İmar affı mı, imar cinayeti mi?

Türkiye genelinde yaklaşık 13 milyon konutu ilgilendiren ‘imar barışı’ ile ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin “Yapının durumuna göre parasını yatıran herkes yararlanabilecek” sözü imarı aykırı olan yapıların önünü açtığı yönünde yeni endişeleri yaratırken sert eleştiriler almasına da neden oldu.

İmar affının Boğaza, kıyıya, ormana, meraya yapılan binalarla, binalara çıkılan kaçak katları da kapsadığının açıklanması üzerine T24 Yazarı Yalçın Doğan, konuyu Bodrum’un Küçükbük Koyu’nda şu an gerçekleştirilen inşaat üzerinden eleştirdi.

İki gün önce gazetecilerin “Hazine arazisine, Boğaza, kıyıya, ormana, meraya, tarlaya yapılan binalar ya da İstanbul Avcılar’da 5 kat izni verilen yerde 8 kat bina yapan da getirdiğiniz düzenlemeden yararlanabilecek mi” sorusuna “Ruhsata eklemeler genelde 50,60, 70, 80’li yıllarda yapılmış. Sosyal devletin amacı vatandaşına ev yapabileceği ortamı sağlamaktır. Aksi halde şimdiki durumla karşılaşırsınız. Evet, imar durumunun üzerindeki artı 2-3 katı veya her ne yapmışsa ödemesini yaparak yapı kayıt belgesi alabilecek. Orman, kıyı, mera, Boğaziçi’ne istisna getirmiyoruz. Tasarıya istisna maddesi koymadık. Komisyonda koyarlar mı bilmiyorum. Parasını yatıran herkes yararlanabilecek. Ama saydığınız şekildeki imara aykırılıklar herhalde on binde birdir” yanıtını veren Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin bu sözleri imar affı konusunda turizm camiasını endişeye sürükledi.

İşte konuyu ele alan Yalçın Doğan’ın “İmar Affı dediler ya, Bodrum’da cinayet” başlıklı yazısından en dikkat çeken kısımlar:

“…Burası Bodrum Gündoğan, Küçükbük Koyu.
İşte, şimdi bu koyda tam anlamıyla bir cinayet işleniyor. Herkesin gözü önünde bir cinayet.
Bu cinayette kan yok, can yok, onun yerine taş var, direk var, çimento var, kazılan bir temel var.
Küçükbük Koyu’nda denize en çok beş, altı metre uzaklıkta bir yapının temeli atılıyor. Kumların üstünde bir bina…

…Aslında Bodrum’un pek çok yerinde kıyılar tam bir rezalet halinde, kapış kapış inşaattan geçilmiyor.
Günün 24 saatinde koca koca kamyonlar, vinçler, beton kırıcılar, iş makinaları harıl harıl çalışıyor…

Bu nedenle dün öğle saatlerinde CHP’de Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkanı Yardımcısı Seyit Torun’u arıyorum. Seyit Bey not alıyor, adres alıyor ve Küçükbük’te işlenmekte olan cinayeti Bodrum Belediye Başkanına ileteceğine söz veriyor.

Bodrum’da öyle bir inşaat furyası var ki, akıl alır gibi değil. Dağ, taş, kıyı, koy, korunması gereken alanlar demeden inşaat ve inşaat.

Olayın iki boyutu var:

1-Mandalina bahçelerini bizzat bahçe sahipleri inşaata dönüştürüyor. Çünkü, üç, dört dönüm mandalina bahçesinden yılda ancak bin, bin beş yüz lira gelir elde edebiliyor. Bahçe sahibi köylüler de, çaresiz inşaata sarılıyor.

2-AKP çeşitli alanlarda “af” getireceğini açıklıyor. Seçime “af” ile yatırım yapmayı planlıyor. Bu “af” furyası arasında imar affı da yer alıyor.

Eh, hazır af geliyor, gelsin kıyılarda talan, yağma. Ama, kumsalın üstünde, ama çeşitli koylarda. Nasıl olsa, “af” geliyor ya, kim dinler kıyıyı, kumsalı, yeşillik alanları.

Gözler Kocadon’da

Bodrum’daki inşaat talanı son yıllarda iyice artmış bulunuyor. Bu arada tatsız bir gerçek var.

Belediye Başkanı Mehmet Kocadon ve iki belediye çalışanı Mart 2016’da “imar kirliliğine yol açmak ve ruhsata aykırı yapılara izin vermek” iddiasıyla bir yıl üç ay hapis cezasına çarptırılıyor.

Bu ceza eğri, doğru, haklı, haksız bilemem ancak, ortada bir mahkeme kararı var.

Şimdi Kocadon’un önünde bir fırsat var, tam da seçim öncesinde.
Küçükbük’teki cinayete el koymak ve orasını eski haline getirmek.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Bodrum’dan yükselen çığlıkları duyuyor musunuz?
AKP’nin “imar affı” felaketine size bağlı belediyelerin ortak olmasını engellemenizi bekliyor insanlar. Tam seçim öncesinde.”