Bir keşif gezisi: Van’ın bilinmeyen değerleri #2

Van Kalesi - Fotoğraf: Mert Gündoğdu - Düzenleme: Turizm Günlüğü

Son Güncelleme Tarihi

Yeniden hepinize merhaba sevgili okuyucularım. Bilindiğiniz üzere kısa bir zaman önce sizin için Doğunun yükselen yıldızı Van ile ilgili 3 yazı dizisinden oluşacak bir gezi rehberi ele almıştım. Şimdi ön yargıları kırıp dünyada yaşanılan en eski kentlerden biri olan Van’ı ikinci yazı dizisiyle #TGilekeşfet‘meye devam ediyoruz.

Yazıma başlamadan önce bir uyarı yapmakta fayda görüyorum. Birazdan karşılaşacağınız liste “Neden 6’dan başlıyor?” diye merak edebilirsiniz. Eğer makalemle ilk kez karşılaşan bir seyahat severseniz yazı dizimin ilki “Bir keşif gezisi: Van’ın bilinmeyen değerleri #1” adlı makalemi buradan inceleyebilirsiniz.

Van Edremit Halk Plajı

6- Ege sahillerini aratmayan plajlar

İlçe belediyelerinin hummalı çalışmaları ve güzel gayretleri sonucu halka kazandırılan bu iki güzide plaj, Van turizminin, tarihi-kültürel değerlerin yanı sıra deniz-kum-güneş üçlüsünü arayanlar için de çok uygun olduğunu kanıtlıyor. Öğrendiğimiz bilgilere göre sezon Haziran ortasından başlayıp Eylül sonuna kadar devam ediyormuş. Ama tabi yerel halkı Ekim’de de girebiliyor. Soğuğa karşı kendinize güveniyorsanız neden denemeyesiniz ki?

Özellikle şunu belirtmeliyim ki deniz suyu analizleri, ziyaretçi memnuniyeti, su sporları ve yüzme alanının ayrılması, acil durum planı, çevre yönetimi ve engelliler için barındırdığı olanaklar gibi kriterlerden tam not alan Van’nın Tuşba İlçesi’ndeki ‘Mollakasım Halk Plajı‘, denize kıyısı olmadığı halde Türkiye’de ilk kez mavi bayrak alan plaj unvanına sahipmiş.

Edremit Çiçekli Mahallesi’nde bulunan ikinci halk plajı ise kumlu yapısıyla dikkat çeken bir plajmış. Biz tabii kışın gittiğimiz için plajları göremedik ama eminim ki Van plajları, size Ege sahilleri kadar cazip gelecek.

Van Akçalı Traventerleri

7- Traventerler

Van’ın mucizevi doğal mirasları arasında yerini alan Akçalı Travertenler, şehrin Başkale ilçesinde yer alıyor. Denizli’nin Pamukkale ilçesindeki doğal oluşumlara benzerliğiyle dikkat çeken travertenlerde şifalı olduğuna inanılan kükürtlü su, yerli ve yabancı turistlerin ve eşsiz bir görüntü oluşturan buz sarkıtlarıyla fotoğraf tutkunlarının ilk tercihi oluyormuş. Fotoğrafa bakıldığında sizce de öyle değil mi?

Vanadokya

8- Vanadokya

Van’ın Başkale ilçesine bağlı Yavuzlar köyünde bulunan peribacaları, Nevşehir’in Ürgüp ilçesindeki Kapadokya’yı aratmıyor diyebilirim. Yazımın başında da söylediğim gibi batının popüler turizm özelliklerine sahip, hiç bilmediğimiz ama ön yargılarımızla hareket ettiğimiz bu şehirde keşfedilmeyi bekliyor.

Türkiye’nin Kapadokya dışında kalan diğer peribacalarını da keşfetmek istiyorsanız deneyimli turizmci Can Bekin’in Türkiye’nin gizemli peribacaları: Vanadokya, – Türkiye’nin gizemli peribacaları 2: Kuladokya ve Türkiye’nin gizemli peribacaları 3: UNESCO gerçekleri yazı dizisine göz atabilirsiniz.

