Yenilebilir böceklerin sağladığı 5 katkı

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre ilk basamakta zorunlu ihtiyaçlar yer almaktadır. Bu basamağın içerisinde yer alan zorunlu ihtiyaçlardan biri de beslenmedir (bu yazının asıl konusu beslenme oluşturduğundan, zorunlu bir ihtiyaç olarak yalnızca beslenmeden bahsedilmektedir).

En basit haliyle beslenme, insanların yaşamını sürdürebilmek için vücudunun ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral, enerji vb. gibi maddeleri yiyecek ve içecekler yoluyla giderme olarak tanımlanabilir. Ancak, bu yönüyle beslenmenin sadece fizyolojik ihtiyaç boyutunu ele almış oluruz. Oysa, beslenme hem kültürle bağlantılıdır hem de, yalnızca hayatta kalmak ve doymak için değil, lezzet deneyimi yaşamak için de yiyecek ve içecekleri tüketiriz ve tadımlar yaparız.

Her toplumun kuşaklar öncesine dayanan veya asırlardır süregelen bir mutfak kültürü ve yemek yeme alışkanlığı vardır. Beslenme anlayışı coğrafi konum, dini inanışlar, gelenek-görenekler, ekonomik güç, yaşam tarzı, iklim vb. unsurların etkisiyle şekillenmektedir. Bir toplumda kabul gören lezzetler, pişirme yöntemleri, malzemeler vs. diğer bir toplumda reddedilebilmektedir. Yada her iki toplumunda tükettiği bir yiyecek kullanıldığı yere, miktara, öneme, hazırlanış biçimine, servisine ve daha pek çok şeye göre değişebilmektedir.

Dünyadaki varlığını devam ettirebilmek için insanlar, gelişmeleri yakalamaya ve uyum sağlama çalışmaktadır. Bu doğrultuda günlük eylemler farklılaşabilmektedir. Bu durum, ister istemez beslenme tarzını ve anlayışını da etkilemektedir. Şuan yavaş yavaş da olsa artan bir şekilde gündeme gelmeye başlayan yenilebilir böcekler, gelecekte temel protein kaynağı olabileceği düşünülmektedir. Değişimleri kabul etme düzeyi kişiden kişiye değişmektedir. Kuşkusuz bu ayrışma durumu, böcekle beslenme trendinde de kendini gösterecektir. Böceklerin bir besin kaynağı olarak görülmediği ülkelerde genel itibariyle böceklerden korkma ve iğrenme gibi negatif bir ön yargı mevcuttur. Yine de buna karşın, “böcekler kesinlikle tüketilmeyecektir” denilemez. Belki kimi tüketiciler “böcek” ve “yemek” kavramlarının yan yana kullanılmasını dahi kabul etmeyecek, belki de kimi tüketiciler (örn. macera, heyecan, yenilik ve farklılık arayanlar) ise bu lezzeti denemeye hevesli olacak ve tekrar tatmak isteyecek. Ancak bu deyiş de, “beslenme açısından böcek yemek bir zorunluluk olmaktan uzak, tüketiciler tarafından arzu edilmesi durumunda tercih edilebilen ve tüketilen bir gıda olacaktır” görüşünü destekler nitelikte anlaşılabilir. Acaba öyle mi?

Dünya nüfusunun 2050 yılına değin 10 milyonu geçeceği tahmin edilmektedir. Nüfus artışına bağlı olarak, gıdaların insanların tamamına yetmeyeceği düşünülmektedir. Alternatif besin kaynağı olarak böceklerin yenilmesi önerilmektedir. Bunun sebebi ise, yenilebilir böceklerin sağlamış olduğu bazı katkılardır. Kısaca sağladığı katkıları ele almak gerekirse;

