“Kazdağları’nda madencilik değil turizm desteklenmelidir”

Kazdağları İliada Hotel Yönetim Kurulu Başkanı Önder Arslan

Son Güncelleme Tarihi

Röportaj: Ceren Karlıdağ / Fotoğraflar: Sakıp Yaşar


Çanakkale’nin Yenice İlçesi Kalkım Mevkii’nde bulunan İliada Hotel, Kazdağları’nın muazzam güzelliğini görmek isteyenlerin birinci adresi. Otel, kendini yeşilin bin bir tonu içerisinde hayal edenlerin düşlerini gerçeğe dönüştürmek için yıllardır hizmet veriyor.

Şehrin tüm yorgunluğunu silmek isteyenler içinse adeta saklı bir cennet görevi görüyor. Fakat Alamos Gold firmasının Kazdağları’nda başlattığı altın madeni projesiyle birlikte bu eşsiz eko sistem için tehlike çanları çalmaya başladı.

İliada Hotel Yönetim Kurulu Başkanı Önder Arslan ile hem bölge turizmini hem de Kazdağları’nda sürdürülen tahribatı konuştuk.

Kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Uludağ Üniversitesi’nde Turizm Otelcilik eğitimi aldım. 90’lı yıllarda bu bölgeye ilgi gösterdim ve burada bir otel açmak fikri doğdu. 97 yılında tesisimizi kurduk. Ben aynı zamanda Ortadoğu Turizm ve Seyahat Acenteleri Derneği (OTSAD) Batı Ege ve Kazdağları temsilcisiyim.

“EN BÜYÜK SERMAYE HAVA VE SU”

Oteliniz hakkında kısa bir bilgi alabilir miyiz?

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, Kazdağı ormanlarında, “özel belge” verilen tek tesis burası… Tesisimiz 30 odalı. Otelimizde 90 kişiye kadar misafir ağırlayabiliyoruz. 18 metrekarelik bir açık alanımız var. Misafirlerimize 4×4 Kazdağları keşif turları, trekking turları gibi aktiviteler sunuyoruz. Ancak bizim için en büyük sermaye Kazdağları’nın eşsiz havası ve suyu.

Kısaca 2019 yılının ilk 7 ayını hem bölge turizmi hem de oteliniz açısından değerlendirebilir misiniz?

Bu sene nispeten geçen 5 senelik dilime göre daha iyiydi. Yurtdışından turistlerin de yerli turistlerin de ilgisi yoğundu. Genel olarak ülke açısından da olumlu bir tablo gözlemledim. İkinci dilimde de bu olumlu ivmenin devam edeceğini düşünüyorum.

YATIRIM İÇİN TEŞVİK ŞART

Kazdağları sahip olduğu turizm potansiyelini yeterince kullanabiliyor mu? Bölge turizminin daha iyi bir konuma ulaşması için atılması gereken adımlar sizce nelerdir?

Kazdağları’nın turizm potansiyeli açısından bulunduğu konumda olmaması gerektiğini düşünüyorum. Genellikle, Kazdağları dendiği zaman Balıkesir il sınırları içinde olan Kazdağları Milli Parkı akla geliyor. Ama orası Kazdağları’nın etekleridir. Bölgede daha fazla tesis olması gerekiyor. Ancak maalesef ulaşım imkanları olmadığı için yeterince ilgi çekici bir bölge değil. Ne yazık ki devletin de bu yönlü girişimleri zayıf…

Öncelikle altyapı çalışmalarının iyileştirilmesi gerekir. Bölge belediye ve kaymakamlarının turizme yatırım için teşvikte bulunması gerekiyor. Sadece maddi teşviklerden bahsetmiyorum. Uygun alanların gösterilmesi, projelerin desteklenmesi gerekir. Biz bacasız sanayiyiz. Bacamızdan kötü dumanlar da çıkmıyor. Bölgedeki eko sisteme zarar vermeden geliştirilebilecek en doğru yatırım turizmdir. Bu nedenle yatırımcılar desteklenmeli.

Kazdağları turizm çeşitliliği açısından önemli bir destinasyon… Son günlerde “Kazdağları altın madenleri” tartışması gündemde. Bir turizmci gözünden bu konu hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Ben 90’lı yıllardan beri bu bölgedeyim. Burada doğaya hiçbir tahribat vermeden turizm yapmaya çalışıyoruz. Bir turizmci olarak herkesin Kazdağları’na saygı göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Kazdağları’nın en büyük özelliği oksijen yoğunluğudur. Bu temiz ve kaliteli oksijene yazık etmeyelim. Ağaçlar kesildikten sonra ben de bölgeye gittiğim ve çok etkilendim. Nitekim maden işletmesi çalışmaya başladığı zaman olabilecekleri düşünmek dahi istemiyorum.

“TAHRİBATA DUR DİYELİM”

Maalesef maden meselesi yeni değil. 15-20 senedir benzer gündemler ve işletmeler var. En son Kirazlı- Balaban’da Alamos Gold tarafından açılan maden işletmesi Çanakkale merkezi ve içme suyumuzu direkt etkilediği için gündeme geldi. Biz Kazdağları’nın madencilikle anılmasına çok üzülüyoruz. Bu bölgede vahşi altın madenciliği değil doğa ile uyumlu turizm desteklenmelidir. Burası İsviçre’nin Alp Dağları ile eşdeğer bir yer. Orada bir ağaç bile kesilmiyor, yalnızca turizm destekleniyor.

Oksijeniyle, temiz havası ve suyuyla tanınmış bir bölgenin altın madeni işletmesine açılması büyük haksızlıktır. Tüm dünyada iklim krizi gündemi var ve çocuklarımızın geleceği için bu tahribata dur demeliyiz. Doğaya daha fazla saygı göstermemiz gereken bir dönemde vahşi madenciliğe izin vermemiz gerekiyor.