Van – Muradiye Şelalesi

9- Doğanın eşsiz bestesi: Şelale ve Çağlayan

Adını Bağdat seferine çıkan Osmanlı Padişahı IV. Murat’tan alan Muradiye Şelalesi‘ni görür görmez önünde saatlerce oturmak ve tabiat ananın iş ve şehir hayatından bunalmış olan ruhumu iyileştirmesine izin vermek istedim. Ama ne yazık ki hava çok soğuk olduğundan bu düşüncelerim bir hayalden ötesine geçemedi. Bend-i Mahi Çayının kuvvetli akış gücü şelalenin daha görkemli bir manzara sunmasına neden olurken aynı zamanda soğuk havanın etkisi donan şelale sularını buzdan kristallere dönüştürmüştü. Bahar ve yaz aylarında da muhteşem görüntüler sunacağından emin olduğum Muradiye Şelalesi ayrıca kamp yapmak için de bence ideal bir mekân. Buradan kamp yapmayı sevenlere duyurulur… (:

Van Çatak yolu üzerinde ziyaretçilerin uğrak noktası olan Kanispi Çağlayanı ise akarken oluşturduğu süt beyazı renginden dolayı beyaz şelale anlamına gelen ‘kanispi’ ismini almış. En gür şekilde aktığı dönem Nisan ayı sonu olan çağlayan Ağustos’un sonlarına doğru yoğunluğu azalarak Eylül ayında tamamen kuruyormuş. Hemen yanı başında kurulmuş olan Alabalık tesisleri ise ziyaretçilerin istediği zaman canlı alabalık almasını mümkün kılan bir yermiş.

Van Edremit ve Seyirtepe

10- Edremit’te 3 bin yıllık geçmişe panoramik bakış – Seyirtepe

İlçenin önemli değerlerinden biri olan 3 bin yıllık Kız Kalesi, Edremit Belediyesi tarafından yapılan iki yıllık rekreasyon çalışması ile sonunda hak ettiği noktaya ulaşmış.

Gittiğiniz bir şehrin panoramik bakışa sahip bir noktası mutlaka vardır. Van’ın Edremit ilçesinde de bu nokta tam olarak Seyirtepe denilen yer. Havanın soğuk ve rüzgarlı olmasından dolayı çok uzun süre duramayıp keyfini çıkaramadığımız Kız Kalesi ve Seyirtepe Kafe ve Restoran başka bir seyahatimiz için aklımızın bir köşesinde yerini aldı.

Edremit’te gezilecek diğer yerler ise Menua (Şamran) Kanalı, Urartu Kralı Menua Yazıtları, Hazine Piri Kapısı, Şolar Deresi, Edremit Kalesi ve plajlar. Siz de mutlaka önerdiğimiz bu yerleri ziyaret etmelisiniz.

11- Tarihi Van Evleri

Tarihi süreç içerisinde süregelen bir kültür birikimi, Anadolu’nun coğrafi ve iklimsel özellikleri, inanç sistemi, ekonomik şartlar, yaşam tarzı gibi durumlar Van evlerinin yapımında kullanılan teknik ve malzemeler, uygulama yöntemleri ve cephe şekillenişini etkileyen faktörleri oluşturuyor. Van evlerinin yapım tarihleri çoğunlukla 1915 Ermeni isyanı ve yangınından sonrasına dayanıyormuş. Evlerin yapımında taş, kerpiç ve ahşap malzeme kullanılmasının yanı sıra yapım tekniği olarak taş temel üzerine kerpiç duvarlar örülmüş, tek katlı veya iki katlı olarak inşa edilmişler.

Van Urartu Müzesi

12- Van Urartu Müzesi

Henüz açılış tarihi belli olmayan Van Urartu Müzesi, 54 bin metrekare alan üzerinde 13 bin metrekare kapalı alanı ile Türkiye’deki en büyük müzelerden birisi olmayı bekliyor. Çalışmaların devam etmesi nedeniyle içine girip göremesek de öğrendiğimiz bilgilere göre müze, 100 bin eser sergileme kapasitesine sahipmiş.

Neolitik Döneme tarihlendirilen kaya resimleri, Hakkâri taş stelleri, kazılardan elde edilen değerli Urartu eserleri, çivi yazılı kitabeler, Akkoyunlu ve Karakoyunlu dönemlerine ait koç, koyun ve at biçimli mezar taşları ve daha birçok tarihi kalıntı, yapı içinde bulunan 16 farklı sergi holü ile ziyaretçilerle buluşturulacak. Hollerin yanı sıra konferans salonu, müze satış birimleri, çocuk atölyeleri, geçici sergi alanları, takı atölyeleri gibi farklı işlevlere hizmet eden müze mekânları da bulunuyormuş.

