Rüya Köy Halstatt’a Gideceklerin Bilmesi Gereken 10 Şey

Avusturya / Hallstatt

Son Güncelleme Tarihi

Hallstatt, Avusturya’nın en güzel küçük kasabalarından biridir. Salzkammergut bölgesinde yer alan Hallstatt, Orta Avrupa’da bulunuyorsanız mutlaka görmeniz gereken bir yer. Hallstatt sadece güzel bir kasabadan daha fazlasıdır. Aslında, Avrupa’nın en eski, hatta İlk çağlara kadar uzanan bir köyü diyebiliriz. Aslına bakılırsa, M.Ö. 800’den 400’e kadar ki çiftçilik ve metal işçiliğinin olduğu, Akdeniz kültürleri ile uzun menzilli ticaret ve elit sınıfların ve sosyal ayrımın yükseldiği bir dönem “Hallstatt kültürü” olarak bilinir.

Hallstatt – “tuzun yeri” anlamına gelir – dünyanın ilk tuz madenine ev sahipliği yapar. Tuz endüstrisi sayesinde, kasaba hızla ilerler ve varlıklı olur. Tuz her zaman önemli bir emtia olmuştur, daha çok, tarihi korumak için, etleri korumak için kullanıldığı gibi.

Son yıllarda, Hallstatt ününü çoğunlukla doğal güzelliğinden alır. Bir göl ve dağ arasında sıkışmış (hatta gölün kucağında diyebiliriz), bu mükemmel küçük kasaba UNESCO Dünya Mirası listesinin yanı sıra favori bir turizm merkezi haline gelmiş durumda.

Günümüzde, Viyana, Salzburg ve hatta Prag ve Cesky Krumlov’dan Hallstatt’a günübirlik bir tur yapan çok sayıda tur şirketi mevcut . Bu turist akını, Hallstatt’ın ekonomisini daha da artırdı ve turistlerin ilgi çekici yerlerine bir yenisinin eklenmesine ve kasabanın olanaklarını daha iyi kullanmasına neden oldu.

Günübirlik bile Hallstatt’ı gezebilirsiniz ancak ben daha uzun kalmanızı tavsiye ederim. Geceyi Hallstatt’ta geçirerek, sabah 09:00 gibi en güzel manzaraları görebilirsiniz, bu saatlerde daha sakin olduğu için istediğiniz fotoğraf karelerini rahatça yakalayabilirsiniz, sonrası malum turist akınına denk gelebilirsiniz.

Kasabayı yarım saat içinde uçtan uca yürüyebilirsiniz ancak şehirde ve çevresinde görülmesi gereken aslında çok şey var. Hallstatt’ın hoş köşelerini gerçekten görmek için bizce en az iki gün geçirin.

Hallstatt her açıdan sadece güzel. Hallstatt fırsatları

HALLSTATT’TA BİR GÜN

Rahat ayakkabılarınızı ve fotoğraf çekmeye uygun bir kıyafetinizi giyin – Hallstatt’ı keşfedeceğiz! Sabah insanı olmasanız bile, bu kasaba için erken kalkmak isteyeceğinizden eminiz. Açıkçası gece yapılacak pek bir şey olmadığından erken yatabilirsiniz.

Şehrin her iki ucundan başlayabilirsiniz. Oteliniz pazar meydanına yakınsa, kuzey ucu daha yakındır. Malerweg’de şehir dışında kalıyorsanız, güney ucundan başlayabilirsiniz. Kasabanın fotoğraflarını erkenden çekeceğim derseniz, kuzey ucundan başlamanız daha avantajlı.

1. Halstatt’ın kartpostal değerinde mükemmel bir fotoğrafını çekin

Kuzeye, feribot istasyonuna kadar yürüyün. Yol eğildiğinde, geriye dönün ve Hallstatt’ın nefes kesen manzarasını göreceksiniz.

2. Mezarlık alanı çevresinde bir gezinti

Neden mezarlık geziyorum demeyin, Hallstatt’ta ki mezarlıklar tahminlerinizden çok farklı! Her mezarın kendi küçük bir çiçek bahçesine ve göl manzarasına sahip olması, mezarlık arazisinde yürümeyi doğa turuna dönüştürüyor.

