Bilecik’te görülmesi gereken yerler

Arkadaş ortamlarında, karikatürlerde, sosyal medyada hakkında birçok espri üretilen Bilecik; göletleri, şelaleleri, yayları ve daha birçok güzelliğiyle yavaş yavaş doğaseverlerin gözdesi hâline geliyor.         

Bilecik’in bırakın nerede olduğunu, varlığını bilmeyenlere bunu ispat etmek isteyen Bileciklilerin argümanları da genelde aynıdır. Osmanlı’nın kurulduğu yer denir. İkincisi, dört bölgede de toprakları olan tek il olması. Gerçi şöyle bir durum da var: Her ne kadar Bilecik’in nerede olduğunu bilmeyenler çoğunlukta olsa da buna tezat bir şekilde Bilecik’te askerliğini yapanların sayısı da azımsanmayacak derecededir.

Eskiden yaşamak için Bilecik çok talep görmüyordu. Özellikle gençler küçük şehir baskısı, eğlence hayatının olmaması ya da okuma gibi nedenlerle büyük şehirlere gitme peşine düşüyordu. Son zamanlarda şehir yoğun göç alıyor ve yeni açılan fakülteler sayesinde öğrenci nüfusu artıyor. Bu durumda eski evler yıkılıp apart tipi yapılar arttı.

Osmaneli Evleri Genç Osman Konağı

Geleneksel Osmaneli Evleri

Bilecik’in doğası gerçekten hayranlık uyandıracak derecede güzel. Yeşile doymamanızın imkânı yok. Bu şehir ve ilçe merkezleri için de geçerli. Şeyh Edebali Türbesi, Ertuğrul Gazi Türbesi, Bilecik ve Söğüt müzeleri gibi yerleri şehir merkezindeyken rahatlıkla gezebilirsiniz. Sonuçta şehir çok büyük değil. Güzel bir planlamayla aynı gün ilçelerdeki diğer güzellikleri görme imkânınız da olabilir. Osmaneli’de bir Rum kilisesi var; diğer Rum kiliseleri gibi bunun da adı Aya Yorgi! Osmaneli’ye gitmişken tarihî evler de ilginizi çekebilir.

Bilecik’te geçmişte ipek böceğinin çok önemli bir geçim kaynağı olduğunu hatırlatalım. Osmaneli’deki bu geleneksel evlerin en büyük özelliği, ipek böceği yetiştirmeye elverişli düzende yapılmış olması. Evin düzeninin haricinde sofadan ayrı bir merdivenle ikinci kata ulaşılıyor ve burası ipek böceklerinin yetiştirilmesine uygun olarak, tek hacimli, bölmesiz olarak tasarlanmış alanlar.

Kömürsu Yaylası

Yemyeşil Yaylalar

Şehirden uzaklaşıp doğada vakit geçirmek isteyen kampçıların, yürüyüşçülerin ya da piknikçilerin Bilecik’e ilgisi aslında son zamanlarda artmaya başladı. İstanbul’dan Bilecik’e ulaşmak çok uzun sürmüyor; Anadolu Yakası’ndan 170-180 kilometre kadar. Kampçıların ilk tercihleri, göletlerin çevresi.

Pazaryeri ilçesindeki, birbirine çok uzak olmayan Büyükelmalı, Küçükelmalı ve Bozcaarmut göletleri, sanırım en çok tercih edilenler. Bozcaarmut Göleti’ne gittiyseniz onun yakınındaki, çam ormanlarıyla kaplı Kamçı Yaylası’nı da kamp yeri olarak seçebilirsiniz. Bilecik’in diğer meşhur yaylaları, Bilecik’ten daha meşhur olan Bozüyük ilçesinde.

Çam ve köknar ağaçlarıyla kaplı Sofular Yaylası; endemik bitkiler ve kekik kokuları arasında gezebileceğiniz Çiçekli Yayla; göz alabildiğine köknar, karaçam, kayın, ardıç ağaçları ve envaiçeşit çiçeklerin olduğu Kömürsu Yaylası.

Suuçtu Şelalesi

Şelale Avcıları Buraya 

Yenipazar ilçesi, Yukarıçaylı köyüne iki kilometre uzaklıktaki Suuçtu Şelalesi, 875 metre rakımda bulunuyor. Yaklaşık 30 metre yükseklikten düşen suyu, küçük bir havuzda toplanıyor. Etrafı yemyeşil olan suyu biraz soğuk olsa da meraklısı çok.

İnhisar Şelalesi, “Çalkara Şelalesi” olarak da biliniyor. Bunun sebebi çok gizemli değil; İnhisar ilçesinden Çalkara yönüne giderken yol ayrımlarında sol tarafları takip ederek şelalenin bulunduğu bölgeye geliyorsunuz. Aracınızı park edip bir süre yürümeniz gerekiyor. Suyun sesini duysanız da görmek için biraz sabırlı olmanız gerek. Zira ancak vadinin dibine indiğinizde meyve ağaçları arasındaki şelaleye ulaşabiliyorsunuz. Bu şelale ise Sündiken Dağları’nın yamaçlarında, 520 metre rakımda bulunuyor ve suyu yaklaşık 8 metreden düşüyor.

Bilecik merkeze en yakın şelale, Kınık Şelalesi. Bilecik-Bursa yolunda ilerlerken Yarhisar’a dönüp yaklaşık altı kilometre sonra Kınık köyüne ulaşıyorsunuz. Köyden de neredeyse bir o kadar ilerlemelisiniz. 360 metre rakımdaki bu şelale, özellikle mart ve nisan gibi ilkbahar aylarında daha etkileyici oluyor. İncir ve çınar ağaçlarının gölgelerinde oturup 10 metreden düşen suyu izlemek inanılmaz huzur veriyor.

Harmankaya Kanyonu

Harmankaya Kanyonu

Bu kanyonu tam anlamıyla gezmek istiyorsanız siz de tam bir gün ayırmak isteyebilirsiniz. Zaten kanyonun içine girecekseniz geç bir saatte bu aktiviteyi yapmamaya özen gösterin yoksa hava kararmaya başlayınca çok tehlikeli olabilir.

Yenipazar ve İnhisar ilçeleri arasında bulunan Harmankaya Kanyonu, 260 hektarlık alanı kapsıyor ve tabiat parkı ilan edilmiş durumda. Kanyona Karahasanlar köyünden girip Harmanköy’den çıkabiliyorsunuz. Yaklaşık üç kilometre uzunluğunda ve beş metre genişliğinde. Kanyon içinde 25 metrelik ve 20 metrelik iki büyük şelale ve onlarca küçük şelaleler görmeniz mümkün.

İnhisar Mağarası

Son olarak ismini bulunduğu ilçeden alan İnhisar Mağarası’ndan bahsedelim. Mağara tam anlamıyla turizme açılmış bir hâlde değil. Ama bu ziyaretçilerini durdurmuyor. Derinliği yüzeyden yükselerek 40 metreye kadar ulaşan mağaranın uzunluğu 170 metre. Kısmen tahrip edilen İnhisar Mağarası’nda binlerce yarasa bulunuyor.

Kaynak : Duvar Gazetesi Yazarı Serpil Kurtay