Numan Olcar: Bir sonraki krizin daha kolay olacağını beklemek fazla iyimserlik olur

Olcartour Yönetim Kurulu Başkanı Numan Olcar

Yayına hazırlayan: Cem Bişkin


“Türkiye Turizmi, Kriz Yönetimi ve COVID -19” başlıklı dosya konumuzun altıncı konuğu Olcartour Yönetim Kurulu Başkanı Numan Olcar…

Olcartour Yönetim Kurulu Başkanı Numan Olcar, coronavirus pandemisi sürecinde Türkiye’de turizm sektörü için alınan önlem ve aksiyonlar; bundan sonraki süreçte atılması gereken adımları değerlendirdi.

Numan Olcar, acentalar ile havayolu firmalarının kriz dönemindeki ilişkilerinin de sınıfta kaldığını belirterek; havayolu firmalarının ve acentalarının nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini anlattı.

Dosya konumuz kapsamında yönelttiğimiz sorulara Olcartour Yönetim Kurulu Başkanı Numan Olcar verdiği yanıtlar şu şekilde:

“YAŞADIKLARIMIZ ANCAK FİLMLERDE GÖREBİLECEĞİMİZ SENARYOLARDAN BİRİYDİ…”

Dünya’daki turizm ülkeleri coronavirus sürecini sizce yönetebildi mi? Başarılı bulduklarınız hangileridir?

Bu tabi ki hiç beklenmedik ancak filmlerde görebileceğimiz senaryolardan biriydi… Ne yazık ki gerçek oldu.

Yaşadığımız süreçte ise Dünya’nın aslında bu nevi bir kriz için bir altyapısının / kaçış planının olmadığı, tam anlamıyla gafil avlandığı ve gelişmeler karşısında da aldığı tedbirleri el yordamıyla deneme – yanılma şeklinde şekillendirdiği bir dönemdi.

“KRİZİN ÖZELLİKLE İLK DÖRT AYI SON DERECE ÇARESİZ BİR DÖNEMDİ”

Bu sebeple krizin özellikle ilk dört ayı son derece çaresiz bir dönemdi. Bu süreçte ülkeler arası bilgi paylaşımı, iş birliği her ne kadar yapıldı, sağlandı, şeklinde gösterilse de bu iş birliğinden sorumlu Dünya Sağlık Örgütü bile koordinasyonsuz kaldı.

Sonucunda da salgının akıbetinde mevsimsel gerileme yaşanmış olsa da ne yazık ki günümüzde ikinci, hatta “üçüncü dalga” gibi ifadelere maruz kalındı. Dolayısıyla bu sürecin bugünlerde olmasa da özellikle gelişme aşamasında doğru yönetildiği kanaatine sahip değilim.

“DÜNYA’DA OLAN BELİRSİZLİK ÜLKEMİZ İÇİN DE GEÇERLİYDİ”

Türkiye turizmi coronavirus sürecini yönetebildi mi? Doğrular, yanlışlar, eksiklikler nelerdir?

Tabi ki ülkeler kendi vatandaşlarını koruma görevleri çerçevesinde birtakım önlemler aldı. Ülkemiz de bu şekilde hareket etti; ancak daha önce de bahsettiğim gibi Dünya’da olan belirsizlik, Ülkemiz için de geçerliydi.

Boyut kestirilememişti ve doğru bir kararla birtakım yasaklar getirilmişti. Bu yasakların kuşkusuz fayda sağladığı muhakkaktır. Lakin sonradan birtakım kaygılarla gevşetilen tedbirler ve deneme yanılma çalışmaları maalesef ülkemize olumsuz olarak yansıdı.

“BİR SORUNUN ÇÖZÜMÜNÜ ARIYORSANIZ ÖNCE SORUNU KABUL ETMEK GEREKİR”

Şunu açıkça ifade etmek lazım. Bir sorunun çözümünü arıyorsanız önce sorunu kabul etmek gerekir. Bunu yaparken de son derece şeffaf, paylaşımcı olmak gerekir.

Pembe tablolar çizilerek ifade edilen sorunlarda ciddiyet olmaz. Kaldı ki bu ciddiyetin algılanmasındaki seviye ise “Eğitim” ile doğru orantılıdır. Bu sebeple bu sorunuzun yanıtı olarak, yöneticilerimiz tarafından ifade edilen ile buna karşı yapılan uygulamalarda tutarsızlık ve samimiyetsizlik yaşanmıştır. Bunun neticesinde de maalesef bedel ödemekteyiz.

TURİZM İKİ KONUYLA DOĞRUDAN BAĞLANTILIDIR; BİRİ TERÖR, DİĞERİ İSE SAĞLIKTIR

Turizm sektörü ise bu bedeli en ağır ödeyen sektörlerin en başında gelmektedir. Zira turizm iki konuyla doğrudan alakalıdır. Biri terör, diğeri ise sağlıktır. Bu maddelerden birisi söz konusu olduğunda turizm en başta etkilenen ve en son toparlanan bir sektördür. Sürecin iyi veya kötü yönetilmesinde de bundan en çok etkilenen ve etkilenmiş bir sektördür.

