Türkiye’nin çalınan tarihi hazineleri

Ülkemiz sayısız arkeolojik yerleşim alanı ile adeta tarihi eser cenneti olan çok önemli bir ülke. Hal böyle iken, Türkiye’nin tarihi hazinelerinin büyük kısmı yıllar boyunca iştahı kabaranlar tarafından çalınarak yabancı ülkelere kaçırıldı.

Anadolu’da boy göstermiş başlıca medeniyetleri şöyle sıralayabiliriz; Hattis, Hurris, Asuriler, Hititler, Frigler, Urartular, Lidyalılar ve Likyalılar. Bu medeniyetlerden birçoğunda tanıdık efsane geliyor. Birçok tarihi yapı, ana arkeolojik sitelerde gururla sergilenmekte olup, bazıları ise Truva, Bergama, Efes, Priene, Didyma, Hierapolis, Afrodisias, Herakleia, Olympos, Patara, Xantos, Halikarnas, Perge ve Aspendos’tur. Bununla birlikte daha birçok sahil köyü ve kasaba etekleri tarihi eser kalıntılarıyla adeta kutsanmıştır.

Kırsal alanların zenginliği, tarihi ve arkeolojik alanların yüksek sayısı, Türkiye’nin mirasının korunması açısından oldukça zorlayıcıdır. Ancak bu alanları korumak için bugüne kadar çok fazla yasal düzenlemeler yapılmış olup, tarihi eser kaçaklığının önlenmesi için çok sert kanuni tedbirler getirilmiştir.

Kaçakçılığın tarihçesi

18. ve 19. yüzyıllarda Anadolu’dan yabancı ülkelere bir dizi tarihi eser kaçırıldı ve şimdi bunlar bu Ülkelerin önde gelen müzelerinde sergileniyor ya da müzayedeye tabi tutuluyor. Bunlar Amerika, Birleşik Krallık, Rusya, Fransa, İtalya ve Danimarka da dâhil olmak üzere, birçok ülkenin önemli müzelerinde bulunan büyük tarihi eserlerden meydana gelmekteydi. Türkiye’nin tarihi ve kültürel hazinelerle dolu olduğu, yıllar boyunca bu kadar çok hazinenin kaçırıldığı veya çalındığı konusunda birçok araştırma ve yazılar yayınlandı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü yıllardır gümrük kontrolleri yoluyla ele geçirilen, müzelerde sergilenen veya müzayedelerde satışa sunulan eserleri izlemek için Dışişleri Bakanlığı ile işbirliği içinde çalışıyor. Bakanlık yabancı ülkelere kaçırılan tarihi eserlerin takibini titizlikle yapmaktadır. Bu arada Truva Hazinelerinin Rusya’dan geri dönüşünü sağlamak adına 17 yıldır mücadele veriliyor.

150 bin eserimiz kaçırıldı

Yurt dışındaki müzelerde ülkemize ait 80 bin eser yer almakta olup, özel koleksiyonlar ve müze depolarıyla birlikte toplam 150 bin tarihi eserin kaçırıldığı tespit edilmiş bulunmaktadır. Bu üzücü ve düşündürücü durum için sorumlu tutulacak birçok kurum mevcut. Bu sorumluluğa cehalet veya eğitim eksikliğinin de dâhil edilmesi isabetli olacaktır. Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarının tarihsel değerini ihmal ettiği bu nedenle özellikle Almanların Bergama kentini 1867’den itibaren başlayarak aralıksız olarak günümüze dek kazmaya devam ettiği biliniyor. Hal böyle olunca bu antik bölgeden 1870-90 arası 26 yıl boyunca gemiler dolusu taşınan tarihi eserlerimizle Berlin’de Pergamon (Bergama) adlı müzeyi açma cesareti göstermişlerdir.

Emperyalist ülkeler adeta bir güç göstergesi niteliğinde Osmanlı’nın zor günlerinden yararlanıp yasalara aykırı şekilde eserleri Ülkemiz topraklarından kaçırarak kendi halkına ‘bu eserleri ayağınıza kadar getirdik’ mesajı vermişlerdir. Tarihi eser yağması yıllardır adeta aleni bir şekilde ve ulu ortam gerçekleştirilmiştir. Bu beş ülke (Almanya, Fransa, İngiltere, Avusturya ve Amerika) müzelerini Osmanlı’nın Şam ve Bağdat vilayetlerinden ve Anadolu’nun dört bir yanından kaçırdığı eserlerle doldurmuşlardır.

Türkiye’nin Tarihi Hazinelerini Geri Kazanacak Müzelerle Kültür Savaşları

Yasal savaşlar yıllardır devam etmekle birlikte, Ülkemiz ilgili kurumları son on yıldır dünyanın dört bir yanındaki müzelerin eserleri iade alma çabalarını hızlandırmıştır. Ancak Türkiye’nin kararlılığı konusundan rahatsız olan pek çok yabancı uzman olayı çarpıtarak Türkiye’nin Uluslararası sanat savaşı ilan ederek istenilen paha biçilmez tarihi eserleri geri almadığı sürece Ülke sınırları içerisindeki kazı izinlerinin yenilenmeyeceği ve tehditlerini yenileyerek yeni oyunlar oynamakla suçladı.

Oysa Türk yetkililer haklı olarak bu iddiayı kabul etmeyip gerekli resmi itirazlarını yaptılar.
İyi haber şu ki, Türkiye’nin arkeolojik hazinelerini geri kazanma savaşındaki kararlılığı göz önünde bulundurulduğunda, kaçakçıların paha biçilmez hazineleri satmadan önce iki kez düşünmeleri gerekecektir. Önümüzdeki yıllarda, kaçakçılık halkalarının başarılı bir şekilde ortaya çıkarılmasının başarılı olacağını ve eserlerin Türkiye’ye geri dönmesi veya eserlerin iadesi için önde gelen müzeler ile tatmin edici anlaşmalar yapılarak kendi Ülkemiz müzelerinde güvenli bir şekilde sergileneceğini ümit ediyoruz.


Yazarın notu: Ülkemizdeki yüz yıllardır meydana gelmiş tarihi eser kaçakçılığı ve talanı ile ilgili internet ortamında oldukça fazla bilgi mevcuttur. Merak eden okuyucularımız burada mevcut ciddi kaynaklardan detaylı bilgilere ulaşabilirler. Kendi topraklarından ve özünden koparılıp yabancı memleketlerde teşhir edilen varlıklar gibidir tarihi eserler. Bana göre kölelik düzeninin taş ve mermerde vücut bulmuş cansız halidir. Roma döneminde kendi topraklarından koparılıp esir pazarlarında satılan cariye köle misalidir. Konu aslında çok üzücüdür.

Sevgi ile kalın
Can Bekin