1) Yenilebilir Böceklerin Sürdürülebilir Gıda Olarak Kullanımı

Her geçen gün artan dünya nüfusu buna karşılık her geçen gün kaynakların azalmasına sebep olmaktadır. Kaynakların azaltılması ile insanların su, gıda, yakıt gibi temel ihtiyaçları bulması zaman içerisinde çok zor olacağı düşünülmektedir. Bu sebepten dolayı gelecek adına gıda ve beslenme ile ilgili kaynaklar üzerinde yeni yollar keşfedilmesi gerekmektedir. Kahraman (2019) ‘nın araştırmasında vermiş olduğu bilgilere göre FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü)’ya göre gelecekte artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılayabilmek için dünya gıda üretiminin %60 arttırılması gerektiği söylemektedir. Bunun yanı sıra gıda üretiminin %60 artmasının negatif yönleri de bulunmaktadır. Gıda üretimindeki bu artış içme suyunun ve barınma alanlarının eksi yönde ilerlemesine sebep olacak ve insan ölümlerinde artışlar meydana gelecektir. Gıda üretiminin temel kaynaklarından birisi olan tarım sektöründen ürün sağlanırken tarım kadar hayvancılıktan da yüksek derecede ürün sağlanmaktadır. Bir araştırmaya göre hayvan ürünlerinden sağlanan gıda üretimi sonucu yaklaşık olarak %37 metan gazı açığa çıkmaktadır. Bu nedenle tarım ve hayvancılıktan sağlanmaya çalışılan gıda üretimi artan nüfusun talebi karşılaması düşüncesi yanlış olmaktadır. İşte bu sebeplerden dolayı gıda üretiminde yeni yollar araştırılmalıdır. FAO’ ya göre bu yollardan birisi yenilebilir böceklerden geçmektedir. Yenilebilir böcekler, yapılan araştırmalara göre insan sağlığı için oldukça faydalı besin kaynaklarıdır. Protein ve aminoasit bakımından oldukça zenginlerdir. Aynı zamanda yağ asitleri, vitamin ve mineraller bakımından da yenilebilir böcekler önemli gıda bileşenlerine sahiptir. Sağlık açısından önemli bileşenlere sahip olan yenilebilir böcekler günümüzde ve gelecekteki gıda sürdürülebilirliği için önemli besin kaynakları olabileceği düşünülmektedir.

2) Yenilebilir Böceklerin Doğa İçin Katkıları

Böceklerin doğa için birçok faydası bulunmaktadır. Ekolojik sistem içerinde insanların yaşaması için çeşitli yararları olan böcekler doğanın önemli bileşenleridir. Mesela bitkilerin üretim sürecinde böceklerin rolü yadsınamaz bir gerçektir. Kahraman (2019) ve Ingram, Nabhan ve Buchmann, 1996, Van Huis vd., 2013)’e göre bitkilerin üreme sürecinde 100 bin tozlayıcı olduğu tespit edilmiştir. Bu türlerin ise yaklaşık olarak %98’i böceklerden oluşmaktadır. Dünya’daki temel gıdalar ve ürünlerin ortaya çıkarılmasında yaklaşık olarak 100 masül’den dörtte üçünün üretim sürecinde böcekler etkili olmaktadır. Bu da tarım ve doğa için böceklerin çok fazla etkisi olduğunun en büyük göstergesidir. Tarımsal ekosistem için önemli bir aracı olan böceklerin bu süreçte zararlı olup olmadığına bakıldığında Endonezya’daki pirinç tarlalarında yapılan araştırma dikkat çekmektedir. Araştırmaya göre tarladaki 500 faydalı böcek türünden 370‘nin zararsız olduğu tespit edilmiştir. Böcekler sayesinde doğa insan yaşamı için faydalı olan bal, ipek, süt gibi gıda ürünleri üretilirken kozmetik alanında da çeşitli ürünlerin ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Yıl da tahmini olarak 1,2 milyon ticari bal üretildiği söylenirken, 90 bin tondan daha fazla da ipek üretilmektedir. En çok bilenen böcekler arasında yer alan arı ve ipek böceğinin de hem insanlar için hem de doğa için katkısı yadsınamaz bir gerçektir.

3) Yenilebilir Böceklerin Turistik Ürün Olarak Kullanımı

Değişen tatil alışkanlıklarının yanında değişen yeme içme alışkanlıklarıyla beraber turizm işletmelerinin de menülerini etkileyen gastronomi trendleri turistlere farklı bir deneyim kazandırıyor. Dünyadaki gastronomi trendleri arasına girmeye başlayan yenilebilir böceklerde birçok ülkenin sofrasına girmeye de başlamıştır. Bu alanla ilgilenen ve gastronomi meraklısı olan turist gruplarına yönelik kazanılabilecek yeni bir alan olacağı düşünülmektedir. Yenilebilir böcek festivali, yenilebilir böcekler menüsü, böcek inceleme alanları, yenilebilir böcek müzesi gibi farklı turistik ürünler ile kazanılabilecek yeni bir ekonomi kolu olması ile ilerleyen yıllarda turizm sektöründe yer alacaktır. Güneş, Sormaz, Nizamlıoğlu (2017)’ye göre Müslümanlığın etkin olduğu Türkiye’de yerel halkın çok da sıcak bakmadığı yenilebilir böcekler dini kabuller sebebiyle çok tercih edilmemektedir. Literatürdeki kaynaklar incelendiğinde İslam dinin kutsal kitabı Kur’an ‘da çekirge hariç diğer tüm böcekler haram olarak yer almaktadır. Bu sebepten dolayı Müslümanlık inancına sahip olan ülkelerde turistik ürün olarak kullanılması çok zor olan yenilebilir böcekler ürünü sadece çekirge ile ilgili ürünlerin ortaya çıkarılması ile alternatif sağlanabilir. Bu konu ile ilgili çok net bir bilgi bulunmaması sebebiyle İslam dininde konunun daha derinlemesine araştırılması ve insanlara buna göre daha doğru bilgi verilmesi gerekmektedir. Bu sebepten dolayı sağlık açısından faydalı olan birçok yenilebilir böcek türü olduğu ile ilgili insanlara bilgilendirmeler yapılmalı hem akademik anlamda hem de güncel hayatta çeşitli eğitimler yapılmalıdır. Özelikle helal konsepti otellerde çeşitli uygulamalar yapılarak aşılabilecek bu durum tıpkı et ve et ürünlerindeki kullanılan helal sertifikasyon uygulaması gibi olmalıdır. Gerekli sertifikasyon ve sağlık açsından herhangi bir engel olmadığı ile ilgili yeterli bilgilendirme yapılması ve dini açıdan bir sorun olmadığının dile getirilmesi ile yenilebilir böcekler turisttik ürün olarak kullanılabilecektir.

