büyük bir sektör derneğiyiz. 170 bin yatak kapasitesini temsil ediyoruz. Böyle bir dernekte olmak hanımlar açısından çok gururlandırıcı bir şey; bu kadar çok yatırımcı bir beyefendinin hanım bir yöneticiyi kabul etmesi kolay bir şey değil. Demek ki hanımlar da kendini gösterebiliyor.

TURİZMDE DÖNÜŞÜM PLANI

TYD’deki en temel amacınız ne? Bunu yapmadan gitmek istemiyorum dediğiniz icraatler neler?

Türkiye yeni bir turizm hamlesine giriyor. 2019 ve sonrası önümüz açık, heyecanlıyız. Yatırımcılarımızın her daim hevesi var, onları uluslararası arenaya taşıyabilirsek ne mutlu bize. Çarpık yapılaşmaya mani olabilirsek, arz fazlasını kontrol edebilirsek, Türkiye’nin hak ettiği gelir seviyesini daha fazla katma değer yaratacak hale getirebilirsek, ürünlerimizi doğru bir formata oturtabilirsek, turizm gelirini şu andaki 650 dolar olan rakamdan bin dolarlara çekebilirsek başarmış olacağız. Her 100 dolar 3,2 milyar dolar fark atıyor. Yani rahatlıkla 10-12 milyar dolar ilave gelir oluyor.

Türk turizm sektörünün dönüşüm ihtiyacını hayata geçirecek bir “Master Plan” hazırlanması yönünde dileğimiz var bunu da ilgili bakanlığa ilettik. 2023 hedefleri doğrultusunda 50 milyar dolar turizm geliri hedefine ulaşılması ve bunun ötesine geçilmesi ancak ve ancak başarıyla uygulanacak kapsamlı bir dönüşümün gerçekleştirilmesi ile mümkün olabilecek.
2017 yılı sektörümüz açısından 2015 yıl sonunda başlayan daralmanın son derece kontrollü yönetildiği ve buna bağlı olarak önemli bir toparlanmanın yaşandığı bir yıl oldu. 2018 yılında ise bütüncül yaklaşımlı bir 3. Turizm Hamlesi denebilecek Dönüşüm Hareketi kriz öncesi döneme yakın bir performans elde edilmesini ve ötesine geçilmesini sağlayacak. Böyle bir hamle, orta vadede 50 milyon turist ve 50 milyar dolar turizm geliri hedefinin gerçekleşmesi yoluyla cari açık sorununa çözüm oluşturabilir.

İSTANBUL’UN YENİ OTELE İHTİYACI VAR MI?

Ülkemizin yeni turizm yatırımlarına ihtiyacı var mı? Örneğin İstanbul’da otel yapmak hala gerekli mi, beş yıldızlı otel fazlalığı var eleştirisi söz konusu?

Önce iyi fizibilite yapmak lazım. Örneğin bir destinasyonumuzda yatak var ama alışveriş merkezi yok. O zaman ona göre bir yatırım yapılmalı. Her destinasyonda eksikliklerin öncelikle tespit edilip yatırımların ona göre yönlendirilmesi gerekir. Ege Bölgesi yine kendi doğal yapısı içinde özgünlüğünü koruyor. Eskiden kalan insanlar, aileler, köyler var. En önemli turizm destinasyonumuz Antalya, ama orada şehrin dışında sürdürülebilir bir turizm yapmak bizim için çok önemli. İşte o zaman 365 gün turizm yapabileceğiz. TYD’nin hazırladığı Turizmde Dönüşüm Paketi içerisinde İstanbul’un da 1/100 binlik bir planı var ve bu planın içerisinde yeniden uyumlamalar, yeniden ihtiyaçların belirlenmesi ve İstanbul’un kendi içinde bölgelerinin belirlenip var olan ve gelecek ilave turistlere yönelik uyumlanmasını istiyoruz.

İstanbul’da 5 yıldızlı otel fazlalığı var konusuna gelince. Beş yıldızlı otel demek iyi fiyata satıp daha fazla para kazanmak demek. Eğer siz o iyi fiyata satamıyorsanız beş yıldızlı otel ya yapmayacaksınız ya da satış kanallarınızı tekrar gözden geçireceksiniz. Bu ipek kumaş üretip, blue jean fiyatına satmaya benzer, yanlış… Dolayısıyla bu tesislerin satış fiyatı Türk turizminin hak ettiği yerde değil. Özetle Türkiye’nin turizmde markalaşması işte bu yüzden çok önemli. Markalaşması halinde çok yıldızlı otel açılabilir, fark etmez , böylece her otel yapısına ve kişiliğine göre satılabilir. Marka olmadığı için bugün oteller pazarın yapısına göre fiyat oluşturuyor, bunun sebebini Türk turizmcisi kendisine dönüp sormalıdır, ben de soruyorum. (Para dergisi)