Kriz anında tepkimiz ve savunmamız nasıldı? Hep birlikte aksiyon alabildik mi? Yoksa farklı yönlere doğru dağılan farklı grupların ortaya çıktığı bir tablo mu oluşturduk?

Aslında biraz önce genel olarak ifade ettiğim gibi kriz anında tepkimiz ve savunmamız ancak ülkemizin ekonomi ve eğitim düzeyinde olabileceği kadar iyiydi. Bu tabi ki başarılıydı anlamına gelmez ama bazı ülkelerden de daha iyi olduğumuz muhakkaktı.

Gerek ekonomi gerek eğitim olarak toplum içinde bulunan ağır farklar da toplu aksiyon alma konusunda dezavantaj oldu.

Bazı kesimler gerekli tedbirleri alırken bazılarının sorumsuzca “Bana bir şey olmaz” mantığı maalesef ortada birtakım tabir caiz ise “serseri mayınları” ortada bıraktı ve bunlar toplum sağlığında sıkıntı yarattı.

Diğer taraftan devletin de bilhassa toplu taşıma konularındaki kifayetsizliği maalesef tanı konmuş olan vatandaşların dahi temasına maruz bıraktı. Neticede sorunuzun karşılığı olan farklı tablolar oluştu.

4 ŞUBEMİZİN FAALİYETİNİ ASKIYA ALDIK

Turizm tarihinin en büyük krizi olan coronavirus sürecini siz kişisel olarak doğru yönetebildiniz mi?

Aslında bu geniş kapsamlı bir soru… Zira günümüzde toplum içinde yaşayan her bireyin kişisel diye bir tanımı yoktur; mutlaka dahil olduğu toplumun bir parçası olarak tanımlanır.

Ancak kapısının arkasındaki alanda bir kişiselliği vardır. Oysa kapıdan çıkıp, asansöre bindiği andan itibaren bu kişisel süreciniz toplumsal sürece dönüşmektedir.

Ben şahsen İstanbul, İzmir gibi metropollerin dışında yaşadığım için bu süreci kısmen daha sağlıklı idare edebildim. Şu ana kadar çok şükür, ailemden veya yakın temasta bulunduğum çevremden bir sorun yaşamadığım için sağlık açısından doğru yönetmekte olduğum söylenebilir.

Ancak iş açısından ise kendimin kurduğu ve 33 senedir faaliyette olan bir firma olarak pandeminin başladığı 8-9 aydan bu yana aldığımız tedbirler kapsamında 4 şubemizin faaliyetlerini askıya aldık ve Mersin ofisimizden kısıtlı olanaklarla faaliyetimizi sürdürme çabasındayız.

Pek çok meslektaşımız da bu süreçte maalesef turizm sektörünün öncelikli ve önemli sektör perspektifinde algılanmamasından dolayı benzeri kaderlerini yaşamaktadır.

“TÜRKİYE TURİZMİNİN KRİZ YÖNETİMİNE GEREKLİ ÖNEMİ GÖSTERDİĞİ SÖYLENEMEZ”

Türkiye turizm sektörü “kriz yönetimi” ne gerekli önemi gösteriyor mu? Bu alandaki eksiklerimiz nelerdir?

Kesinlikle Türkiye turizm sektörünün kriz yönetimine gerekli önemi gösterdiği söylenemez. Oysa turizmin, TOBB’un verilerine göre 50’den fazla sektörü tetiklediği gerçeği göz ardı edilmiş ve gerekli destekler sağlanmamıştır.

“TÜRKİYE’Yİ TURİZMDE İLK 6’YA SOKAN ALT YAPIMIZ SÜRATLE KAYBOLUYOR”

Pek çok meslektaşımız ve rehberler, transfer hizmetleri gibi sektör paydaşlarımız mesleği bırakmış ve Türkiye’yi turizmde ilk 6 destinasyon arasına sokan alt yapımız süratle kaybolmaktadır.

Düşünün ki 1 – 2 sene sonra şayet hayat normale döndüğünde turizm için talep oluştuğunda zamanında desteklenmeyen sektör bu konuda açık verecektir.

TURİZM, TÜRKİYE EKONOMİSİNİN AYDINLIK YÜZÜDÜR

Turizm, Türkiye ekonomisinin aydınlık yüzüdür. Bütçe açığını kapatan en önemli paya sahiptir ama bu konuda destek sağlanmaması ne yazık ki ileride daha büyük maliyetlere neden olacaktır. Bu konuda derhal Bakanlık nezdinde paydaşlarla bir çalışma yapılmalı ve ortaya çıkan tek ve ortak reçete de Bakanlığımız nezdinde hükümet politikası olarak takip edilmeli ve sonuçlandırılmalıdır.