Van Kahvaltısı

13- Van Kahvaltısı ve Otlu Peynir

Van’ın İpek yolu üzerinde yer alması, kahvaltı geleneğinin de çeşitli ve kendine özgü lezzetlerden oluşmasına neden olmuş. Özellikle doğallığa dikkat edilen Van Kahvaltısında; hakiki Van balı, yoğurt kaymağı, süt kaymağı, yayık tereyağı, cacık, otlu peynir, örme peynir, beyaz peynir, kavurmalı-sucuklu yumurta, murtuğa, kavut, gencirun, taş fırında pişirilen lavaş ekmeği, Van çöreği, semaver çayı ve klasik diğer kahvaltı malzemeleri bulunuyor. Biz de bu lezzetleri gezimizin son gününde Eminpaşa Mahallesi üzerinde yer alan Van Denizinin (Van Gölü) hemen yanı başındaki Sütçü Kahvaltı & Cafe‘de deneyimledik.

Eğer “Van’da nerede ne yenir?” diye merak ediyorsanız bir önceki seyahat yazıma buradan göz atabilirsiniz.

Tadı, aroması ve üretim kalitesiyle Van ile özdeşleştirilen ve bir şehir markası haline gelen Otlu Peynir, koyun sütü üretiminin artması ve birçok otun bahar aylarında yetişmesi nedeniyle bahar aylarında üretiliyormuş. Sirmo, mendi, heliz, yabani nane, kekik başta olmak üzere Otlu Peynire 25 değişik ot daha katılabiliyormuş. Besin değeri oldukça yüksek olan bu peynir, karakteristik yapısı ile hem ilgimizi hem de beğenimizi kazanmasının yanı sıra hazmı kolaylaştırması ve insan sağlığına zararlı mikroorganizmaları etkisiz hale getirmesi nedeniyle yerli halk tarafından da organik bir ilaç olarak kabul görüyormuş. Ayrıca C vitamini yönünden de dünyanın en zengin peyniri olma özelliğini taşıyormuş.

14-  El emeği, göz nuru bir meslek: Savatçılık

Arapçada “kara” anlamına gelen “esvad” sözcüğünden gelen Savat, gümüş üzerine sürülen siyah renkli savat çamuru ile yapılan bir el sanatı. Anayurdu Kafkasya bölgesi Dağıstan olan Savatçılık, Osmanlı döneminde altın devrini yaşamış. Savat’ın üstüne uygulanacak gümüş eritilerek tel ya da plaka haline getirilip gümüş eşyaya, kakma usulü ile desen oluşturulur ve Savat çamuru, 750 derece ateşte eritilirmiş. Hazırlanan savat çamuru, gümüş satıh üzerine sürülerek daha tesviye edilip cilalalanarak insanların beğenisine sunuluyormuş.

Bizde tüm bu detayları öğrenmek için Arubani Gümüş Merkezi‘nin yoluna koyulduk. İçeri girer girmez sizi envayi tür süs eşyası karşılıyor. O tarihi havanın çekim merkezinde her birinden sadece bir tane olan Savatlı muskalıklar, hamayiller, gerdanlıklar, saç tokaları, saç bağları, tepelikler, bilezikler, yüzükler, kemerler, hızmalar, küpeler ile karşılaşacaksınız.

Sanıyorum ki merkezi 4 kez turladıktan sonra benim için en güzel olan parçayı buldum. Yukarıda da fotoğrafını görebilirsiniz. Size de bu kadar parça arasından en güzelini seçerken bol şans diliyorum (:

Van Kilimleri-Turizm Günlüğü

15- Van Kilimleri

Binlerce yıl sabrın adeta sanata dönüştüğünü gösteren halı-kilim dokumacılığı Anadolu’nun her köşesinde olduğu gibi Van’ın da göz bebeği. Birbirinden farklı teknik ve güzelliklerde meydana getirilen kilimler, yarım asır öncesine kadar yer tezgâhlarında çift kanat (şak) şeklinde, büyük boyutlu dokunurken günümüzde dikey tezgâhlarda ve daha küçük ebatlarda üretiliyormuş.

Kilim üzerinde genel olarak kırmızı, siyah, natürel kahverengi, lacivert ve natürel beyaz olarak adlandırılan kirli Van beyazı renkleri hakimmiş. Bunun sebebi de kış mevsiminin oldukça uzun geçmesinden dolayı oluşabilecek kirlenmeyi saklayabilmekmiş.

Van’da dokunan kilimlerin en önemli özelliği ise kadınların duygularını yansıtmak için kilimleri bir araç olarak kullanmalarıymış. İsimleri ve motifleri ile adeta bir medeniyetler müzesi hissi veren kilimlerden bazıları şöyle: Canbezar, Gülhazar, Lüleper, Gülsarya, Şahvani, Gülgever…

Yazı dizimin üçüncü ve son listesiyle görüşmek üzere…

Bilinmeyenleri ve az bilinenleri #TGilekeşfet‘meye ve bizi instagram hesabımız (@turizmgunlugu) üzerinden takip etmeye devam edin (: