
Last Updated on 21 Şubat 2026 by Turizm Günlüğü
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) milli parklar ve korunan alanların geleceğini yakından ilgilendiren önemli bir düzenleme kabul edildi.
Rukiye Toy ve Mehmet Baykan ile birlikte 54 milletvekilinin imzasını taşıyan “Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3308)”, TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü.
Yapılan oylama sonucunda teklifin birinci bölümünde yer alan bazı maddeler aynen kabul edildi. Özellikle korunan alanlardaki yapılaşma ve işletme yetkilerini köklü biçimde değiştiren ilk 5 madde Meclis’ten geçti.
Milli Parklarda “Kamu Yararı” Gerekçesiyle Turistik Yapılaşma
Kabul edilen düzenlemelerle birlikte, milli parklar ve tabiat parklarında “kamu yararı” gerekçesiyle turistik bina ve tesis yapılmasının önü açıldı. Ayrıca bu alanların şirketlere tahsis edilmesinin kapsamı da genişletildi.
Yeni maddelere göre, milli park sınırları dışındaki bazı korunan alanlarda da milli park planlama süreçleri uygulanacak. Planlar, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanacak veya hazırlattırılacak.
Özellikle Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezleri’nde hayata geçirilecek projelerde Genel Müdürlük’ün olumlu görüşü belirleyici olacak.
İşletme Süresi 49 Yıl, Başarılı Tesislere 99 Yıla Kadar Uzatma
Düzenlemenin en dikkat çeken başlıklarından biri ise işletme süreleri oldu. Buna göre, milli park ve tabiat parklarında turistik tesis yapmak üzere özel kişilere verilecek intifa hakkı süresi 49 yıl olarak belirlendi.
Ancak işletmenin “başarılı olduğu” belgelenen tesislerde bu sürenin 99 yıla kadar uzatılabilmesi mümkün olacak. Bu madde, turizm yatırımları açısından uzun vadeli planlama ve finansman modellerini doğrudan etkileyecek nitelikte değerlendiriliyor.
Altyapı Yatırımlarında Plan Şartı Esnetiliyor
Yeni düzenleme yalnızca üst yapı yatırımlarıyla sınırlı değil. Korunan alanların içinden geçecek ulaşım yolları, enerji nakil hatları, doğalgaz iletim hatları, içme suyu ve atık su tesisleri gibi altyapı yatırımları için de önemli bir değişiklik getirildi.
Olağanüstü durumlarda (örneğin içme suyu temini), uzun devreli gelişme planı şartı aranmaksızın tesis kurulmasına imkân tanınabilecek. Bu durum, özellikle büyük ölçekli turizm projelerinde altyapı süreçlerini hızlandırabilecek bir düzenleme olarak öne çıkıyor.
İşte Milli Parklar Kanunu Değişiklik Teklifinin Genel Gerekçesi
Ülkemizde 2025 yılı itibarıyla 50 milli park, 274 tabiat parkı, 111 tabiat anıtı, 32 tabiatı koruma alanı, 136 sulak alan, 85 yaban hayatı geliştirme sahası bulunmaktadır. Son yıllarda tabiata olan ilginin artmasıyla doğa turizmi açısından önemi yüksek olan korunan alanların ziyaretçi sayısı yılda yaklaşık 70 milyona ulaşmıştır.
1983 tarihli 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nun:
- Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle tam uyum sağlayamadığı,
- Doğa koruma ve korunan alan yönetimindeki güncel yaklaşımlara cevap vermekte yetersiz kaldığı,
- 6831 sayılı Orman Kanunu ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu gibi diğer mevzuat değişiklikleriyle uyum sorunu yaşadığı belirtilerek bu nedenle kanunda değişiklik yapılması ihtiyacı doğduğu ifade edildi.
Hazırlanan teklif ile:
- 2873 sayılı Kanuna tabi alanların planlama, yönetim ve işletme süreçlerinde düzenlemeler yapılıyor.
- Kanuna aykırı fiillere uygulanacak yaptırımlar güncelleniyor.
- Yeni ihtiyaçlara yönelik düzenlemeler getiriliyor.
Muhalefetten Tepki: Doğal alanlar, Milli Parklar ve Sulak Alanlar Talana Açılma Riskiyle Karşı Karşıyadır
İşte Muhalefet Şerhi Kısmında Yer alan Usul, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Anayasal Uygunluk Açısından Değerlendirmeler
Teklif, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda görüşülmüş; ancak genel kabul görmüş yasama ilkelerine ve kanun yapma teamüllerine aykırı şekilde hazırlandığı belirtilmiştir.
30 maddeden oluşan teklif; 2872 sayılı Çevre Kanunu, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu, 375 sayılı KHK’da değişiklik yapmaktadır.
- İçeriği üç ayrı kanun ve bir KHK’da değişiklik öngörmesine rağmen; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Çevre Komisyonu’nda görüşülmemiştir.
- Sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, sendikalar ve sektör paydaşlarının görüşleri alınmadan teklifin hazırlandığı ifade edilmiştir.
- Yetkilerin tek bir kuruma yoğunlaştırılmasının sakıncalı olduğu vurgulanmıştır.
- Üniversiteler, uzmanlar ve meslek örgütlerinin de dahil edildiği “ulusal ve sürdürülebilir” politikalar çerçevesinde bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği savunulmuştur.
- Aceleyle yapılan düzenlemelerin ileride tekrar tekrar değişiklik yapılmasına, zaman kaybına ve yanlış uygulamalara yol açtığı belirtilmiştir.
- 24 Haziran 2018 sonrası uygulanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kamu yönetiminde yapılan değişikliklerin yasama süreçlerini zayıflattığı ileri sürülmüştür.
- “Atanmış bakan” yapısının, kanun tekliflerinin hazırlanma sürecini yürütme lehine şekillendirdiği savunulmuştur.
- Teklifin ilk imzacılarının milletvekilleri olmasına rağmen, önceki yasama tekliflerinde olduğu gibi metnin Saray ve/veya Bakanlık bürokrasisi tarafından hazırlandığı iddia edilmiştir.
- Komisyonlarda tekliflerin yeterince tartışılamadığı, muhalefet önerilerinin dikkate alınmadığı ifade edilmiştir.
- Müzakere sürecinin işletilmediği ve teklifin aceleyle komisyondan geçirildiği belirtilmiştir.
- Bu yaklaşımın doğal alanlar, milli parklar ve sulak alanlar açısından “talana açılma riski” doğurduğu savunulmuştur.
- Anayasa’nın 168. maddesi uyarınca ormanlar ve milli parkların kamu mülkiyetinde olduğu hatırlatılmıştır.
- Teklifte yer alan tahsis, kiralama ve işletme hükümlerinin kamu yararı ilkesini zedelediği ve Anayasa’nın 43. ve 168. maddelerine aykırılık taşıdığı iddia edilmiştir.
- Teklifin 5. maddesi ile milli park ve tabiat parklarında ulaşım, enerji iletim hatları, petrol ve doğalgaz hatları, altyapı ve benzeri tesislerin yapılmasına izin verilmesinin Anayasa’nın 169. maddesini ihlal ettiği savunulmuştur.
- Devlet ormanlarının mülkiyetinin devredilemeyeceği ve zarar verecek faaliyetlere izin verilemeyeceği hükmünün zedelendiği belirtilmiştir.
- Teklifte yer alan “alan kılavuzu” ve “av ve doğa koruma memuru” gibi kavramların muğlak ifadeler içerdiği; personel seçiminde keyfiliğe yol açabileceği ileri sürülmüştür.
- Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak düzenlemelerin açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması gerektiği vurgulanmıştır.
- Mevcut yasanın değiştirilerek milli parklar, tabiat parkları ve diğer korunan alanların “istisna hükümleri” yoluyla turizme açılmasının tehlike oluşturduğu belirtilmiştir.
Sivas Milletvekili Rukiye Toy ve Konya Milletvekili Mehmet Baykan ile 54 Milletvekilinin Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3308) ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu’na ulaşmak için tıklayın.



















































