
Last Updated on 30 Mart 2026 by Turizm Günlüğü
Personel maliyetlerinin cironun yüzde 50’sine yaklaştığı ve işgücü maliyetlerinin yıllık bazda yüzde 34,2 arttığı yeme-içme sektöründe, işletmeler artık gıda israfının yanı sıra manuel operasyonların yarattığı zaman kaybının finansal yüküyle de mücadele ediyor.
Türkiye’de yeme-içme sektörü, gıda enflasyonu ve artan operasyonel maliyetlerin kıskacında zorlu bir ekonomik sınav veriyor.
Türkiye İsrafı Önleme Vakfı’nın (TİSVA) 2025 Yılı İsraf Raporu verilerine göre, her yıl yaklaşık 23 milyon ton gıda israf edilirken, bu kaybın önemli bir kısmı ev dışı tüketim kanallarında gerçekleşiyor. Sektör paydaşları mutfaktaki zayiatı kontrol altına almaya odaklansa da güncel veriler, asıl finansal sızıntının işgücü ve zaman yönetimi tarafında yaşandığını ortaya koyuyor.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Restoran Komitesi’nin güncel analizlerine göre, dünya genelinde işçilik maliyetlerinin toplam ciro içindeki payı yüzde 25 seviyelerindeyken, Türkiye’deki restoranlarda bu oran yüzde 45-50 aralığına yükselmiş durumda. Personel giderlerinin işletme üzerindeki baskısı her geçen gün artarken, TÜİK’in son İşgücü Girdi Endeksleri raporu saatlik işgücü maliyetinin yıllık bazda yüzde 34,2 arttığını ortaya koyuyor. Bu tablo, verimsiz yönetilen her bir dakikanın işletme sermayesinden doğrudan eksilmesi anlamına geliyor.
Manuel stok takibi ve adisyon süreçleri nedeniyle harcanan zaman, personelin verimliliğini düşürürken işletme sahiplerini de operasyonel körlüğe itiyor. Sektörde dijitalleşme artık bir tercih değil, verimsizliğin temel nedenlerinden zaman kaybını durdurmak için finansal bir önlem olarak öne çıkıyor.
“En Büyük İsraf Zaman Hırsızlığında”
Sektörün kronikleşmiş verimlilik sorununu değerlendiren NarPOS Kurucu Ortağı ve CEO’su İlyas Akça, işletmecilerin mutfaktaki zayiat kadar operasyonel zaman yönetimine de odaklanması gerektiğini şu şekilde vurguluyor:
“Birçok işletmeci, operasyonel maliyetleri kontrol altına alma çabasıyla çalışan motivasyonunu doğrudan etkileyen kısıtlamalara yöneliyor veya stok denetimini sağlamak için manuel süreçlere hapsoluyor. Oysa bu yaklaşım, işletmenin asıl sermayesi olan yönetim zamanının ve ekip enerjisinin kontrolsüzce israf edilmesine neden oluyor.”
Yeme-içme sektöründe israfın sadece gıdayla sınırlı olmadığını; operasyonel hantallığın kaybettirdiği yönetici ve personel zamanının da önemli finansal kayıplara neden olduğunu belirten Akça, “2026’nın yüksek maliyetli ekonomik ikliminde işletmecilerin teknolojiyi kendilerini rutin denetim süreçlerinin takipçisi olmaktan kurtaracak ve enerjilerini hizmet kalitesine ya da büyümeye yönlendirmelerini sağlayacak bir verimlilik kaldıracı olarak kullanmaları gerekiyor” dedi.
Turizm sektöründeki son dakika gelişmeleri, güncel turizm haberleri ve sektörel analizler için Turizm Günlüğü’nü takip etmeye devam edin. 👉 www.turizmgunlugu.com





















