3. Pazar meydanında gezinin ve göl kenarındaki küçük dükkanları ziyaret edin

Artık, Hallstatt’ta hiçbir şey yapmanız gerekmediğini göreceksiniz. Sadece yol boyunca yürürken, sevimli çiçek kutularıyla pastel evlere bakıp, hediyelik eşya dükkanlarına bakmak, günü geçirmek için harika bir yol.

Pazar meydanına çıkın ve Hallstatt’ın gerçekten küçük olduğunu (uçtan uca 1 km’nin de altında) hatırlayın, böylece acele etmenize gerek yok. Zaman ayırın ve keyfini çıkarın!

Seewirt Zauner

4. Seewirt Zauner’de veya Göl restoranlarında ızgara balık yemeği

Hallstatt’ta balıkları atlamayın! Çoğu restoran (ve göl boyunca buluşacağınız yerliler) size balık pişirmeyi teklif edecek, kesinlikle denemelisiniz. Hallstatt Gölü’n de yeni yakalanan ızgara beyaz balıklarını deneyin.

5. Hallstatt Gölü boyunca gezintiye devam…

Göl boyunca hemen hemen her ev fotojeniktir. Tabi bunların özel mülkler olduğunu unutmayın, bu yüzden kimsenin balkonuna çıkmaya heveslenmeyin!

6. Güney ucundan giderek farklı bir açıdan bakın

Hallstatt’ta yaklaşan etkinlikler hakkında bilgi edinmek veya şehirdeki farklı iş yerlerinin broşürlerini almak için Turist Bilgi Merkezi’ni ziyaret edebilirsiniz.Turist Bilgilendirme Merkezi’nden sadece birkaç adım ötede, yoldaki bir viraj şehrin bir başka muhteşem manzarasına açılıyor. Bir kez daha geçtiğiniz güzel pastel evleri bu kez farklı bir açıdan göreceksiniz. Şansınız varsa, bir kuğu ya da ördek kadrajınıza denk gelecek.

Hallstatt adlı Twitter hesabından alınmıştır.

7. Gölün ve çevredeki kırsal alanın muhteşem manzaralarını görmek için fünikülere binebilirsiniz.

Güney görüş noktasından, fünikülere ulaşmak için soldan bir yoldan aşağı doğru yürüyün. bin 30 metre uzunluğundaki Salzberg’in (Tuz Dağı) tepesine ulaşmak için fünikülere binip inebilirsiniz. Tuz madenini ziyaret etmeyi düşünmüyorsanız bile, fünikülerde göreceğiniz manzaralar buna değer.

Kaynak: hallstatt.net

8. Skywalk’a (Gözlem Noktası) Çıkmak

Bir zamanlar Salzberg… Yukarılardan yürüyerek “Dünya mirası” manzaralarını görün. Manzaralı bir fincan çaydan hoşlanırsanız, Rudolfsturm Restaurant’ta bir mola verin.

Hallstatt’ın Tuz Madeni’ne yolculuk

9. Hallstatt’ın “tuzlu” geçmişini öğrenin

7 bin yıllık tuz madeni, tarih öncesi dönemden günümüze uzanan büyüleyici görsel-işitsel sunumlarla Hallstatt’ın hikayesini anlatıyor. Ayrıca tulumları giyip bir madenci gibi ahşap slaytları da aşağı kaydırırsınız, oldukça ilginç bir deneyim olduğu söylenebilir.

Hallstatt’te mezarlık alanının çok küçük olmasından dolayı her 10 yılda bir mezardan kemikler çıkarılıp yeni gelen cenazeler için yer açılıyor. Çıkarılan eski kafatasları ise motiflerle süslenip Kemik Evinde sergileniyor.

10. Beinhaus’u Ziyaret Edin

Beinhaus’un İngilizcesi “Bone House”. Yani “Kemik Evi”. Burası hemen St. Michael Şapeli’nin yanında ve Hallstatt Mezarlığı’nın içinde yer alıyor. Beinhaus’un içinde bin 200’ün üzerinde kafatası ve insan kemikleri var. Bu kafataslarının 600 tanesinden fazlası aile adlarına göre boyanmış ve isimlendirilmiş bir şekilde binanın içinde duruyor.Nedeni ise Hallstatt Mezarlığı’nda yer kalmadığı için, eski mezarları açarak kafataslarını Beinhaus’un içine yerleştirmişler. 1700’lü yıllardan itibaren bu bir geleneğe dönüşmüş ve zamanla kafataslarının üzerine isimlerle birlikte çeşitli çiçek motifleri de çizmeye başlamışlar.