Bundan sonraki süreçte Türkiye turizmi ve sektör paydaşları etkin bir kriz yönetimi için nasıl bir yol izlemelidir?  

Her şeyden önce karşılıklı diyalog ve empati pek çok konuda olduğu gibi bundan sonraki süreçte de Türkiye turizmi ve sektör paydaşlarının, etkin bir kriz yönetiminin koordinasyonunda en önemli faktör olacaktır.

Süreç birlikte samimi olarak gerçek sorunlara odaklanma sürecidir. Bundan önceki krizleri bir hatırlayalım… Hangi yeni bir kriz bir öncekinden daha hafif olmuştur? Yani süreç merdiven basamağı gibi gelişen Dünya ortamında hep daha yeni daha güçlü olarak bir öncekinden daha büyük olmuştur.

BUNDAN SONRAKİ KRİZİN YAŞANAN “PANDEMİ”DEN DAHA KÜÇÜK OLACAĞINI BEKLEMEK FAZLA İYİMSERLİK OLUR

Gerçekçi olursak bundan sonraki krizin yaşanan “pandemi”den daha küçük olacağını beklemek fazla iyimserlik olur.

Bu sebeple krizlerin her daim olabileceği gerçeğini kabul edip altyapı ve koordinasyonun bu şekilde geliştirmenin başta sektör ve memleketimize daha faydalı olacağı muhakkaktır. Aksi halde muhtelif grupların konuları farklı okumaları ve davranışları yani kriz içinde krizi, her şeyi daha fazla imkansız kılar. Bu sebeple sonuç olarak, yaşananlardan ders almayı ve ona göre de eylem planları oluşturmayı bilmek ve denemek lazım.

ACENTALAR İLE HAVAYOLU FİRMALARININ KRİZ DÖNEMİNDEKİ İLİŞKİLERİ DE SINIFTA KALMIŞTIR

Pandemi krizi sürecinde sivil havacılık alanında yaşanan en büyük sıkıntılar nelerdi?

Ülkemizde şubeleriyle birlikte yaklaşık 11 bin seyahat acentası olduğunu göz önüne alırsak bunlardan yaklaşık 7 bin üyenin doğrudan veya dolaylı olarak geçimini havayolu firmalarına yönelik hizmetleri ile sağladığını söyleyebiliriz.

Havayollarının en önemli satış ağı olan acentalar ile havayollarının, bu kriz döneminde ilişkileri de sınıfta kalmıştır diyebiliriz.

Kişisel bazı temaslarla sağlanan çözümler dışında bu zamana kadar halen havayolu firmaları ile acentaların karşılıklı olarak bir araya gelmediği bir süreçte tarafların kendi başlarının çaresine bakması kadar hatalı bir süreç olamaz.

HAVACILIK SEKTÖRÜ İYİ SENARYOYA GÖRE 2024 YILINDA TOPARLANACAK

Oysa havayolu taşımacılığında kartlar da yeniden dağıtılmaktadır. APJC ve PAPGJC Konsey Üyesi olarak katılmakta olduğumuz IATA’nın görüntülü konferanslarında Dünya havacılık sektörü, iyi senaryoya göre 2024, kötü senaryoya göre 2027 yılından önce bir toparlanma beklememektedir. Bu çok kritik bir süreçtir. Uçulan hatların yarıdan fazlası yok olmuştur.

Oysa bu süreçte havayollarının, saha ekibi olan acentalar ile daha yakın iş birliğinde olması gerekirken havayollarında bile yaşanan “muhatap bulunmaması” sorunları maalesef bu şansı da kaçırmaktadır. Bu sebeple sadece sivil havacılık sektörü içinde dahi pandemi sürecinin yaratmış olduğu kriz ve hasarlar oldukça kayda değerdir.

—O—

TÜRKİYE TURİZMİ, KRİZ YÖNETİMİ VE COVID-19 DOSYA KONUMUZUN DİĞER KONUKLARI

Cem Polatoğlu: Türkiye turizminin krizlere karşı güçlü bağışıklığı var

Sedat Bornovalı: COVID-19’u kriz yönetimiyle etkisiz hale getirmenin olanağı yoktu

Ülkay Atmaca: Böyle bir dönemde turizmi sürdürebilmek büyük başarıydı

Deniz Tüfekçi: Bir an önce durum tespiti yaparak hasarın boyutu belirlenmeli

Hamit Kuk: Bu süreçte en doğru adım Güvenli Turizm Sertifikası oldu


“Türkiye Turizmi, Kriz Yönetimi ve COVID – 19” başlıklı dosya konumuzun bir sonraki konuğu TÜRSAB İstanbul Boğaziçi Bölge Temsil Kurulu Başkanı Yüksel Türemez olacak.