Turizm Bakanı küçük restoranların, kafelerin sesini işitmiyor olabilir!

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un duyurduğu paket, restoran ve kafelere Ziraat Bankası’ndan 36 ay vadeli, yıllık yüzde 7,5 faizli ve 6 aya kadar ödemesiz kredi verilmesini öngörüyor. Turizm Bakanlığı’ndan onaylı, turistik işletme belgesi bulunan ve şartları uygun olan işletmeler bu krediden faydalanabiliyor. Ersoy otelcilikten geldiği için küçük restoranların, kafelerin sesini işitmiyor olabilir. Oysa Türkiye’de istihdamın yüzde 75’ten fazlasını küçük işletmeler sağlıyor. Yüz binlerce insanın işi söz konusu…

Koca İstanbul’da turizm işletme belgeli yeme-içme tesisi sayısı 400.

Peki İstanbul’da kaç tane yeme-içme mekanı var? Mekan bilgi sitesi Zomato’ya göre 31 binden fazla.

İstanbul’da eğlence hayatının merkezlerinden Nevizade’de bile turizm işletme belgesi sahibi sadece dört adet işletme olduğunu öğrendim. Ve onlar bile destek kredisini alamıyor.

Çünkü turistik işletme belgesinin olması da yetmiyor, bir de sicilinizin temiz olması lazım. Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği Başkanı Aydın Kalaycı’ya göre “Beyoğlu’nda toplam 150 turistik işletme varsa 125’inin sicili bozuk.”

“Sicili bozuk” deyince insanın aklına türlü çeşitli olumsuz şeyler geliyor. Sanki bu restoranlar bankaları dolandırmaya kalkmış, krediyi alıp üstüne yatmışlar gibi. Oysa olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Kim salgında borcunu tıkır tıkır ödeyebildi ki? Pek çok kişi gibi restoran ve kafeler de kredi ve kart limitlerini zorladı. İçlerinde temerrüde düşenler oldu. Ve sicilleri bozuldu.

T24’de Barış Soydan’ın Restoran-kafe destek kredisi” gerçeği başlıklı haberine göre;

Sektörün uygun koşulla krediye gerçekten çok ihtiyacı var. Koronavirüs en fazla hizmet sektörünü, orada da en çok restoran ve kafeleri vurdu. Aylarca kapalı kaldılar. Ama elektrik ve su faturaları gelmeye devam etti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi su faturaları konusunda anlayışlı davranıyor ama İstanbul Avrupa yakasının elektrik dağıtım şirketi BEDAŞ, 1 Haziran’da restoran ve işletmeler açılınca fatura tahsilatı için damlamış…

Kira da ayrı problem… Mal sahiplerinden vicdanlı olanlar salgın sırasında indirimi kabul etmiş. Ama en vicdanlısı bile ine ine kiranın yarısına kadar inmiş. Birçok işletme onu bile ödeyememiş.

Aslında sektör krediden önce, Almanya’da, Amerika’da olduğu gibi devletin işletmelerin cebine para koyacağı hibe desteğine ihtiyaç duyuyor ama “dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeye kararlı” Türkiye Cumhuriyeti’nin kasasında o kadar para olmadığının herkes farkında. Hibe değil kredi olsun. Ama sadece turistik işletme belgesi olana değil, küçüklü büyüklü tüm işletmelere verilecek bir kredi… Sicil affıyla birlikte.

Bu haliyle destek kredisini büyük otellerden başka alan çıkmaz.” Bu sözler Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği Başkanı Aydın Kalaycı’ya ait. Kalaycı’ya göre Ziraat’in paketi büyük işletmeler için dizayn edilmiş: Krediler 1 milyon lira alt sınırdan başlıyor, 20 milyon liraya kadar çıkıyor. Küçük işletme 1 milyon lirayı ne yapsın, nasıl ödesin… Sektörün gerçek ihtiyacı, 50 bin, 100 bin, 150 bin liralık krediler.

Turizm Bakanı Mehmet Ersoy otelcilikten geldiği için küçük restoranların, kafelerin sesini işitmiyor olabilir. Oysa Türkiye’de istihdamın yüzde 75’ten fazlasını küçük işletmeler sağlıyor. Yüz binlerce insanın işi söz konusu. Şu anda restoran ve kafelerde çalışanların büyük kısmı ücretsiz izinde. Devletin verdiği aylık 1.170 lirayla ayakta kalmaya çalışıyorlar. (1.170 lira ile ne kadar ayakta kalabilirlerse.) Devlet desteği gelmezse birçok işletme kapanacak veya el değiştirecek, çok sayıda çalışan işsiz kalacak.

Zorunlu ücretsiz izne çıkarılan çalışanlara verdiği aylık 1.147 lirayı saymazsak iktidar bugüne kadar Koronavirüs’e karşı elini cebine atmadı. “Destek” diye açıklananların çok büyük kısmı banka kredilerinden ibaret. Yani davul bankaların, tokmak Hükümet’in elinde. Ve davulun sesi yakından hiç hoş gelmiyor…