4) Yenilebilir Böceklerin Sağlığa Katkıları

Normalde hayvanlardan insanlara çeşitli hastalıkların geçme riski bulunmaktadır. Buna karşın araştırmalarda böcek yemenin insan sağlığı açısından bir zararı olmadığı ancak, böceklerin tarım kimyasallarından etkilenmesi durumunda tehlike oluşturabileceği söylenmektedir.

5) Yenilebilir Böceklerin İstihdama Katkıları

Yenilebilir böceklerin küçük alanlarda yetiştirilebilmesi, daha az miktarda yeme ihtiyaç duyması, atıklarla beslenmesi, daha hızlı çoğalması, ekonomik olması gibi yönleri pazara girişi kolaylaştırabilmekte ve bir iş sahası yaratabilmektedir.

Böceklerin daha az paketlenmiş, taze, doğal, sağlıklı, besin değeri yüksek (protein, vitamin ve mineral), ekonomik olması açlık sorununu çözmek bakımından ‘böcek yemeye teşvik edilmesini’ etik kılar mı? Böcek yemek tek çözüm mü? Başka bir seçenek yok mu?

Böcekler, geçmişten bugüne kadar bazı toplumlarda kimi zaman mecburi kimi zaman ise damak zevkine hitap eden ayrı bir lezzet olarak tüketilmiştir ve tüketilmeye de devam etmektedir. Çeşitli ülkelerde elbette böcekler günlük yaşamda tercih edilebilen sıradan yiyecekler olabilir.

Lombardi (2015) ve Kibar (2017) ele aldıkları yazıda, açlık sorununun oluşumunda neyin zemin hazırladığına dikkat çekmektedir. Söz konusu problemin temelinde ‘kapitalizm, çokuluslu şirketlerin aşırı kazanç hırsı, israf, gelir ve kaynakların adil dağıtılmaması’ olduğu belirtilmektedir. Kısaca, ekonomide benimsenen yöntemlerden kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Bununla beraber Kibar (2017) böcek yemenin tam manasıyla açlık sorununu çözmeyeceğini, asıl sorunun üstünü örteceğini ve bu nedenden ötürü etik olmadığını belirtmektedir. Ayrıca Lombardi (2015), böcek yemeden de herkesi beslemenin mümkün olduğunu, fakat kapitalizmin bir engel teşkil ettiğini ifade etmektedir. Yenilebilir böceklerle ilgili öne çıkan birçok alt başlık bulunmaktadır. Bunlardan üçüne bu yazıda yer verilmiştir:

a) Ekonomi: Çözüm olarak uluslararası düzeyde kaynakların planlanması ve işbirliği yapılmasını ve kapitalist yaklaşımın terk edilmesi gerektiğini önerilmektedir (Lombardi, 2015).

b) Alternatif Protein Kaynakları: Bilimsel ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda protein içeren alternatif besinlerin olabileceği düşünülmektedir. Çeşitli örnekler vermek gerekirse bunlar:

  1. Bazı işletmeler gerçek et tadını ve lezzetini aratmayacak bitki bazlı köfteler, sosisler ve kıymalar üretmektedir. Geleceğin proteini olarak nitelenen “bitki bazlı protein pazarının” daha da büyüyeceği tahmin edilmektedir.
  2. Hayvanlara zarar vermeden belirli miktarda alınan kas kök hücreleri ile laboratuvarlarda yapay et üretimi yapılmaktadır. Dışarıdaki etlere nispeten, daha temiz, sağlıklı ve çevreye karşı daha duyarlı olduğu belirtilmektedir.
  3. Gen dizilimi ve 3D baskı teknolojisiyle inek sütü üretilmeye yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca, soya, pirinç, ceviz, badem, yulaf, Hindistan cevizi gibi çeşitli besinlerden elde edilen bitkisel süt üretimi de giderek yaygınlaşmaktadır.
  4. Bakteri, su yosunu, maya ve mantarlardan yararlanarak protein üretilmesi ile ilgili arayışlar bulunmaktadır (Demirel ve Şentürk Demirel, 2018).
  5. Bir diğer alternatif ise, yağlı tohumlar ve küspeleri, bakliyatlar, tahıllar, yeşil sebze ve yapraklardır (Çetiner, Miray ve Ersus Bilek, Seda, 2018).
  6. Balık tüketimi de bir alternatif olarak sunulmaktadır. Barramundi cinsi balığın gelecekte ön plana çıkacağı düşünülmektedir (Gökırmaklı ve Bayram, 2018).

c) İsraf: FAO’nun resmi sitesinde yer alan bilgilere göre, şuanda 800 milyondan fazla kişi gıda yetersizliğiyle karşı karşıyadır. Oysa TEMA (4 Haziran 2015), tüketilen gıdanın %50’si yani yaklaşık 300 milyon ton gıda maddesi israf edildiğini ve bu oranın neredeyse günümüzdeki gıda yetersizliğiyle mücadele eden insanların ihtiyaçlarını karşılayacağı gibi, tarımsal kaynaklı sera gazı salımının 3’te 1’ini azaltabileceğini belirtmektedir. Aynı zamanda, gıda israfı içilebilir suyun da israfı anlamına gelmektedir ve çok önemli bir oran bu şekilde çöpe gitmektedir.

Gerçekten de günümüzde tarladan toplanan ürünler pazara ulaşmadan, aldığımız ekmekler ertesi günü bulmadan, tabaklarımızdaki yemekler ve bardaklarımızdaki içecekler bitmeden çoğu çöpe gidiyor. İnsanlığın bir kısmı açlıkla mücadele ediyor, diğer bir kısmı ise varlık yönetimiyle! Burada ihtiyacımız kadar tüketmek, doğaya saygı duymak, gezegensel kaynakların sonsuz miktarda olmadığının bilincinde olmak, atık dönüştürmek ve atığı farklı bir alanda tekrar kullanmak, zorunlu beslenme ihtiyacını karşılayamayan insanlara karşı empati kurmak, çözüm yolu aramak ve hassasiyet göstermek önem kazanmaktadır. Çünkü tüketim yaklaşımımız yalnızca kişisel kaynaklarımızın değil, gezegensel kaynaklarımızın da akıbetini de belirlemektedir!

Yazarlar

Zihni Bilir
Tourism Management Master Degree Student
Necmettin Erbakan Unıversty

Ebru Avcı
Tourism Management Master Degree Student
Kocaeli Unıversty

Kaynaklar

Luca Lombardi (2015). “Bırakın Böcek Yesinler”– Gıdalar ve Kapitalizmin Geleceği (Çeviren: Cem Yarar). Vira Verita, 71-89.
TEMA (4 Haziran 2015). “2050’de üç tane dünyaya ihtiyacımız olacak!” yazısı.
Gökırmaklı, Çağlar ve Bayram, Mustafa (2018). Gıda İçin Gelecek Öngörüleri: Yıl 2050. Akademik Gıda, 16(3): 351-360.
Çetiner, Miray ve Ersus Bilek, Seda (2018). Bitkisel Protein Kaynakları. Çukurova Tarım Gıda Bil. Der. Çukurova, 33(2): 111-126.
Demirel, Ramazan ve Şentürk Demirel, Dilek (2018). Tek Hücre Proteinlerinin İnsan ve Hayvan Beslemede Kullanımı. Iğdır Üni. Fen Bilimleri Enst. Der. 8(3): 327-336.
Kibar, Sibel (2017). Böcek Yemenin Nesi Yanlış? ÇAKÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 8(1): 96-113.
FAO (2013). Edible insects: future prospects for food and feed security.
Kahraman (2019). Geçmişten Günümüze Gastronomi Trendleri: Potansiyel Yerli Turistlerin Yenilebilir Böcekler Akımına Yönelik Algılarının Ölçülmesi, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Balıkesir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Balıkesir.
Ingram, M., Nabhan, G. ve Buchmann, S. L. (1996). Our Forgotten Pollinators: Protecting the Birds And Bees. Global Pesticide Campaigne , 6(4), 1-12.
Güneş E., Sormaz, Ü. ve Nizamlıoğlu, H. F. (2017). Gıda ve Turizm Sektöründe Böceklere Yer Var Mı? Uluslararası Türk Dünyası Turizm Araştırmaları Dergisi, 2(1), 63-75.
Mankan, E. (2017). Gastronomide Yeni Trendler-Yenilebilir Böcekler. International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 12(3), 425- 440.